Türban son zamanlarda kimileri için bir pazarlama nesnesine, kendilerini üzerinden tanımlayabilecekleri bir simgeye dönüÅŸtü. Beraberinde türbanlı olmak da kendi rantını, kendi halkla iliÅŸkiler alanını oluÅŸturdu. Hatta eskiden bir maÄŸduriyet simgesi olarak kullanılırken, bugünlerde 'pozitif ayrımcılık' vesilesi bile oldu. Kıymeti kendinden menkul birileri sırf türbanlı oldukları için yaÅŸam alanı buldular ve bunun sömürüsünü gayet güzel yapıyorlar.
Artık 'kadın yazar' kategorisi yetmiyor, ÅŸimdi bir de 'türbanlı yazar' kontenjanı var...
Åžöhret için yanıp tutuÅŸan ama ellerinde bu yolda türbanından baÅŸka önerecek hiçbir ÅŸeyi olmayan yazarlara daha evvel deÄŸinmiÅŸtim.
Dikkat edin, bu yazarlarla ilgili her söz alındığında konu türbandan açılıyor. Kamuoyuna sundukları tek 'malzeme' bu, o yüzden.
O 'iki genç kız'dan fikir falan çıkmıyor ne yazık ki. Artık iyice anladık ki polemiÄŸe girerek, eski mahalle üzerinden söz alarak, ÅŸöhret olma dertleriyle varoluyorlar ve maalesef her hareketleri, hatta satırları da fazlasıyla önceden kestirilebilir. Bu yüzden de ilginç deÄŸiller. Türban konuları da iyice sıktı, doÄŸrusunu söylemek gerekirse.
Öte yandan, yazılarını okurken türbanlı olup olmadığını düÅŸünmediÄŸimiz, türbanını gözümüzün içine sokmayan, kendisini türbanı üzerinden deÄŸil de fikirleri üzerinden var eden yazarlar da var. Bunlar mert kadınlar, kendilerini baÅŸlarındaki örtüyle sınırlı tutmayacak kadar cesurlar.
Ben bu yazarları okurken 'BaÅŸörtülü mü acaba' diye düÅŸünmüyorum; baÅŸörtüsü düÅŸüncelerini örtmüyor. Nuray Mert'i nasıl okuyorsam Fatma K. BarbarosoÄŸlu'nu, AyÅŸe Böhürler'i, Özlem Albayrak'ı da aynı ÅŸekilde okuyorum.
Bu isimlerin son zamanlarda fikir hayatımıza katkıları Türkiye'de diyalog kanallarının açılması, demokrasi kültürünün oturması ve verimli bir tartışma baÅŸlaması açısından çok önemli.
Haftasonu, AyÅŸe Böhürler çok samimi açıklamalar yapmış Habertürk gazetesine. Bu sözlerini bir özeleÅŸtiri olarak da okumak mümkün. Ama daha da önemlisi bugün AKP iktidarının da, genel anlamda İslamcılar'ın da en temel ihtiyaçlarından birini karşılaması bakımından önem atfetmek gerekiyor: İçtenlikle yapılan muhalefetten herkes kazanır.
Böhürler, yandaÅŸ medya yazarları gibi iktidara yaranıp normal ÅŸartlarda itiraz etmeleri gereken ÅŸeyleri bile sineye çekmedi. DoÄŸru bulduÄŸunu, yanlış bulduÄŸunu söylemekten çekinmemiÅŸ. Yeni dindar sınıfına, para uÄŸruna ideallerinden vazgeçenlere ciddi eleÅŸtiriler getirmiÅŸ.
Geçen hafta, Yeni Åžafak'tan Fatma K. BarbarosoÄŸlu da BaÅŸbakan ErdoÄŸan'a çok önemli itirazlarda bulunmuÅŸtu. Özellikle de ÅŸu 'davulcu-zurnacı' meselesinden.
AKP hükümetinin icraatları giderek Türkiye'de tek sesli bir medya oluÅŸmasına katkıda bulunuyordu. Ancak son zamanlarda fikri ve vicdanı hür gazeteciler bu gidiÅŸata, tek adam diktatoryasına varma eÄŸilimine karşılık önlem niteliÄŸinde muhalif bir dil tutturmaya çalışıyorlar.
Bu gözardı edilemeyecek kadar önemli bir adımdır.
Birileri türbanını yazar, birileriyse fikir üretir. Aradaki fark da bu kadar basit.
BaÅŸkanlar bu dergiyi okur mu?
Masamın üzeri birikmiÅŸ dergi ve kitap dolu, bir türlü sıra gelmiyor ve bazıları hiç açılmadan aylarca bekliyor. Hepsini bir ÅŸekilde gözden geçirmeden elemiyorum, zamanı geçince de 'Ahh keÅŸke vakit ayırıp okusaymışım' diye piÅŸmanlıkla andığım yazılar görüyorum bazılarında.
Geçen gece, Yapı dergisinin haziran sayısına göz gezdirmeye baÅŸladım. Ve dergiyi bitirmeden uykuya dalamadım. O kadar güzel yazılar var ki içinde; mimariye, tasarıma dair. İlla mimar olmanız da gerekmiyor tad almanız için; asgari bir estetik bilinç ve merak yeterli.
Yapı'nın sayfalarında dolaşırken 'Acaba belediye baÅŸkanları bu dergiyi hiç okur mu' dedim kendi kendime. Sanırım okumuyorlar, okusalar kentimizi bu mimari çirkinliÄŸe hapsetmezler.
Borusan'ın düzenlendiÄŸi bir yarışmanın sonuçları var Yapı'nın haziran sayısında. Gençler, çeÅŸitli bölgelere uygun projeler geliÅŸtirip derece almışlar. Trabzon'da 'çok amaçlı durak'tan İstanbul-Galata için 'sarmaşık çelik bina'ya kadar...
BeÅŸiktaÅŸ'a Kent Saçağı ve ÅžiÅŸli'ye LED aydınlatmalı fütüristik bir Finans Merkezi projelerine bayıldım.
Hepsi de genç mimari ve inÅŸaat öÄŸrencileri tarafından düzenlenmiÅŸ...
Gençler 'legal' gecekoncu bile tasarlamışlar Ortaköy için!
Bir tek belediye baÅŸkanı yok mudur koca Türkiye'de ÅŸu gençlerle temasa geçecek, projelerini hayata geçirecek ve kentimize modern anıtlar katacak?
Bir tek kiÅŸi bile... Maalesef yok böyle düÅŸünceli biri...
Bir de bu belediye baÅŸkanlarının bir kısmı mimar, düÅŸünün artık.
Basının viral video'yla imtihanı
AlışveriÅŸ sitesi gittigidiyor.com'un 'viral video'sunu bazı gazeteler gerçek zannedip haber yaptılar, üstelik bir de altına mahreç ve imza koyarak. Skandal daha haber olur olmaz twitter'da patladı: Sabah yazarı Yaprak Aras ÅžahinbaÅŸ, hemen bu video'nun bir reklamcılık dehası olduÄŸunu belirten tweet'ler yolladı. Daha öÄŸlen olmadan hepimiz basının bu akıl tutulmasına gülüyorduk.
İşte twitter böyle etkiliyor gazeteciliÄŸi... Anında, çok hızlı haberleÅŸiliyor, bilgi anında yayılıyor ve üzerinde yorumlar yapılıyor, gün bitmeden de eskiyor.
Bazı gazeteciler dünkü köÅŸelerinde bile hala bu intikam video'su üzerine yorum yazmışlardı. Üstelik hala bu video'nun gerçek olduÄŸunu düÅŸünerek...
BaÅŸka bir gazetecilik kültürü doÄŸuyor ve bu süreç daha çok elemelere gebe.