AKŞAM | GUNCEL | 05 AĞUSTOS 2009, ÇARŞAMBA
Ergenekon hücre tipi bir yapılanmaya haiz gizli bir örgüt olması, yapılanmasını geniÅŸ bir alana yaymış bulunması, devlet içinde deÄŸiÅŸik kurumlara sızması, gerçekleÅŸtirdiÄŸi eylemlerin ya da teÅŸebbüt ettiÄŸi eylemlerin niteliÄŸi bir taraftan örgütün büyüklüÄŸünü gösterirken diÄŸer taraftan da tüm yapılarının ve mensuplarının aynı anda deÅŸifre edilmesini zorlaÅŸtırdığı ileri sürüldü.
İSTANBUL (A.A) - Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, ''firari ÅŸüpheli Bedrettin Dalan'a ait Beykoz-Poyrazköy'de bulunan İstek Vakfı arazisinde ele geçirilen çok sayıda silah, patlayıcı madde, lav silahı ve mühimmat ile ilgili soruÅŸturmaya devam edildiÄŸi'' bildirildi.
İddianamede, ''Ergenekon silahlı terör örgütüne yönelik bugüne kadar yapılan soruÅŸturma sonucunda terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, cebir ve ÅŸiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teÅŸebbüs etmek, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyana tahrik etmek, halkı kin ve düÅŸmanlığa tahrik etmek, terör örgütüne ait silahları depolamak, genel güvenliÄŸi kasten tehlikeye sokacak ÅŸekilde patlayıcı madde kullanmak, nitelikli kasten öldürmeye azmettirmek, yasaklanan bilgileri temin etmek, kiÅŸisel verileri kaydetmek ve baÄŸlı pek çok suçu iÅŸlemek'' suçlarından 86 ÅŸüpheli hakkında 10 Temmuz 2008 tarihinde hazırlanan iddianame ve aynı soruÅŸturmanın devamı niteliÄŸinde olan 56 ÅŸüpheli hakkında 8 Mart 2009 tarihinde hazırlanan iddianame ile kamu davası açıldığı hatırlatılarak, davaların İstanbul 13.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde sürdüÄŸü ifade edildi.
SoruÅŸturması tamamlanan 52 ÅŸüpheli hakkındaki bu iddianamenin de diÄŸer davalarla birleÅŸtirme talepli olarak açıldığı anlatılan iddianamede, ÅŸunlara yer verildi:
''Ergenekon silahlı terör örgütünün, hücre tipi bir yapılanmaya haiz gizli bir örgüt olması, yapılanmasını geniÅŸ bir alana yaymış bulunması, devlet içerisinde deÄŸiÅŸik kurumlara sızması, gerçekleÅŸtirdiÄŸi eylemlerin ya da teÅŸebbüs ettiÄŸi eylemlerin niteliÄŸi bir taraftan örgütün büyüklüÄŸünü gösterirken diÄŸer taraftan da tüm yapılarının ve mensuplarının aynı anda deÅŸifre edilmesini zorlaÅŸtırmıştır.''
''ÖRGÜTÜN NİHAİ AMACI KAOS YARATIP DEVLETİ ELE GEÇİRMEK''
İddianamede, ''Ergenekon silahlı terör örgütüne'' yönelik bugüne kadar yapılan soruÅŸturmada, ele geçirilen örgütsel içerikli dokümanlar ve elde edilen deliller çerçevesinde, ''örgütün nihai
amacının'', ''Sürekli iç çatışma, kaos, komÅŸu ülkeleri ile düÅŸman, dünyaya kapalı, Avrupa BirliÄŸi ve insan haklarına karşı, ekonomik kriz, iç etnik çatışmalar ve naylon terör örgütleri ile uÄŸraÅŸan ve ekonomik yönden zayıf bir devlet imajı oluÅŸturulmaya çalışılarak, devlet otoritesini içte ve dışta zafiyete uÄŸratmak, ülkeyi yönetilemez hale getirmek, böylece Ergenekon silahlı terör örgütünün daha rahat yönetip, yönlendirebileceÄŸi siyasal iktidarlar oluÅŸturmak, örgütün belirlediÄŸi gizli amaç ve prensiplerinin dışına çıkan tüm siyasal iktidarları deÄŸiÅŸik yöntemlerle kontrol altına almak, bu baÅŸarılamadığı taktirde yasama ve yürütme organlarını devirip kendi ideolojik amaçları doÄŸrultusunda devlet yönetimini ele geçirmek olduÄŸunun anlaşıldığı'' öne sürüldü.
''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün ''darbe çalışmaları çerçevesinde sanık Mehmet Åžener Eruygur baÅŸkanlığında faaliyet gösteren Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun, medya yapılanmasından mafya yapılanmasına, üniversite yapılanmasından, sendika yapılanmasına, sivil toplum kuruluÅŸlarından üniversite gençlik yapılanmasına kadar aktif olarak örgütlenme faaliyetlerini sürdürdüÄŸü görüldüÄŸü'' öne sürülen iddianamede, ''yasama ve yürütme organını devirmeye teÅŸebbüs eylemlerinde tüm bu örgütlenmeleri aynı anda devreye sokarak sözde toplumsal refleksi harekete geçirme adına tertipledikleri mitingler vasıtasıyla kendi kurallarının uygulanacağı bir sistemin kurulması için aktif olarak çalıştıkları anlaşıldığı'' kaydedildi.
''DİĞER TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN FARKI''
İddianamede, ''Ergenekon silahlı terör örgütünün anlaşılıp kavranabilmesi için bölücü ve yıkıcı diye adlandırılan terör örgütlerinden farklı olarak ele alınması ve deÄŸerlendirilmesi'' gerektiÄŸi ifade edilerek, ''Ergenekon silahlı terör örgütü bilinen dini motifli veya Marksist-Leninist metotları benimsemiÅŸ terör örgütlerinden ideolojik olarak farklı bir yapı olarak ortaya çıktığı, bu yapının temelde, Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin örgütün amaçları doÄŸrultusunda istismarına, örgütün amaçları doÄŸrultusunda netice vermeyen demokratik tercihlerin gayrı meÅŸru sayılmasına ve sonuçlarına karşı açık veya örtülü cebri mücadele verilmesine dayalı olduÄŸu'' savına yer verildi.
İddianamede, 'örgütün üye profilinin çeÅŸitliliÄŸinin, ancak örgütün amaçları dikkate alındığında anlaşılabileceÄŸi'' ifade edilerek, ''amaç yasama ve yürütme organlarının cebren ortadan kaldırılması veya çalışamaz duruma getirilmesi olduÄŸunda, itiyadi suçluların, esrar kullanıcılarının, mafya mensuplarının, gazetecilerin, devletin emekli ya da halen görevde olan memurlarının, benzemez, benzetilemez ve normal koÅŸullarda bir araya gelmez kimlikteki baÅŸka kiÅŸilerin örgütün amaçları doÄŸrultusunda iÅŸ bölümü ve hiyerarÅŸi içerisinde bir örgüt yapısı etrafında bir arada tutulmalarının zorunlu olduÄŸu'' kaydedildi.
İddianamede, şunlara yer verildi:
''Bu baÄŸlamda Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması ya da Danıştay'a yapılan menfur saldırı örnekleri ele alındığında, soruÅŸturma kapsamında ortaya çıkan verilerden hareketle; bu eylemlerin yapılması, kamuoyunun örgütün amaçları doÄŸrultusunda yönlendirilmesi, eylemden hemen sonra yapılan ve yaptırılan acil ve olgusal gerçekliÄŸe uygun olmayan açıklamalar ve benzeri tüm faaliyetler örgütün amacına ulaÅŸabilmek için sahip olması gereken üye profilinin bilinen terör örgütlerinin üye profilinden farklı olması gerektiÄŸini ortaya koymaktadır. Ayrıca bir kısım örgüt mensuplarının kılık ve kıyafetlerini deÄŸiÅŸtirerek İstanbul'daki bazı dini gruplara örgütün amaçları doÄŸrultusunda sızmaları, bir kısım örgüt mensuplarının da Ankara da Hizb-ut Tahrir örgütüne sızmaları bilinen terör yöntemleriyle açıklanamayacaktır. Bu nedenlerle Ergenekon silahlı terör örgütünü ülkemizde bugüne kadar ortaya çıkarılmış terör örgütlerine bakarak deÄŸerlendirmeye çalışmak sığ ve sonuçsuz bir çabadan öteye geçemeyecektir.
SoruÅŸturma sonucunda bir kısmı ortaya çıkarılan Ergenekon silahlı terör örgütünün, gerçekleÅŸtirdiÄŸi bir eylemden sonra ankesörlü telefondan gazeteleri arayıp eylemi üstlenmesi ya da elinde KalaÅŸnikofla kırlardan kentlere yürümek isteyen devrimcilerden oluÅŸan kadrolara sahip olmasını beklemek devletimizin karşı karşıya olduÄŸu tehlikeyi algılayamamış olmakla eÅŸ deÄŸerdedir.
Yukarıda gösterilen ölçüler ve bu ölçüler bakımından yapılan deÄŸerlendirmelere göre; Ergenekon silahlı terör örgütü Terörle Mücadele Kanunu ve 5237 sayılı TCK hükümlerine göre silahlı bir terör örgütüdür. Bunun doÄŸal sonucu olarak da bu örgütün mensupları 'terör suçlusudurlar' ÅŸeklindeki tanımlamalar ve tespitlerimiz bu iddianamemizde yer alan tüm ÅŸüpheliler içinde geçerlidir.''
SANIKLARIN ROLLERİ
''Ergenekon silahlı terör örgütünün TSK içerisindeki faaliyetlerini 'Karargah Evleri' ismi altında da gizli hücre yapılanması ile yürüttüklerinin tespit edildiÄŸi'' belirtilen iddianamede, ''bu kapsamda tutuklu sanıklar Neriman Aydın ve Kemal Aydın'ın Kara Kuvvetleri ve askeri okullardaki örgütlenme faaliyetlerinden sorumlu oldukları ve bu amaçla açtıkları evlerde örgüte eleman kazandırmak için çalışmalar yaptıkları, ÅŸüpheli Cengiz Köylü'nün ise hava kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösterdiÄŸi, Erbay Çolakoglu'nun ise Deniz Kuvvetlerine baÄŸlı alt birimlerin
yapılanmasında görev aldığının anlaşıldığı'' iddia edildi.
İddianamede, Kara Kuvvetlerinde görevli ÅŸüpheli Mustafa Dönmez'in, tutuklu sanık Emin Gürses ile örgütsel irtibatlarının bulunduÄŸu, ayrıca örgüte ait silah ve askeri mühimmatı deÄŸiÅŸik yerlerde gizlediÄŸinin belirlendiÄŸi de kaydedilerek, ÅŸüpheliler Mustafa Koç, Cihandar HasanhanoÄŸlu'nun ''Cumhuriyet Çalışma Grubu'' faaliyetlerinin yürütülmesinde görev aldıklarının da tespit edildiÄŸi öne sürüldü.
İddianamede, İbrahim Åžahin liderliÄŸinde eylem ve suikast amaçlı olarak oluÅŸturulduÄŸu anlaşılan hücre yapılanmalarının, emniyet görevlileri ve asker kiÅŸilerden seçilmek suretiyle meydana getirildiÄŸi, emniyet yapılanmasının ağırlıklı olarak özel harekat dairesi baÅŸkanlığında çalışmış kiÅŸilerden oluÅŸtuÄŸunun anlaşıldığı kaydedildi.
''Askeri yapılanma içinde yer alan asker kiÅŸilerin, diÄŸer örgüt üyeleri gibi emekli oldukları dönemde de aktif olarak Ergenekon silahlı terör örgütü yapılanmasında yer aldıkları, bu kapsamda ÅŸüpheli Mustafa Levent GöktaÅŸ'ın da Özel Kuvvetler Komutanlığından emekli olmasından sonra örgütsel faaliyetlerini devam ettirdiÄŸi'' iddiasına yer verilen iddianamede, ''ÅŸüphelilerden İlyas Çınar, Hasan Ataman Yıldırım ve Hüseyin Vural Vural'ın emekli olmalarına raÄŸmen örgüt içi istihbarat ve örgüt üyelerinin motivasyonunun sürdürülmesi faaliyetlerini yürüttükleri, açılan davalarda yargılanan örgüt üyelerinin mahkemede örgüt aleyhine ifade vermemeleri ve örgütte çözülme olmaması amacıyla çalışmalar yaptıklarının belirlendiÄŸi'' kaydedildi.
İddianamede, ''ÅŸüpheli Mustafa Hüseyin BuzoÄŸlu'nun, özellikle Tuncer Kılınç ve Münür Kemal Yavuz'dan temin ettiÄŸi devletin güvenliÄŸi, iç ve dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken belgeleri örgüte ait özel istihbarat arÅŸivine konulmak üzere sakladığı, yine diÄŸer örgüt üyelerinden elde ettiÄŸi gizli belgeleri adı geçen örgüt üyelerine gönderdiÄŸi, ayrıca ÅŸüpheli Mustafa Levent GöktaÅŸ'ın örgütün talimatıyla bazı üst düzey kamu görevlileri ve yargı mensuplarının özel yaÅŸamları ile ilgili görüntülerini kayda aldığı ve yine bu kiÅŸileri dini inanışları,felsefi ve siyasal düÅŸüncelerine göre kiÅŸisel verilerini hukuka aykırı olarak kaydedip sakladığı anlaşıldığı'' ifadesi yer aldı.
''Åžüpheli Engin Aydın'ın sanık İlhan Selçuk'un talimatı ile örgütün kamuda etkinliÄŸini saÄŸlamak amacıyla büyük ve küçük grupların katılımı ile gerçekleÅŸen toplantılar tertip ettiÄŸi, özellikle otellerde yapılan toplantıya katılanların büyük kısmının örgütün gizli amaçlarından haberdar olmadıklarının görüldüÄŸü'' de kaydedilen iddianamede, ''ÅŸüpheliler Erol Manisalı, Mustafa Abbas Yurtkuran, Fatih HilmioÄŸlu, Rıza Ferit Bernay ve Muhittin Erdal Åženel'in 2003-2004 yılları arasında 'Cumhuriyet Çalışma Gurubu' tarafından planlanan ve uygulamaya konulan darbe çalışmalarına iÅŸtirak ettiklerinin tespit edildiÄŸi'' savunuldu.
''Åžüpheli Kemal Gürüz'ün örgütün üst düzey yöneticilerinin talimatları ile hareket ederek, kendilerinin kullanabilecekleri kiÅŸilerin üniversite yönetimlerine seçilmelerini saÄŸlamak amacıyla, seçimlere haksız müdahalede bulunduÄŸu, bazı basın mensuplarına muhalif adaylar hakkında asılsız iddialarla haber yaptırıp, yıpratmaya çalıştıkları anlaşıldığı'' kaydedilen iddianamede, ''ÅŸüpheliler Mehmet Haberal ve Yalçın Küçük'ün örgütün yöneticisi konumunda bulundukları, birçok örgütsel konuda Yalçın Küçük'ün geliÅŸtirdiÄŸi stratejilerin uygulandığı, örgütün belirlediÄŸi strateji doÄŸrultusunda üniversitelerde kadrolaÅŸma faaliyetlerini yürüttükleri, Mehmet Haberal'ın bu amaçla talimatlar verdiÄŸinin belirlendiÄŸi'' ifade edildi.
İddianamede, ''ÅŸüpheliler Mehmet Haberal'ın Mustafa Özbek, ve Erol Manisalı'nın örgütün medya finans yapılanması içinde yer aldıkları kendi medya kuruluÅŸları dışında da örgütün merkez üssü olarak seçtiÄŸi yayın organlarına da doÄŸrudan ve dolaylı olarak yardım ettiklerinin anlaşıldığı'' da belirtilerek, ''ÅŸüpheliler İbrahim Åžahin ile Fatma Cengiz'in Ermeni kökenli kiÅŸiler hakkında bilgi temin etmeye, bir kısım giriÅŸimlerde bulunan kiÅŸilerin isimlerini tespit etmeye çalıştıkları, aralarındaki iletiÅŸim sırasında tespit edilen mesajlardan bir tanesinde İbrahim Åžahin'in kendisini 'Ben Ermenilere karşı kurulan örgütün ilk baÅŸkanıyım' ÅŸeklinde ifadelerle tarif ettiÄŸi, bir baÅŸka mesajda ise 'Asena görev var Ermeni öldürülmeli' ÅŸeklinde talimatlar ilettiÄŸinin anlaşıldığı'' da vurgulandı.
İddianamede, ''ÅŸüphelilerin Sivas'ta ikamet eden ve bölgedeki Ermeni vatandaÅŸların ruhani lideri olduÄŸu tespit edilen Minas Durmazgüler'e yönelik eylem hazırlığı içerisinde bulundukları, 'Ermenilerden özür dilenmesi' yönünde TBMM BaÅŸkanlığına dilekçe vererek kampanya düzenleyen kiÅŸilerin isim listesini temin ettikleri, İbrahim Åžahin'in evinde ele geçen suikast planlarına göre müÅŸtekiler Ali Balkız, Kazım Genç, Mesrob Mutafyan'a yönelik 'tedhiÅŸ planları' hazırladıkları, Ankara Gölbaşı'nda ele geçen silahların planlanan suikastleri gerçekleÅŸtirebilecek sayı ve nitelikte olduÄŸu, S-l isimli yapılanmada ve tedhiÅŸ planlarında isimleri bulunan ÅŸüphelilerin bu suikastlerde görev alacak ekip olarak hazırlandığı kanaatine varıldığı'' anlatıldı.
İSTEK VAKFI ARAZİSİNDE ELE GEÇİRİLENLER
Åžüpheli Mustafa Dönmez ve İbrahim Åžahin grubundan elde edilen silah ve mühimmat dışında, ''firari ÅŸüpheli Bedrettin Dalan''a ait Beykoz Poyrazköy'de bulunan İstek Vakfı arazisinde ele geçirilen çok sayıda silah, patlayıcı madde, lav silahı ve mühimmat ile ilgili soruÅŸturmaya Cumhuriyet BaÅŸsavcılığınca devam edildiÄŸi de belirtilen iddianamede, soruÅŸturma kapsamında elde edilen delillerden ''Ergenekon silahlı terör örgütü''nün 2003-2004 yıllarında Türkiye'de darbe yapmak için plan ve projeler hazırladığı, bu planlarını uygulamaya koyarak darbeye teÅŸebbüs ettikleri anlaşıldığı'' savunuldu.
İddianamede, şunlara yer verildi:
''Fakat örgütün 2004 yılından sonra günümüze kadar gerçekleÅŸtirdiÄŸi ya da gerçekleÅŸtirmeyi planladığı eylemlere bakıldığında darbe teÅŸebbüsünden hiçbir zaman vazgeçmediÄŸi, ülkede darbe zemini oluÅŸturmak ve nihayetinde de Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki uzantıları ile hedefledikleri darbeyi gerçekleÅŸtirmek için faaliyetlerini sürdürdükleri görülmektedir.
Nitekim, 2003-2004 yıllarında hazırlanan 'Ayışığı' kod adlı darbe planında 'Ayışığı' ve 'Yakamoz' darbe planlarını hazırlayan ve uygulayacak olan kadrolar deÅŸifre olur ve dağıtılırsa planın aynen devam ettirilmesi için ikinci bir yapılanma oluÅŸturulması ve bu yapılanmanın çok gizli tutulması' gerektiÄŸi belirtilmiÅŸtir.''
4 AYRI DARBE PLANI İDDİANAMEYE GİRDİ
Åžüphelilerden ele geçirilen verilerden ''Ergenekon silahlı terör örgütünün 2003-2004 yıllarında ve sonrasında mevcut hükümeti silah zoru ile devirip antidemokratik yollarla devlet idaresini
ele geçirmeyi planladığı'', bu çerçevede ''Sarıkız'', ''Ayışığı'', ''Yakamoz'' ve ''Eldiven'' olmak üzere 4 ayrı darbe planı hazırlığı yapıldığının anlaşıldığı belirtilen iddianamede, ÅŸöyle devam edildi:
''Ergenekon silahlı terör örgütü tarafından kurulan ve yönlendirilen Cumhuriyet Çalışma Grubu hazırladığı ve uygulamaya koyduÄŸu darbe planları çerçevesinde; Hilmi Özkök'ün istifası talebini içeren kendileri tarafından kaleme alınmış mektupları, muvazzaf askerler tarafından hazırlanmış görüntüsü verilerek Hilmi Özkök'e gönderilmek suretiyle onu baskı altına almaya çalıştıkları, darbe hazırlıklarına destek saÄŸlamak amacıyla emekli generallere mektup gönderdikleri, ulusal yayın yapan gazete ve televizyon sahiplerinin çaÄŸrılarak, iktidardaki hükümet aleyhine ve özellikle askerin hükümete bakış açısını sert mesajlarla topluma duyurulması amacıyla yayın yapılması için baskı yapıldığı ve bu yapılan baskılar sonucunda amaçlanan yayınların yapılmasının saÄŸlandığı, örgüt yöneticisi İlhan Selçuk'un ve örgüt üyesi Mustafa Balbay'ın talimatları ile Cumhuriyet Gazetesinin örgütün amacı doÄŸrultusunda bu yöndeki haberleri manÅŸetten vermek suretiyle darbe hazırlıklarına katkıda bulunmaya çalıştıkları, ülkede kargaÅŸa meydana gelmesini saÄŸlamak amacıyla öÄŸrencileri gösterilerle sokaÄŸa dökmeye çalıştıkları, bu amaçla bazı rektörlerle görüÅŸtükleri, ayrıca rektörlerden hükümete sert tepki göstermelerini istedikleri, bunun üzerine harekete geçen bazı rektörlerin hükümet aleyhine sert açıklamalar yaptıkları, özellikle Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticileri dönemin YÖK BaÅŸkanı Kemal Gürüz ile Ä°Ü Rektörü Kemal AlemdaroÄŸlu'nun bu organizasyonları yaptıkları, 'Ordu göreve' yazılı pankartların asıldığı mitinglerde görüntü kayıtlarının bulunduÄŸu, o dönem iktidarda bulunan hükümeti parçalayıp ülkeyi yönetmeyecek hale getirmek ve bunun sonucunda ülkede çıkacak kaosla darbeye zemin oluÅŸmasını saÄŸlamak amacıyla, örgüt üyesi İsmail Yıldız'a milletvekilleri hakkında araÅŸtırma yaptırdıkları ve bu yolla iktidar partisinden ayrılabilecek nitelikteki milletvekillerini tespit ettikleri, bu doÄŸrultuda örgüt üyeleri Levent Ersöz, Hasan Atilla UÄŸur ve İsmail Yıldız'ın mecliste yer almayan bazı siyasi parti liderleri ile görüÅŸtükleri ve yapılan bu görüÅŸmeyi kayda aldıkları, bu amaçla bakanlar, milletvekilleri, üst düzey bürokratların siyasi görüÅŸleri ve yaÅŸam tarzları ilgili kiÅŸisel verileri hukuka aykırı olarak kaydettikleri, ayrıca örgütün stratejileri arasında bulunan 'Kıbrıs sorunun çözümsüzlüÄŸe götürmek' amacına matuf olarak açıklamalar yaptıkları, sivil toplum kuruluÅŸlarını yönlendirmeye çalıştıkları ve böylece ülkenin dış politikasının olumsuz yönde etkileyerek siyasi istikrarsızlığı saÄŸlamaya çalıştıkları, Mehmet Åžener Eruygur'un Kıbrıs Büyükelçisini makamına çağırarak bundan sonraki süreçte her talimatı kendisinden alacağını, Genelkurmay BaÅŸkanı çağırdığında kendisine basit bilgileri vereceÄŸini, önemli husustaki bilgileri bizzat kendisine vermesi gerektiÄŸi ÅŸeklinde talimat verdiÄŸinin ses ve görüntü kayıtlarından anlaşıldığı, darbe planları içerisinde yer alan kuvvet komutanlarının, uyguladıkları plana uygun olarak, yürütme organı üzerinde baskı amacıyla harp okullarının eÄŸitim dönemi açılış ve diploma törenlerinde sert açıklamalar yaptıkları, Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticisi İlhan Selçuk, örgüt üyeleri Mustafa Balbay, Levent Ersöz, Hasan Atilla UÄŸuR'un çoÄŸu kez Åžener Eruygur'un makamında gizli toplantılar yaptıkları, burada eylem planını görüÅŸtükleri, özellikle İlhan Selçuk'un içinde yer aldığı 9 Mart 1971'de darbe teÅŸebbüsü ile ilgili tecrübelerini aktararak dikkat edilmesi gereken hususlarda tavsiyelerde bulunduÄŸu, İlhan Selçuk'la Åžener Eruygur ve diÄŸer asker kökenli örgüt üyeleri arasındaki irtibatı ve haberleÅŸmeyi Mustafa Balbay'ın saÄŸladığı, bu dönemde 'Ulusal Birlik Hareketi'ni kurdurarak, kendilerine yakın sivil toplum kuruluÅŸlarını tek merkezden yönetmeye çalıştıkları, Cumhuriyet Çalışma Grubu'nun planları arasında yer alan 'sendikaların maniple edilmesi' stratejisine uygun olarak, özellikle örgüt üyesi Mustafa Özbek'in baÅŸkanı olduÄŸu sendika ile kendileri ile birlikte hareket edecekleri yönünde tespitler yaptıkları bazı sendikaları amaçlarına uygun olarak yönlendirdikleri anlaşılmıştır.''