AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-08-05

kategori2

Hakan Şükür ve onun gibiler.!

Futbolda dün yok.. Bugünlerin ve yarınların geçerli olduğu bir ortam var.
Kulüplerin taraftarları, her maçın kazanılmasını istiyorlar. Arka arkaya kaybedilecek birkaç maç tatsızlıklar yaratıyor. Bu nedenden dolayı yönetenlerin duygusallık ve vefakarlık gösterme lüksü olmuyor.
Fenerbahçe'den Rıdvan, Oğuz, Aykut, Trabzonspor'dan Hami, Galatasaray'dan Simoviç, Ünsal ve Korkmaz, Beşiktaş'tan Metin, Ali, Feyyaz'da kulüplerinden ayrılırlarken biraz daha oynama isteğinde bulunmuşlardı. Bu futbolcuların müşterek özellikleri iyi futbolcu olmaları, renklerine çok emek vermeleriydi. Bunun son örneği ise son on beş yıla damgasını vuran Hakan Şükür oldu. Bir yıl daha oynatılmamasına, üzüntüsü hala devam ediyor. Gösterilen onca sevgi, jübile teklifi ve birçok başka öneriler onu sakinleştirememiş. Galatasaray kulübü'nü çok sevdiği için kırgınlık yaşıyor.
Bazı futbolcular vardır, formaları ellerine yapışır.. Ve mezara kadar gider. Tıpkı Beşiktaşlı Rıza, Metin, Sergen gibi, tıpkı Fenerbahçeli Lefter, Can, Rıdvan gibi, tıpkı Galatasaraylı Şeren, Özarı, Korkmaz ve Şükür gibi..! Bu saydığım isimler sembol isim olduklarından ayrıcalık isterler. İstemekte de haklıdırlar. Çünkü kulüplerine zaferler kazandırmışlardır.. Gönül ister ki bu sıkıntılar vefasızlık olarak yorumlanmasın. Ayrılıklar zor da olsa kırgınlıklar yaratmasın. Kimse onları gönüllerdeki tahtlarından indirmiyor ki... Orada yaşamları boyunca mutlu olsunlar. Ve bir gün sevdikleri formaya bir başka alanda hizmet vereceklerini düşünsünler...
Başkanlarımız...
BaŞkanlarImIza bir şeyler oluyor. Hepsi birden, sanki futbol şube sorumlusu oluverdi. TV'lerde karşılıklı didişiyorlar. Avrupa'ya futbolcu avına gidiyorlar. Bazen avlıyorlar, bazen de avlanıyorlar. Özel uçak ve arabaları ile direksiyona geçip futbolcu taşıyorlar... Statlarda gövde gösterili imza töreni yapıyorlar. Bir yandan da üç-beş aydır dargın oldukları federasyonla şapur-şupur öpüşerek barışıyorlar. Transfer ayı stresinden mi desem, yaklaşan seçimlerden mi desem? Bu değişimi tam anlayamıyorum. Ama herkes Mersin'e giderken, onlar tersine gidiyorlar, bunu anlıyorum... Çünkü eş güçteki Avrupa kulüplerinde başkanların hiçbirisi böyle şeyler yapmıyorlar. Bu işleri verdikleri emirlerle profesyonellere yaptırıyorlar. Ben onların seçimle geldikleri yerde, yirmi milyon insanı temsil ettiklerine inanıyorum. Taşıdıkları sıfatın büyüklüğüne saygım sonsuz. Kulüpleri için yaptıkları doğru fedakarlıklar, verdikleri doğru emekler için, içimde takdir hissi duyuyorum. Onların sıfatlarını öylesine büyük görüyorum ki, yaptıklarına inanamıyorum...