AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-05
Kendimizi kandırmayalım. ABD Başkanı Obama'nın üç günlük Rusya gezisi ile dünyanın yeniden ve muhteşem bir şekilde kurulacağı filan yok. Evet, umut vaat eden birkaç gelişme var ama 'reel politik'i bir kenara koymak ne kadar gerçekçi?
Yine de ziyarete uzaktan bakınca Michael McFall'u tebrik etmek lazım. ABD'nin Rusya politikasını belirleyen, Başkan Obama'nın gezisini planlayan, görüşmeleri ve akışı düzenleyen o. Ne de olsa Moskova ziyareti dışarıdan bakıldığında harika bir imaj çalışması!
Resim şöyle: Obama sihirli değneği ile bir zamanların ezeli rakibini ziyaret ediyor ve diyor ki: Gel beraber dünyayı kurtaralım!
Peki bu resmin arkasında neler var? Ziyaret ne işe yaradı? Dünyada bu ziyaretten sonra değişiklik olacak mı?
***
Evet olacak ama vaat edilenler kadar fazla değil. Çünkü Obama'nın Moskova ziyareti dengeleri altüst edecek, yılların rekabeti ve husumetini bitirecek bir anlaşma sağlamadı. Ortaya çıkan en önemli sonuç Afganistan başlığı. Rusya, ABD'nin Afganistan'daki savaş için kendi hava sahasını kullanmasına izin verdi. Bu, önümüzdeki dönem dengelerini belirleyecek bir karar, çünkü Afganistan Obama için çok önemli.
H H H
ABD lideri Irak'taki savaşı 'kötü savaş', Afganistan'daki savaşı ise 'iyi savaş' olarak tanımlıyor. Yani kendi savaşı olarak görüyor. Rusya'nın sahasını kullanmak onun elini güçlendirecek ve operasyonu kolaşlaştıracak.
Peki Rusya ABD'ye böyle bir kozu niye verdi, diye sorabilirsiniz. Bu, yerinde bir soru. Ancak Moskova Washington'a izin vererek onların eline koz veriyor gibi görünse de aslında ABD'yi bu yolla kendine bağımlı kılmış oluyor. Yani Afganistan savaşında bizzat söz hakkı kazanıyor.
***
Görüşmelerden çıkan ve belki de en çarpıcı madde olarak lanse edilen diğer başlık ise nükleer silahların yüzde 50 oranında azaltılmasının karşılıklı olarak anlaşmaya bağlanmış olması. Bu, önemli bir gelişme tabii ama öte yandan Rusya ABD'nin Doğu Avrupa'da kurmayı planladığı füze kalkanına itirazlarını sürdürüyor. İran'ın nükleer programını engelleme sözü vermiyor.
***
Sonuçta iki devlet de kendi etki alanlarını genişletme savaşını sürdürüyor. Bu savaşta herhangi bir geri adım yok. Rusya özellikle Gürcistan konusunda çok sert. ABD'nin bu ülkeyi NATO kanadına dahil etme eğilimine karşı kesin tavrını koruyor. ABD ise bu konuda yuvarlak bir dil kullanıyor.
***
Taraflar her ne kadar el sıkışıp iki-üç başlık üzerinde anlaşmış olsa da ABD üç konuda Rusya'ya asla taviz vermeyecektir: 1) Eski Sovyet Cumhuriyetleri üzerindeki etki genişletme girişimleri 2) İran'ın programına onay verip, koruyucu politikalarını sürdürme 3) Otoriter yönetim şeklinde ısrar etme.
***
Tüm bu pürüzlerde herhangi bir değişiklik yokken hangi 'yeni çağ'dan bahsediyoruz?