AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-08-05

kategori2

G.Saray nereden-nereye!

Bir zamanlar Avrupa'nın ilk beş takımı arasında olan Galatasaray'ın, Süper Ligimiz de ilk beş takım arasına girebilmek için Bursaspor ile yarışır konuma gelmesi camiada derin üzüntülere neden oldu. Bunun sebeplerinin araştırılıp bulunmasında yarar var.
Başkan Polat, önce doğru olanı yaptı, yetkiyi Florya'dakilere verdi. Ama onların yaptıkları yanlışlardan dolayı beklenen başarı gelmedi. Polat'ta onların hatalarını görmezden gelerek takımın bugünlere gelmesini engelleyemedi. Florya'dakiler yetkiyi alır almaz futbolcu transfer etme merakına kapıldılar. Her sezon sonu hocaların işine son verdiler. (Gerets, Kalli, Skibbe) Bu yöntemle gönderilen hocaların yerine gelecek olanı bulmadan kendi başlarına transfer yapma yarışına girdiler. Transferler bittikten sonra da çakma bir teknik direktörü takımın başına getirerek geçte kalınsa sezona girdiler. Bu hataların sonucunda yarım devre forma giyip giden futbolcular bile oldu. Lincoln gibi ruh hastalarına da kulübün önemli paraları verildi. En kaliteli futbolcular bizde diyerek beşinciliğe güç bela tutunabildiler.
Futbolcularda sezon boyu kazanma arzusu ve azmi zaman zaman var oldu, zaman zaman yok oldu. Bunun için Bordo'yu ve Benfica'yı yenerken, Hacettepe ve Kocaeli'ne yenildiler. Bu sendroma sık sık hoca değiştiren kulüplerde rastlanır. Şimdi ise bugün yarın belki de aynı oyunu Korkmaz için oynayacaklar. Belki o da gidecek, arkasından gidecek olanlara da o zaman genel kurul karar verecek. Galatasaray'ın kimsenin oyuncağı olmasına başkan Polat'ın izin vermeyeceğini düşünüyorum.
Denizli ve Beşiktaş
Seba'dan sonra Serdar Bilgili'nin arkasından Başkan olan Yıldırım Demirören, sistem filan tanımayan, duygusal olarak yönetim yapan bir başkan oldu. Bu nedenden onun döneminde çok yabancı futbolcu transferleri yapıldı. Bazıları forma bile giyemeden Beşiktaş'tan ayrıldılar. Teknik direktörlerin ise biri geldi biri gitti. Bu durum altı yıl devam edince Beşiktaş'ta sinirler gerildi. Artık Demirören, başarı için çare bulamadığından sevmediği Denizli'yi takımın başına getirmek zorunda kaldı. Sevmiyorum demesinin tek sebebi ise o gelince her şeye hükmedecek olmasıydı. Oyuncak elden gidecekti. Nitekim gitti de...
Denizli, Beşiktaşlıydı. Kaliteli, tecrübeli ve akıllı olduğu için de iki kupayı Beşiktaş'a kazandırdı ve camiayı rahatlattı. Şimdi en büyük sorun göreve devam edip etmeyeceği olacak. Galatasaray'da bulduğu yönetim rahatlığını, Fenerbahçe'de bulamamıştı. Beşiktaş'ta da aynı sorunla karşılaşmışsa geri dönmeyeceğine eminim.
Not: MUSTAFA SARIGÜL, GENÇ YAŞTA DEDE OLDU. BEBEĞE UZUN ÖMÜRLER, SARIGÜL AİLESİNE MUTLULUKLAR DİLERİM...