Bir ay içinde ikinci bir Hıncal Uluç yazısı daha artık fazla oldu diyorsanız ben de sizinle aynı fikirdeyim.
Ancak asıl hedef Hıncal Uluç deÄŸil. Birinci yazıda da deÄŸildi aslında. O yazıda tartışma üslubu, tartışma yöntemi üzerine laf etmek istemiÅŸtim, Hıncal Uluç yazı için vesile olduydu. Çünkü tartışma yöntemi açısından ben neyi yanlış biliyorsam o bunu istikrarlı biçimde yapmaktaydı. Yazıda yapılmaması gerekenler olarak uyarmaya çalıştığım meselelere iyi bir örnek oluÅŸturmaktaydı açıkçası.
Aradan bir ay geçmeden bir Hıncal Uluç yazısı daha yazıyorum. Çünkü o yine sadece bir vesile...
Bu aralar belki de yaÅŸ günüm yaklaÅŸtığından olacak yaÅŸlanma üzerine hayli yoÄŸun düÅŸünüyorum.
Öyle görülüyor ki; özellikle 50 yaşını aÅŸanların önünde zorlu bir mesele duruyor. Hayat zaten hepimize çeÅŸitli oyunlar oynuyor, yaÅŸlanma sürecine girildiÄŸinde bu oyunların sıklığı ve insana etkileri de artabiliyor.
Ben düzgün bir ÅŸekilde, rezil olmamaya çalışarak yaÅŸlanmanın, insanın önündeki en önemli meselelerden birisi olduÄŸuna inanıyorum.
Beyninizi genç tutsanız da vücudunuz ayak uyduramamaya baÅŸlayacak beyninize, alışkanlıklarınızı deÄŸiÅŸtirmek zorunda kalacaksınız.
Ritmi gittikçe hızlanan hayata yavaÅŸlayan ritminiz ile ayak uydurmaya çalışacaksınız, kaçınılmaz olarak ölümü daha sık düÅŸüneceksiniz.
Her ÅŸeye raÄŸmen genç tutmaya çalıştığınız beyniniz ölüm korkusu fikri ile de mücadele etmeye baÅŸlayacak ve siz ayrıca bütün bu karmaşık duygu bombardımanı arasında kendinizi düzgün tutmak ve kendinize yakışan biçimde, düzgün bir yaÅŸlanma projesi de kuracaksınız.
Buna mecbursunuz; çünkü dediÄŸim gibi hayat acımasızdır, bize çok çeÅŸitli oyunlar oynayabilir. Eski iç tutarlılığınızın çözülme ihtimalinin arttığı yıllarda, hayatın insanın düzgün, kendisini rezil etmeden yaÅŸlanma imkanını da elinden almaya uÄŸraÅŸabileceÄŸini görmek zorundayız.
HINCAL'I OKUYUNCA ÜZÜLDÜM DOÄžRUSU
Dün bizim gazetenin ekinde Hıncal Uluç ile yapılan söyleÅŸiyi okuyunca Hıncal'ın bu acı gerçeÄŸi göremediÄŸine üzüldüm. SöyleÅŸi beni hem üzdü hem de biraz utandırdı.
EttiÄŸim laf ortaya koymasa da aslında sevdiÄŸim Hıncal Uluç'un utanç verici olduÄŸunu söylemiyorum, aman yanlış anlamayın, sadece düzgün yaÅŸlanma projesi olan bir insanın o lafları söylemekten utanması ihtimali var. Bunu da görmek gerekiyor.
'En iyi köÅŸe yazarı benim, en iyi gazeteci benim, en iyi gazeteyi ben yaparım, gazeteciliÄŸi Türkiye'de herkese ben öÄŸretirim...' diyor Hıncal... İnsanın gerçekten böyle olsa dahi kendiyle ilgili olarak bu ÅŸekilde konuÅŸması güzel mi? Bu soruyu bir insan aÄŸzını açmadan önce kendi kendisine neden sormaz, biraz düÅŸünmez acaba....
O sormuyor, çünkü kendi dediÄŸine gerçekten inanıyor. Tuhaf, çocuksu bir yan bu, hatta biraz da naif. Daha önce de söyledim; Hıncal'ın düÅŸünürken yaptığı en büyük soyutlama kendisi oluyor. Kendi davranışlarını deÄŸiÅŸmesiz doÄŸrular olarak kafasına yerleÅŸtiriyor. Lay lay, lom lomlar dışında kitap da okumadığından soyutlama yaparak düÅŸünmeye ve kendisine düzgün bir yaÅŸlanma projesi de çıkarmaya gerek duymuyor.
Sonuçta da devamlı kendisini abartılı övmek gibi ergenlik çağındaki çocuklarda belki hoÅŸ görülebilecek lafları rahatlıkla söyleyebiliyor.
İnsan nadiren onun dediÄŸi gibi olabilse de, en büyük, en iyi olanların bile bir aÅŸamadan sonra küçülmeye bÅŸlamaları tehlikesi vardır. Hayatın acı gerçeÄŸidir bu.
Bu küçülme fiziksel açıdan da olabilir. ÖrneÄŸin; boyumuz kısalmaya filan baÅŸlayabilir ama bu aslında çok önemli deÄŸildir. DüÅŸünen insan açısından beynin küçülmeye baÅŸlaması ihtimali bir felaket olmalıdır. Yapacağımız ÅŸey de basit. Bazı ÅŸeylerin artık deÄŸiÅŸtiÄŸini ve daha da deÄŸiÅŸeceÄŸini kabul edip kendimizi küçük düÅŸürmemeye çalışacağız. Özellikle de kendimiz hakkında konuÅŸurken buna dikkat edeceÄŸiz.
Åžunu da anlıyorum. YaÅŸlanmaya baÅŸlayan insanların eskisi gibi davranmayı sürdürmeleri ve alışkanlıklarını tekrar etmeleri, ölüm korkusuna karşı bir savunma mekanizması da olabilir.
Bu normal ama bu konuda da bir makul dengeyi kendimizi küçük düÅŸürmemeye dikkat ederek kuracağız. Bunu ancak okuyan, düÅŸünen ve yaÅŸlanmayı bir proje olarak kabul edenler yapabilir.
'En iyi', 'En büyük', 'En mükemmel' insan Hıncal Uluç'un da kendisine acilen bir düzgün yaÅŸlanma projesi hazırlamasına ve artık yapılması, konuÅŸulması hoÅŸ kaçmayacaklar listesi çıkarmasına ihtiyacı var.
Sevgili Hıncal; keÅŸke insanlar eskisi gibi davranarak, konuÅŸarak, gülerek ve dolaÅŸarak yaÅŸlanmayı ve ölümü erteleyebilselerdi... Böyle bir ÅŸey olabilseydi, ben de senin gibi okumayı filan bırakır ve hayatı sadece bakarak anlamaya çalışırım.
Ama ne yazık ki gerçek böyle deÄŸil. Acı gerçekle biraz uzlaÅŸmak ve buna uyum saÄŸlamak zorundayız. Bu zor yıllar gittiÄŸi yere kadar ancak böyle güzel ve düzgün geçebilecek. Bu görülüyor. Sen de görmeye baÅŸla bunu.
Daha önce özel sohbetimizde sana yaşım gereÄŸi artık abi demeyi bırakacağımı söylemiÅŸtim. Bu yazıyı da bir yaÅŸlılık yoldaşından tavsiye olarak kabul et...
Umre meselesi
Yazımın tonundan da anlamışınızdır, beyin kanaması da geçirmiÅŸ olduÄŸumdan dolayı umreye gidebilmem doktorumun iznine baÄŸlı. İzin aldığım takdirde hem umreye gideceÄŸim hem de ErtuÄŸrul Özkök'ün oradaki durumu hakkında yazı yazacağım. Haberin olsun Kanat'cığım.