AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-08-05
Galatasaray son dört yılda kendisini Avrupalı yapan özelliklerinin bir çoğunu kaybetmeye başlamıştı. Şampiyon olamama, iyi futbol oynayamama bile bu sorunların yanında önemsiz kalıyordu. Başkan Polat, Seyrantepe Stat inşaatı ve mali yapılanma düzenlemeleri ile uğraşırken, haklı olarak Florya'ya çok zaman ayıramadı. Oradaki otorite karmaşası kulübün bünyesini sarsmaya başlayınca, Üstünel'in önünü açtı ve en iyi ilaç bulundu...
Rijkaard'ı, Florya'nın başına getirdiler ve çok başlılığı bitirdiler. Futbolcu hegomanyası ve kaprisleri artık olmayacak.. Ciddi bir sistem ve eğitim başlayacak. Yani Sabri, topa vurmasını, Ayhan, top tutmamasını, Servet ise hücuma çıkmamasını öğrenecek. Ve en önemlisi Galatasaraylı gençler iki yıl içerisinde futbol takımını işgal edecekler.
Galatasaray'ın marka değerinde koltuk ve forma satışlarında, reklam ve gişe gelirlerinde önemli artışlar olacak. Avrupa'da eli güçlenecek. Futbol takımı belki de oranın yeniden tozunu atacak. Taraftarlar eziklikten kurtulup, başlarını daha dik tutacaklar.
Başkan Polat ve Üstünel, Korkmaz'ı ve Tugay'ı bir formül bularak Rijkaard'ın döneminde Florya'da olmalarını sağlayabilirler. Ve iki yıl sonra da Florya'yı onlara teslim edebilirler. Tıpkı Denizli'nin, Derwall'den sonra iş başı yaptığı gibi. Galatasaraylılar'ın, Üstünel ve başkan Polat'a bu başarılarından dolayı sezon başında teşekkür edecekler. Ben şimdiden sessiz sedasız Rijkaard'ı kazandırdığı için Üstünel'e, onun önünü açıp onore ederek, örnek oluşturduğu için de başkan'a teşekkürlerimi iletirim..
Başkanlar yanlış yapıyorlar
Avrupa'nın futbol ulemaları örnek futbolcu modelinde artık popülariteye yer vermiyor. Mücadeleci, sertlikten yılmayan, çok koşan ve takım ruhunu oluşturabilen futbolcuyu öneriyor. Ve bunun tek yolunun da alt yapıya önem vermek olduğunu belirtiyor. Takım ruhu ancak oradan gelenlerle oluşabildiğine inanıyorlar.
Durum böyle iken bir başka kulübün futbolcusunu almak için iki büyük kulüp başkanının, Tv ekranlarındaki savaşlarını yanlış buluyorum. Fenerbahçe'nin yıllarca harcadığı onca paraya rağmen, Avrupa'da bir yere varamamasının nedeni işte bu. Beşiktaş'ın da yıllardır kupa kuraklığının içinde olmasının da nedeni aynı. Koskoca iki kulübün başkanları böyle bir ortamda yaşı 30'una dayanan futbolcu için yanlış yerde, yanlış transferler için savaşıyor olmaları, Avrupa'nın büyük kulüplerindeki yönetim tarzının çok uzağında olduklarını göstermiyor mu? Belki bir gün alt yapıya dönecekler ve özledikleri takım ruhuna kavuşacaklar.