Nagehan Alçı tarafından Kültür ve Turizm Bakanı Günay ile yapılan röportaj

AKŞAM 12 HAZİRAN 2009, CUMA

Boğaz'a bakanlık neşteri

Arka Plan
Kabine revizyonundan önce ismi en sık geçen isim Kültür ve Turizm Bakanı ErtuÄŸrul Günay'dı. Günay'ın koltuÄŸunu koruyamayacağı, hatta kültür ve turizmin birbirinden ayrılacağı iddia edildi.
Ancak bu iddialara raÄŸmen Günay, yeni kabinede eski görevini sürdürdü. Ve çıkan söylentilerle ilgili de bugüne kadar sessizliÄŸini korudu. Biz bu hafta bakanın hakkında çıkan iddiaları, yeni dönemdeki planlarını ve Ak Parti-AKP tartışmalarında aldığı pozisyonu merak ettik. Salı günü makamında konuÅŸtuÄŸumuz bakan bizi çikolata ikramıyla karşıladı. Keyfi yerindeydi. 'Ben hep inandığımı söyledim. Çıkarılan iddialara da kulak asmadım' dedi. Ve yeni dönem çalışmaları ile ilgili önemli bir geliÅŸmeyi anlattı: BoÄŸaz'daki kamu binalarının bakanlığımıza devri için çalışıyoruz. Onları müze ya da otel yapmak istiyoruz.

gunay

Boğaz'a bakanlık neşteri
Kültür ve Turizm Bakanı Günay, yeni kabinede de koltuÄŸunu korumasının ardından ilk kez konuÅŸtu. Günay'ın bakanlığının ikinci dönemindeki ilk projesi BoÄŸaz'daki kamu binalarını otel ya da müzeye çevirmek. Hedefte Kuleli Askeri Lisesi, Sepetçiler Kasrı, HaydarpaÅŸa Lisesi eski binası da yer alıyor

- Kabine revizyonu öncesi sizinle ilgili kabinede yer almayacağınız yönünde iddialar vardı. Ama bunlar gerçekleÅŸmedi. İddialar neden çıkmıştı?
DoÄŸrusu kabine oluÅŸum biçimi tümüyle Sayın BaÅŸbakan'ın takdiridir. Ama bana ulaÅŸmış herhangi bir bilgi yoktu. O yüzden o ayrılma iddiasını ÅŸaÅŸkınlıkla ve fazla da ciddiye almadan izledim. Benim görevi bırakacağım yönündeki iddialar da o günlerde benim yarattığım bazı tartışmalardan kaynaklandı. Benim kiÅŸilik tarzımı Sayın BaÅŸbakan biliyor. Sözleri çok eÄŸip bükmem. Belli çevrelerde belki niyet ifadesi olarak söylendi bunlar.  

-  Hakikaten de sizin zaman zaman keskin çıkışlarınız oluyor. Bunlardan biri de bir film festivali açılışında Bülent Ersoy ve Zeki Müren'in cinsiyetleri ile ilgili söylediÄŸiniz sözlerdi.
O, benim sebep olduÄŸum bir hataydı. Orada sorumluluÄŸu üzerime alıyorum. Gereksiz bir örnekleme yaptım. Direkt konu ile ilgili deÄŸildi. O sözler yüzünden 12 Eylül ile ilgili söylediklerim güme gitti. Öbür cümle abartılı bir ÅŸekilde öne çıktı. 

-  O tartışmadan Bülent Ersoy'un sizi istifaya davet etmesi aklımızda kaldı. Daha sonra barış çubuÄŸu uzattınız mı Ersoy'a? GörüÅŸtünüz mü?
Hayır. Ama gereksiz bir örnekleme yaptığımı ve kimseyi özel olarak incitmek niyetinde olmadığımı, herhangi bir sanatçı arkadaşın tercihinin kimseyi ilgilendirmediÄŸini söyledim. Konu kapandı.

-  O cümleyle eÅŸcinsellik tartışmasının da önünü açtınız aslında.
O tartışmaya katiyen dahil olmak istemem.

EVREN 12 EYLÜL'ÜN GÜNAH KEÇİSİ 
-  Ama 12 Eylül tartışmasına dahil olmak istiyorsunuz. Hatta o dönemi en sert ÅŸekilde eleÅŸtiren isimlerden birisiniz. Evren ile ilgili sert çıkışlarınız vardı.
O akÅŸam birkaç kez ismi geçtiÄŸi için Kenan Evren'e deÄŸindim. Aslında Evren 12 Eylül'ün günah keçisi oldu. BaÅŸka bir dolu alanda, hukukta, ekonomide, insan haklarında ihlaller vardı. Hepsinin faturası bir kiÅŸiye çıkarılıyor. Halbuki suçu çok büyük bir kitle paylaÅŸtı. Anayasa Mahkemesi de buna dahil. BaÅŸka bir ÅŸey daha söyledim o akÅŸam. Bu ülkede kaybolan çocuklarına aÄŸlayan anneleri 'Türkçe aÄŸla!' diye dövdüler. Bu sıkıntılar hep 12 Eylül'ün yanlışlarından kaynaklanıyor. Altını çizmeye çalıştım. 

-  12 Eylül'ü eleÅŸtirirken Ergenekon davasına da destek verdiÄŸinizi söylüyorsunuz. Sizce o dava buraları da temizleyebilir mi?
Çok kolay deÄŸil. Bir çeyrek yüzyıldan fazla zaman geçti. Bu soruÅŸturma oraya kadar gidebilir mi? İnsanlara dışkı yedirenlerin hesapları ortaya dökülebilir mi? Bizim yargımız bu kadar güçlü mü? Umarım bu soruların hepsine 'evet' deme ÅŸansım olur. Ama iÅŸin ne kadar zor olduÄŸunu görüyorum. 

-  Öyle ama bazı çeliÅŸkiler var. Sizin bir beyanınız vardı 'Türkiye artık Nazım Hikmet gibi yazarları yargılayan bir ülke olmamalı, bunun için elimizden geleni yapacağız' diye. Öte yandan Nedim Gürsel'in kitabıyla ilgili dava sürüyor?
Türkiye'de yasama, yürütme ve yargı var. Anayasamıza göre güçler ayrılığı mevcut. Yargı ile ilgili biz de zaman zaman kaygılarımızı söylüyoruz. Yargı ile ilgili konuÅŸmak kolay deÄŸil. Türkiye'de yürütme yargıyı yönetmiyor ki! Yargı ayrı bir güç. DüÅŸünce özgürlüÄŸünü önce yargı mensuplarını içselleÅŸtirmesi gerekir ama ama yargını dünyayı algılamasında ciddi sorunlar var maalesef. Garip bir ÅŸekilde geride kalmış bir yargı dünyası var. 

-  Ahmet Altan 'bu yargı toplumun üzerinde bir yüktür' diye yazdı. Katılıyor musunuz?
Yargı ile ilgili konuÅŸmak çok netamelidir. Sözünü suç haline getirebilirler. 

-  Ama yargı çok rahat bir ÅŸekilde konuÅŸabiliyor?
Evet, onlar konuÅŸur! Oysa yargı toplum üzerinde bir yük gibi, baskı gibi hissedilmemeli. Bir hukuksuzluk ile karşılaÅŸacağım, kaygısı varsa hukukun iÅŸleyiÅŸinde sorun var demektir. 

-  Ama toplum son dönemde öyle kutuplaÅŸtı ki aynı hukuk bazıları için güvence bazıları için ise ifade özgürlüÄŸü önünde engel olarak görülüyor.
Bunları özgürce konuÅŸamıyorsunuz. Son dönemde yargı konuları çok siyasallaÅŸtırdı ne yazık ki. 

kuleli

-  Siz Ergenekon sürecine destek verirken Türkan Saylan'ın vefatından bir ay kadar önce 'onu da görmeyiverin' diyerek bazı çevrelerin eleÅŸtiri oklarına hedef oldunuz. 'Görmeme'nin sınırı ne ve 'görmeme' lüksü' var mıdır?
Ergenekon son yılların en önemli soruÅŸturması. SaÄŸlıklı sonuçlar verirse ilk kez darbeciliÄŸe karşı demokrasi kazanacak Türkiye'de. Eylemli bir biçimde darbeci hareketin içinde yer alanlar olduÄŸu gibi niyet itibarıyla aynı amacı paylaÅŸan ama eylemlere katılmayan çevreler de olabilir. Oraya doÄŸru iÅŸi açarsak bu ciddi bir siyasi tartışmaya dönüÅŸebilir. O zaman o eylemcilerin etrafında siyasal bir kitle oluÅŸmaya baÅŸlar. 'görmeme'yi o anlamda kullandım.

ÅžARAP ÜRETİMİNİN ÖNEMİNİ AK PARTİLİ ARKADAÅžLAR BİLE GÖRÜYOR
-  İçki yasaklarının AKP döneminde arttığı hatta Anadolu'da içki içecek yerin neredeyse kalmadığı söyleniyor. Ne durumda içki kısıtlamaları?
GittiÄŸim her yerde bu konudaki dikkatimi sürdürüyorum. GeçmiÅŸte nerelerde içkili lokantalar varsa aynı düzenin sürdüÄŸünü görüyorum.. Bu konuda ÅŸikayet varsa üzerine gitmeye çalışıyorum. Ama bana gelen öyle ciddi bir ÅŸey yok. Tam tersine. Türkiye üzüm üreten bir ülke. Bizim partiden belediye baÅŸkanı arkadaÅŸlarımız bile böyle bir üretimin katkısını görüyor ve destekliyorlar.

- Neden 'bile' dediniz?
Sürç-ü lisan ettim, affola! (gülüyor). Böyle bir tartışma yapılıyor ya zaman zaman. Bu tartışmaların haksız, arkadaÅŸlarımızın da konunun farkında olduÄŸuna iÅŸaret etmek için.

ERDOĞAN AK PARTİ KONUSUNDA İNADA İNATLA KARŞILIK VERİYOR
-  İfade özgürlüÄŸü konusunda hassas olduÄŸunuzu söylüyorsunuz. AKP ya da Ak Parti demek ifade özgürlüÄŸü deÄŸil mi?
Partinin tescil edilmiÅŸ ismi Ak Parti. BaÅŸbakan ısrarla Ak Parti'nin yarattığı hoÅŸluÄŸu öÄŸretmeye çalışıyor. Birileri inat ediyor.

- Ä°nat ya da deÄŸil, neden isteyen istediÄŸini demesin?
Ama bu inadı okuyunca baÅŸka bir inatla cevap vermek gerekiyor. Partinin yazılı adı Ak Parti iken bunu dememek için AKP diyorlarsa bu partinin kurucusunun elini masaya vurup 'bir dakika kardeÅŸim' deme hakkı var. 

- Bu hakka karşılık isteyenin de AKP deme hakkı var diye düÅŸünüyorum.
Ama bizim adımız var. Ak Parti güzel bir isim. Türkiye'nin kirlendiÄŸi bir dönemde 'Ak' diye çıkıyor. İnatla 'hayır ben sana Ak demem' diyorsanız, o da 'hayır ben sana baÅŸka isim söyletmem' inadını sürdürür.

YATAKHANE OLARAK KULLANILIYOR
-  İkinci dönem bakanlığınızda öne çıkacak bir proje var mı? Bizim Ankara bürodan Volkan YanardaÄŸ'ın söylediÄŸine göre BoÄŸaz'daki kamu binaları ile ilgili bir takım projeleriniz varmış. DoÄŸru mu?
Evet. Kuleli Askeri Lisesi, HaydarpaÅŸa Lisesi, Sultanahmet'teki Tapu Kadastro  Bölge MüdürlüÄŸü, Sepetçiler Kasrı, askerin elinde, Milli EÄŸitim'in elinde, kamunun elinde İstanbul'da çok fazla yapı var. Bunlar dünyada emsali olmayan konuma sahip, tarihi yapılar.Yatakhane olarak ya da büro olarak kullanılması bir eksiklik.

-  Bu eksikliÄŸi gidermek için ne düÅŸünüyorsunuz?
Turizm Bakanlığı'na devrini. Bazıları butik otel ya da müze olsa dünya çapında olabilir. Åžimdi Sayın BaÅŸbakan'ın talimatıyla bir envanter çalışması yapıyoruz. Belediyeden, Milli Savunma'dan vs neleri kültür ve turizmin hizmetine sokabiliriz diye bakıyoruz. Bunları önümüzdeki tarihlerde talep edeceÄŸiz. Tabii kurumların kıskançlığı var. Birilerinin elinden bir ÅŸey almak kolay olmuyor. Ama üstün hizmet kolaylığı diye bir ÅŸey var. Türkiye bundan çok kazanır. Biz daha mütevazı alanlardan baÅŸladık bile. Topkapı'dan hastaneyi, matbaayı çıkardık. Lise var, çıkarmaya çalışıyoruz. Orada istediklerimizi yapabilirsek 30-40 bin metrekare yeni alan kazanacağız. 

- Ankara'da da Türkiye Uygarlıklar Müzesi kurmak istiyordunuz. Ne oldu?
Çalışıyoruz. Ankara'ya böyle büyük bir müze yapabilirsek bu ÅŸimdiye kadar burada yapılmış en büyük kültür-sanat katkısı olacak.

 

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3