AKÅžAM | PAZAR | 02 AÄžUSTOS 2009, PAZAR
Üç hediye domatesle baÅŸlayan bir hikayenin sonunda bugün 1500'ü aÅŸkın kiÅŸi balkonlarında ve bahçelerinde pembe domates yetiÅŸtiriyor, deneyimlerini blog'larında paylaşıyor. Pembe Domates Ağı size de yakın...
İçi beyazlaÅŸmış, sert, kokusuz ve tatsızlığından 'odun' yiyormuÅŸuz hissi veren laboratuar domateslerinin pazarları ele geçirmesinden beri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir tür var; pembe domates. 2005 yazında bu türle tanışan Avniye ve Mehmet TansuÄŸ'un giriÅŸimleriyle kurulan Pembe Domates Ağı sayesinde bugün 'balkon tarımı'yla pembe domates yetiÅŸtiren 1500'ü aÅŸkın kiÅŸi bulunuyor.
Ağın sözcüsü, turist rehberliÄŸi yapan YeÅŸim GüriÅŸ'ten, pembe domates tohumunun Türkiye'deki en önemli kaynağının 50 yıldır Hafize Baliç'in Çerkezköy'deki bahçesi olduÄŸunu öÄŸreniyoruz. Belki duymuÅŸsunuzdur, domatesin hikayesi ilginç. Anavatanı Amerika'dan zaman içinde tüm dünyaya yayılmış ve farklı renklere, biçimlere evrilmiÅŸ. Sebze mi meyve mi olduÄŸu tartışılırken vaktiyle mahkeme kararıyla sebzelik statüsüne kavuÅŸmuÅŸ. Aslında ABD'li tüccarlar o yıllarda (19. yüzyılın sonları) gümrük yasasının meyveye tanıdığı vergi indiriminden yararlanmak için domatesi meyve statüsüne almak istiyorlarmış ama bu yöndeki tüm bilirkiÅŸi raporlarına karşın yargıç, 'meyve olsaydı yemekten sonra yenirdi' diyerek domatesi sebze ilan etmiÅŸ.
İNCE KABUKLU, NARİN, LEZZETLİ...
Pembe domatesin Türkiye'ye balkan göçmenleriyle yayıldığını söylüyor GüriÅŸ. Bugün seyrek de olsa Anadolu'nun çeÅŸitli yerlerinde yetiÅŸtiriliyor. Özellikleriyse ÅŸöyle; ince kabuklu, çok narin ve bir o kadar da lezzetli. Bugünün raf ömrü artırılmış laboratuar domatesiyle karşılaÅŸtırırsak, 'günümüzde her ÅŸey üretildiÄŸi yerde tüketilmediÄŸi için pembe domates bu yarışta haksız rekabet sonucu yaya kalmıştır' diyor GüriÅŸ; 'Köylü onu pazara götürene kadar ince kabuÄŸu yırtılır, sulu içeriÄŸi dışarı çıkar, bu yüzden ekonomik ömrü kısadır. Aynı nedenle artık çiftçiler tarafından ekilmemektedir. Nesli tükenme tehdidi ile karşı karşıyadır. Oysa bir kere doÄŸal pembe domatesten tadan bir kiÅŸi bir daha asla evine o konvansiyonel tarım ürünlerini sokmak istemez! Hem saÄŸlık hem verdiÄŸi keyif açısından pembe domates hiçbir ÅŸeyle kıyas edilemez.'
Avniye ve Mehmet TansuÄŸ çifti 2005 yılında arkadaÅŸlarından, anneleri Hafize Baliç'in yetiÅŸtirdiÄŸi üç domatesi hediye olarak almışlar ilk kez. Tohumlarını kurutup saklarken bir yıl sonra arkadaÅŸları o tohumlardan balkonda ya da bahçede pembe domates yetiÅŸtirebileceklerini söylemiÅŸ ve her ÅŸey böylece baÅŸlamış. Üç domatesten 100'e yakın fide çıkmış ve onun tohumlarını arkadaÅŸlarına dağıtmaya baÅŸlamışlar. Bir süre sonra iÅŸin püf noktalarını paylaÅŸtıkları, yetiÅŸen domateslerin neredeyse her gününü aktardıkları web günlüÄŸünü açmışlar. Arkasından da büyük bir ilgiyle karşılaÅŸmışlar ve 100-150 üyeden oluÅŸan Pembe Domates Ağı (PDA) böylece hayata geçmiÅŸ.
PEMBE DOMATESÇİLERE TİCARET YASAK
Bugün üye sayısı 1500'ü aÅŸan aÄŸa katılmak için hazırladıkları manifestoyu kabul etmek ÅŸart; buna göre tohumu elde edince temiz toprak ve doÄŸal yöntemlerle yetiÅŸtirmek ve tekrar elde edilen tohumları herhangi bir ticari amaca sapmaksızın PDA içinde karşılıksız paylaÅŸmak gerekiyor. Aksi saptandığında üyelik düÅŸürülüyor. EÄŸer kabul eder ve aÄŸa katılırsanız ilk tohumlarınızı almak için tohum paylaşım zamanını, yani ocak-ÅŸubat aylarını beklemeniz gerekiyor. Peki, balkonunuzda pembe domatesi kolayca yetiÅŸtirebilir misiniz? 'DoÄŸal pembe domates, bir balkonda yetiÅŸtirilebilecek en zor ÅŸeydir' diyor GüriÅŸ, 'ama sevginizi katarsanız mümkündür.' Tohumdan domatese geçen 90 gün boyunca karşılaÅŸabileceÄŸiniz her türlü zorluÄŸun üstesinden, web günlüÄŸü pembedomates.blogspot.com sayesinde gelebilirsiniz. Korkutmak gibi olmasın, 'ben de baÅŸarabilirim' diyorsanız üye olmak için de aynı günlükteki ya da www.pembedomates.org adresindeki kısa formu doldurmanız yeterli.
PEMBE DOMATES GDO'YA KARÅžI
Pembe Domates Ağı'nın amaçlarından biri de genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ organizmalara (GDO) karşı insanları bilinçlendirip ortak bir tavır geliÅŸtirmek. YeÅŸim GüriÅŸ, GDO'ların daha az emek ve riskle daha çok para kazanma hırsından doÄŸduÄŸunu ve kısa sürede büyük ÅŸirketlerin tehlikeli biçimde bu alanda tekelleÅŸtiÄŸini söylüyor.
GDO'ların Türkiye'deki durumu nedir?
GDO'lar halihazırda Türkiye'de yasak ama ülkemizde bir ürünün GDO'lu olup olmayacağını anlayacak bir laboratuar yok. Mesela GüneydoÄŸu'da ve Trabzon'da bazı yabancı tohum firmaları ne olduÄŸu bilinmeyen tohumlar dağıtmıştır çiftçiye. Trabzon'da tohumdan çıkan mısırı hayvanlar bile yememiÅŸtir. Yeterince denetim yapıldığını söylemek zor.
Türkiye'de var mı yani GDO'lu domatesler, mısırlar?
Sadece onlarla bitse iyi. GDO'lu ürünler her yerdeler. Bebek maması da dahil 1600'den fazla iÅŸlenmiÅŸ gıdadan bahsediyoruz! YediÄŸiniz çikolata ya da mısır cipsi paketinin üzerini okuyun. Tabii ki büyüteçle. Kimse almaz diye GDO yazamıyorlar ama soya lesitini, mısır ÅŸurubu, fruktoz, glikoz gibi genetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ organizma dolu her paketin içi. 'Ama bu GDO'lu' derseniz haksız rekabetten mahkum olursunuz. Diyelim ki GDO devi Amerika'dan mısır ithal ettiniz. Gümrükte 'bunlar GDO'suz' demeniz yeterli oluyor, ne laboratuar var ne de bizi buna karşı koruyacak bir biyo-güvenlik yasamız.
Çok mu tehlikelidir bu ürünler?
Mesela henüz geçen Mayıs ayında 'MON 810' kodlu GDO'lu mısırların ekimi Almanya ve birçok Avrupa ülkesinde yasaklandı. Hayvan yemi olan bu mısır, hayvanların saÄŸlığına zararlı bulundu. Viyana Üniversitesi son olarak bir rapor yayınladı GDO'lu yiyecekler kısırlığa neden oluyor diye. Alerjiye, astıma, antibiyotik direncine neden olduÄŸu da deneylerle belirlenmiÅŸ.
Tohumculuk yasası ve biyo-güvenlik yasa tasarısı konuÅŸuluyor bu sıralarda, nasıl bir yasadır bu?
2006'da çıktı bu yasa, 2011'de yürürlüÄŸe girecek. Bu yasanın 5. maddesine göre ancak kayıt altına alınmış tohumlar ekilebilecek. Tohumuna patent alamayan çiftçi, ticari amaçla kendi geliÅŸtirdiÄŸi tohumunu satamayacak, aksine davranan çiftçiler ceza alacak. Böylece tekellerin ürettiÄŸi tohumlar bütün piyasayı ele geçirirken Anadolu'daki binlerce türün yok olmasının önü açılacak. Bu yönetmelik yüzyıllar boyunca ıslah edilerek günümüze kadar ulaÅŸmış doÄŸal türler üzerinde bireysel hak sahipliÄŸinin önünü de açacak. Bir de en çok endiÅŸe ettiÄŸimiz tohumun kilitlenerek patentlenmesi. KısırlaÅŸtırılmış tohumu ancak bir yıl ekebiliyorsun, ertesi yıl tekrar aynı ÅŸirketten alman lazım. Tekellere bağımlılığı artıran, tarımın sonunu getirecek bir durum:
Peki, biyo-güvenlik yasası nedir?
Çıkacak olan biyo güvenlik yasası ise hala ayrı bir muamma. Tüm yetkililerden rica ediyoruz; en büyük GDO üreticilerinden Arjantin'in bile okuyup 73 sayfa eleÅŸtiri yazabildiÄŸi ve ısrarla GDO karşıtı kiÅŸi ve kurumlara tüm taleplerimize raÄŸmen gösterilmeyen yasa tasarısı acilen kamuoyuna açıklansın.
EYÜP TATLIPINAR