AKŞAM | SIYASET | 05 AĞUSTOS 2009, ÇARŞAMBA
CHP Genel BaÅŸkanı Deniz Baykal, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan'ın AK Parti Genel BaÅŸkanı sıfatıyla DTP'li yetkililerle görüÅŸmesine iliÅŸkin olarak, ''Bugün görüÅŸmeye gittiÄŸi DTP'nin yetkilileri bu görüÅŸmenin aslında kiminle yapılmakta olduÄŸunu açıkça ifade ediyorlar'' dedi.
ANKARA (A.A) - Baykal, ''GörüÅŸmenin muhatabı hiç kuÅŸku yok PKK'dır. PKK'nın çeÅŸitli biçimlerde yansımasıdır. Bunu saklayarak, gerçeÄŸi örtbas ederek bir yerlere varmak mümkün deÄŸildir. Önce bu tip iÅŸlerde samimiyet, dürüstlük esastır'' diye konuÅŸtu.
NTV'nin canlı yayınına katılan Baykal, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan'ın DTP yöneticilerini ''BaÅŸbakan deÄŸil, AK Parti Genel BaÅŸkanı sıfatıyla kabul etmesi'' ve ''Ben DTP'yi PKK ile aynı kefede deÄŸerlendirmiyorum, deÄŸerlendirmek istemiyorum'' ÅŸeklindeki sözlerine iliÅŸkin soru üzerine, ''BaÅŸbakan'ın bu gayreti, konuyu deÄŸiÅŸik bir çerçeve içinde sunma gayreti bir ÅŸeyi deÄŸiÅŸtirmez. Ama bir ÅŸeyi yansıtır'' dedi.
BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın bugüne kadar terörü lanetlememesi halinde DTP ile temas kurmayacağını ifade ettiÄŸini, bunu da bir temel siyasi ilke olarak ortaya koyduÄŸunu savunan Baykal, ''Åžimdi o ilkesini koruyamıyor. O ilkesinin arkasında duramıyor. Åžartlar onu DTP ile bir araya gelmeye zorladı. Åžimdi bu doÄŸrultuda bir gayrettir bu ama inandırıcılığı yok'' diye konuÅŸtu.
Temasın aslında kiminle olduÄŸunun da çok açık olduÄŸunu ileri süren Baykal, DTP'nin bugüne kadar yaptığı açıklamaların bunun göstergesi olduÄŸunu kaydetti. Baykal, ÅŸöyle devam etti:
''Bu konularda kimlerle temas kurulabileceÄŸi Kandil Dağı'ndaki kiÅŸinin bir gazeteciyle yaptığı görüÅŸmede ifade edilmiÅŸti. O demiÅŸti ki 'müzakereyi ya İmralı'yla yaparsınız ya bizimle yaparsınız ya da DTP ile yaparsınız'. Åžimdi bunların arasında bir mahiyet farkı var mı? Kandil'le yapılsa İmralı'yla yapılmamış mı olacak? 'Bu üçü bizim için aynıdır' diyor 'Bu üçünün farkı yok' diyor, 'Bunlardan birisiyle konuÅŸun' diyor. Åžimdi BaÅŸbakan da konuÅŸuyor onlardan birisiyle. Bu konuÅŸma Kandil'le de yapılmış konuÅŸma sayılır, İmralı'yla da yapılmış konuÅŸma sayılır, çok açık olarak. Bu hem onların ifadesi bakımından hem de DTP yetkililerinin bugüne kadar yaptıkları açıklamalar bakımından...''
''SAMİMİYET, DÜRÜSTLÜK ESASTIR''
DTP'li yöneticilerin açıklamalarının görüÅŸmenin kiminle yapıldığını ortaya koyduÄŸunu ileri süren Baykal, BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın da bunu bilerek görüÅŸmeyi gerçekleÅŸtirdiÄŸini savundu. Baykal, ÅŸöyle devam etti:
''Bugün görüÅŸmeye gittiÄŸi DTP'nin yetkilileri bu görüÅŸmenin aslında kiminle yapılmakta olduÄŸunu açıkça ifade ediyorlar. Bu görüÅŸmeler daha gündeme gelmeden önce Kandil görüÅŸmelerin kiminle yapılabileceÄŸini söylemiÅŸti. Ve onların arasında DTP de vardı, kendisi de vardı, İmralı da vardı. Bunların arasında ayrım olmayacağı ifadesinden anlaşılmıştı. Aynı ÅŸeyi İmralı da söylüyordu, 'bunların her birisiyle görüÅŸülebilir' diye. GörüÅŸmenin muhatabı hiç kuÅŸku yok PKK'dır. PKK'nın çeÅŸitli biçimlerde yansımasıdır. Bunu saklayarak, gerçeÄŸi örtbas ederek bir yerlere varmak mümkün deÄŸildir. Önce bu tip iÅŸlerde samimiyet, dürüstlük esastır. Ne yapıldığının açıkça ortaya konması esastır. Halbuki tam tersi bir tablo ile karşı karşıyayız.''
Baykal, Hükümetin konuya iliÅŸkin düÅŸüncesini ve yapmak istediklerini açıklıkla kamuoyuyla paylaÅŸmadığını, ''sisler arkasında bir çalışma yürütüldüÄŸünü'' ileri sürdü.
İçiÅŸleri Bakanı BeÅŸir Atalay'ın kendisinden randevu talep etmesi durumunda tavrının ne olacağı sorusuna da Baykal, ''Bu, randevularla kapalı kapılar arkasında konuÅŸulabilir olmaktan artık çıkmıştır. Konuyu netleÅŸtirmeye ihtiyaç vardır. Neyi konuÅŸacağımızı önceden bilmemiz lazım. Bizimde bu sisli atmosfere katkı yapmamız doÄŸru deÄŸildir'' karşılığını verdi.
Hükümetin büyük bir bekleyiÅŸ yarattığını ancak içerik hakkında bilgi vermediÄŸini kaydeden Baykal, ortaya atılan talepler olduÄŸunu ileri sürdü. Hükümetin bunları dinledikten sonra talep edenlerle bu talepler zemininde bir müzakere zeminine girdiÄŸini iddia eden Baykal, ''Türkiye bir bekleyiÅŸin içine sokuluyor. Bu bekleyiÅŸin iki tarafı da meçhuldür. Ne verileceÄŸi meçhuldür, buna karşılık silahlı terör örgütünün nelerden vazgeçeceÄŸi meçhuldür'' dedi.
GörüÅŸmüÅŸ olmak için bir araya gelmenin sorunların çözümüne katkı saÄŸlamayacağını belirten Baykal, ÅŸunları söyledi:
''BaÅŸbakan'ın ya da hükümet adına konuÅŸacak yetkili kiÅŸilerin dillerinin altındaki baklayı çıkarmaları lazımdır. Bu çıkmadan konuÅŸmak o dilin altındaki baklaya destek vermek anlamına geliyor. Biz iyi niyetli bir çözüm istiyoruz ama karşımızdakinin neyin peÅŸinde olduÄŸunu bilmiyoruz. Bu konuda iyi niyetli kabullerle yola çıkma ÅŸansımız artık kalmamıştır. Konunun netleÅŸtirilmesine ihtiyaç var. Hükümet ne yapmak istediÄŸini kamuoyunun önüne açıkça koymalıdır. Yeterince kulis yaptılar, yeterince perde arkası çalışma yaptılar. Daha isterlerse yapabilirler, kimlerle yapacaklarsa... Biz, bunun dışındayız ne istediklerini açıkça ortaya koyacakları noktaya kadar bu süreci izleyeceÄŸiz. O ortaya konduktan sonra da deÄŸerlendirmemizi yaparız.''
NEYE DESTEK VERDİĞİMİZİ BİLMEK İSTİYORUZ''
CHP Genel BaÅŸkanı Deniz Baykal, ''Kürt açılımı'' tartışmalarına iliÅŸkin olarak, ''Artık bu noktada da bu oyalamaya devam etme hakkı yoktur hükümetin. Ne istediÄŸini artık söyleyecektir. Kimseyi oyalamaya kalkmasın, kimseyi aldatmaya kalkmasın, kimseye de tuzak kurmasın. Neye destek verdiÄŸimizi bilmek istiyoruz'' dedi.
Baykal, NTV'nin canlı yayında ''Kürt açılımı'' tartışmaları ve hükümetin bu yöndeki çalışmalarına iliÅŸkin soruyu yanıtlarken CHP'nin konuya iliÅŸkin görüÅŸlerinin açık olduÄŸunu ve her fırsatta dile getirdiklerini aktardı.
''Biz bu sürece yardımcı olmak istiyoruz. Ama yardımı kapalı kapılar arkasında ne olduÄŸunu bilmediÄŸimiz bir yol haritasının parçası haline dönüÅŸerek yapmak istemiyoruz'' diyen Baykal, CHP'nin yaklaşımının temelinde ''etnik ayrışmadan uzak durulmasının yattığını'' belirtti.
Ayrıştırıcı deÄŸil, kaynaÅŸtırıcı politikalara yönelinmesi gerektiÄŸini kaydeden Baykal, ''Åžu anda amacı kaynaÅŸtırma deÄŸil ayrıştırma olan çevreler bu süreci ayrıştırmaya yönelik politikalar için mesafe kazanma fırsatı olarak deÄŸerlendiriyorlar. Ve o doÄŸrultuda bir takım açılımlar yapmak istiyorlar'' dedi.
YaÅŸanan süreç nihai sonucu mu getirecek yoksa yeni talepleri mi ortaya çıkaracak bunun bilinmesi gerektiÄŸini kaydeden Baykal, ''bir ÅŸey olmaz'' anlayışıyla kabul edilen ayrıştırıcı bir takım taleplerin ileride daha kapsamlı talepleri getireceÄŸini savundu.
Baykal, ''Siz iktidarda olsaydınız, bu açılımı ÅŸeklen nasıl baÅŸlatırdınız?'' sorusunu yanıtlarken de ''Önce ne yapmak istediÄŸimizi açıkça ilan ederdik'' dedi.
''Amacı tuzak kurmak olmayanların dürüst ve açık bir yaklaşım sergilemesi gerektiÄŸini'' belirten Baykal, ÅŸöyle konuÅŸtu:
''Yapacağınız eÄŸer ayrıştırmaya götürecekse, içinizden hissediyorsanız Türkiye'yi ayrıştırmaya götüreceÄŸini o zaman sıkıntıdasınız demektir. 'Ben o sıfatla görüÅŸmüyorum, bu sıfatla görüÅŸüyorum' dersiniz. Ya da 'sen söyle bakalım ne yapalım ben iyi niyetliyim, bir çare söyle' dersiniz. Åžimdi onlar yapılıyor. Artık bu noktada da bu oyalamaya devam etme hakkı yoktur hükümetin. Ne istediÄŸini artık söyleyecektir. Kimseyi oyalamaya kalkmasın, kimseyi aldatmaya kalkmasın, kimseye de tuzak kurmasın. Neye destek verdiÄŸimizi bilmek istiyoruz.''
''GÖRÜÅžÜP NE YAPACAÄžIZ?''
Baykal, DTP lideri Ahmet Türk'le görüÅŸüp görüÅŸmeyeceÄŸine iliÅŸkin soru üzerine de ikili görüÅŸmelerin belli bir noktada sorunun çözümüne katkı yapması halinde anlamlı olduÄŸunu ifade etti.
Deniz Baykal, sözlerini ''Biz konunun tarafları deÄŸiliz. GörüÅŸüp ne yapacağız, neyi kararlaÅŸtıracağız? Benim görüÅŸüm ortada, ne istediÄŸimi söylüyorum Onun düÅŸüncesi, uygulaması ortada. Benim ona yönelik eleÅŸtirilerim ortada. 'Terörü lanetle, iliÅŸkini PKK ile kes' diyorum. 'Bunu yapmadığın sürece olmuyor' diyorum'' ÅŸeklinde sürdürdü.
Hükümetin CHP'nin düÅŸüncelerini temel alan bir anlayış içine girmesi halinde destek vereceklerini de belirten Baykal, inanmadıkları bir çözüme destek vermelerinin, yanlışa alet olmalarının mümkün olamayacağını kaydetti.
Baykal, affa iliÅŸkin soru üzerine de bunun terörle mücadelede bir yöntem olmadığı, ancak silahların tamamen sustuÄŸu bir ortamda gündeme gelebileceÄŸi görüÅŸünü yineledi.
TSK İLE HÜKÜMET İLİŞKİSİ
Deniz Baykal, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Hükümet iliÅŸkisine yönelik bir soruyu yanıtlarken de ÅŸunları söyledi:
''Türkiye'nin temel bir kurumu olarak Silahlı Kuvvetler ile hükümetin saÄŸlıklı bir iliÅŸki içine girmemiÅŸ olması çok üzüntü vericidir. Bu sıradan kırgınlık, küskünlük olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Ciddi bir olaydır, Türkiye'nin temel konusudur. Maalesef hiç bir hukuk devletinde, demokratik düzeyde karşılaÅŸmayacağımız tablolar önümüze çıkmıştır. Bunun nereden kaynaklandığını görmek ve çözmek lazım. O meÅŸhur Dolmabahçe görüÅŸmesinin bu nitelikte bir görüÅŸme olduÄŸu kanaati içindeyim'' dedi.
Baykal, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan ile dönemin Genelkurmay BaÅŸkanı emekli Orgeneral YaÅŸar Büyükanıt'ın, ''Dolmabahçe görüÅŸmesi''nin asker-sivil iliÅŸkilerini yeni bir zemine oturtmak amacıyla yapıldığını düÅŸündüÄŸünü ifade etti. Silahlı Kuvvetler'in demokratikleÅŸme, sivil etkinin artırılması doÄŸrultusundaki sürece destek verdiÄŸini belirten Baykal, ''Dolmabahçe'de galiba onlar oturup bir temel mutabakatla 5-10 yıl sonrası için Silahlı Kuvvetler ve sivil siyaset iliÅŸkisinin ne olması gerektiÄŸi konusunu kendi aralarında bir temel mutabakata baÄŸladılar galiba, gibi bir deÄŸerlendirme içindeyim'' dedi.
EÄŸer mutabakata varılmışsa bunun asker ayağının askeri, sivil ayağının sivil kurumlarla paylaşılması gerektiÄŸini ifade eden Baykal, ancak görüÅŸme sonrası ''mezara kadar bu özel sırrımızdır'' ÅŸeklinde bir tavrın ortaya çıktığını kaydetti.
Mutabakattan sonra özellikle son dönemde, asker sivil iliÅŸkisinin bir ortak anlayışa dayalı olarak sürdürülmediÄŸini gördüklerini belirten Baykal, askere sivil yargı yolu açan düzenlemenin Silahlı Kuvvetler'in tamamen bilgisi dışında yapıldığını söyledi. Baykal, ''Åžimdi geldiÄŸimiz noktada böyle bir mutabakatı saÄŸlamaya ihtiyaç var. Uyum içinde olacaklar, ama o uyum bir vesayet altında uyum olmayacak'' dedi.
MECLİS BAŞKANI İLE İLİŞKİLER
TBMM BaÅŸkanlığı seçimine iliÅŸkin bir soru üzerine Baykal, ''AKP'ye baÅŸkan seçer gibi TBMM'ye baÅŸkan seçilemeyeceÄŸini'' ifade ederek, Meclis'te grubu bulunan partiler ve bağımsız milletvekillerinin görüÅŸleri de dikkate alınarak, uzlaÅŸma arayarak baÅŸkan seçilmesi gerektiÄŸini söyledi. Baykal, ÅŸunları kaydetti:
''Sayın BaÅŸbakan artık kendi vesayet anlayışını toplumun her kurumuna taşıyacak kadar rahat hissediyor. Vesayet iddiası baÅŸkanlık seçimiyle Meclis'e de taşınmıştır. Sayın ErdoÄŸan tek başına Meclis BaÅŸkanını tayin etmiÅŸtir, bu yanlıştır. Kendisi için de yanlıştır. AKP'nin meclisi deÄŸil söz konusu olan Türkiye'nin meclisi. İnsanların gönlünü kırarak, dışlayarak, adam yerine koymayarak, 'istediÄŸimi yaparım' anlayışıyla yürümek doÄŸru bir yaklaşım deÄŸil. Sayın BaÅŸbakan maalesef bu duyguya teslim olmuÅŸ durumda.''
''Mehmet Ali Åžahin nasıl bir Meclis BaÅŸkanı olacak sizce?'' sorusu üzerine Baykal, bunun için Åžahin'in geçmiÅŸteki uygulamalarına bakmak gerektiÄŸini söyleyerek, ÅŸöyle devam etti:
''GeçmiÅŸteki uygulamalarına baktığınız zaman Deniz Feneri konusunda Adalet Bakanına uygun düÅŸtüÄŸüne inanmadığım davranışlar sergilemiÅŸtir. Alman Büyükelçisi ile konuyu konuÅŸarak, Deniz Feneri'ni Alman yargısı içindeki geliÅŸimini yönlendirmek istemiÅŸtir ve bu tespit edilmiÅŸtir, Deniz Feneri'ni savsaklamıştır. Belki bu konudaki tutumuyla BaÅŸbakan'a yeterli güveni vermiÅŸtir. BaÅŸbakan çünkü bu anlayışın sahibidir ve Adalet Bakanından bunu beklemektedir. Bu onun lehine bir uygulama olmuÅŸtur. Åžahin'in Meclis BaÅŸkanlığına getiriliÅŸinin altında herhalde Deniz Feneri konusunda özenli tavrı, tutumu da vardır.''
Bir baÅŸka soru üzerine de Baykal, Irak'a yapacağı ziyaretin, bu yıl Ramazan ayı sonrasına kalacağını belirtti. Baykal, ''GidiÅŸ kararımda bir deÄŸiÅŸiklik yok. Irak'lı Kürt liderlere de konuÅŸacağız, çok doÄŸal. Irak Türkiye için çok önemli bir komÅŸu ülke'' dedi.
Baykal, BaÅŸbakan ErdoÄŸan'ın, DTP Genel BaÅŸkanı Ahmet Türk ile görüÅŸmesinin 45 dakikadır sürdüÄŸünün hatırlatılması üzerine de ''Herhalde bir sembolik, oyalama, laf olsun diye yapılan ziyaretin ötesinde. Çay içip kalkma durumu olmamış. Ayrıntılı kapsamlı mücadele içindeler. Yani doÄŸaldır, konu önemli. Mutabakat içine girdikleri anlaşılıyor. Birbirlerini anladıklarını, birlikte gayret ve çaba içine girdiklerini ortaya koyan bir ÅŸeydir. Hayırlı olsun. Ortak çalışma istikametine doÄŸru girdikleri gözüküyor'' diye konuÅŸtu.