AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-08-05

kategori2

Cezaevindeki Tuncay Özkan'dan mektup var

Geçen haftanın tartışma yaratan konusu Kanaltürk'ün satış bedelinin düşük gösterilip gösterilmediği oldu. 'Bir medya dedikodusu' başlığıyla bir iddiaya yer vermiştim. Bu iddia epey ses getirdi. En dikkat çekicisi ise Tuncay Özkan'ın cezaevinden yolladığı mektup oldu.
Buyrun önce Özkan'ı dinleyelim: Biliyorsunuz tam 10 aydır tutuklu olarak Silivri Cezaevi'ndeyim. Ergenekon soruşturmasında bütün hayatım didik didik edildi. Ama sizin bulduğunuzu onlar bulamadı. Dedikoduyu size söyleyene söyleyin hemen Savcı Zekeriya Öz'e başvursun. Size de iki sözüm var.

1- Bu yazdıklarınızın tümü gerçek dışıdır.
2- Gerçekleri, 20 Temmuz'da başlayacak Ergenekon'un ikinci duruşmasında dinlemeye Silivri'ye gelin. Bir de 10 aydır zindanda olan ve her türlü iftiraya uğramış bir adamın üzerinden bu tür çirkin dedikoduların yapılmasını yakıştıramadım. Tuncay Özkan hiç yalan söylemedi. Ne diyorsam odur. İyi günler.

BU DA BENİM KARŞI MEKTUBUM
Sayın Tuncay Özkan, ta Silivri'den yazdığınız mektup elime geçince çok duygulandım. Sanırım yayınlayarak okuyuculara söylemek istediklerinize de aracılık etmiş oldum.

1- Yazdıklarım tamamen iddiadan ibaretti. Uzun süredir kulislerde konuşulan bir konuydu bu. Yazımda da gayet açık belirtmiştim.
2- 20 Temmuz'da Silivri'de olacağım.
Size de iyi günler.
Özkan'ın mektubunun ardından Koza İpek Grubu'ndan da yazılı bir açıklama geldi. Bu açıklama ise Avukat Baran Umut Aycan imzası taşıyordu. Özetle; 'Kanaltürk'ün bağlı olduğu Koza İpek Grubu halka açık bir şirket, iddia edildiği gibi hileli bir işlem yapılması, gerçek değerin gizlenmesi söz konusu değildir' deniyordu.
İki tarafa da teşekkürler. Böylelikle bir medya tartışması daha sona ermiş oldu.

İşte kendi el yazısıyla bana yazdığı satırlar

 

Başbakan'a rağmen 3 kere boşandı
Seviyorum böyle kadınları. Her şeye rağmen istediğini yapan, erkek egemenliğine boyun eğmeyen. Şimdilerde en sevdiğim kadın şahsen tanışmamakla beraber Nükhet Hotar'dan başkası değil. AKP İzmir Milletvekili, aynı zamanda AKP Genel Başkan Yardımcısı kendisi. 2003 yılında Tayyip Erdoğan'ın şahitliğinde evlenmişti. Şimdi boşanmış. Hem de 3. kez. Tayyip Erdoğan'ın boşanma fikrine sıcak bakmadığını, doğru bulmadığını da biliyoruz. Ona rağmen 3 kere evlenip boşanmak epey iddialı.
Erdoğan'ı ve siyasi kariyerini düşünmeyip istemediği, mutlu olmadığı bir evliliği bitirebildiği için kendisini tebrik ediyorum.

İstanbul gay şehri mi oluyor?
İstanbul dendiğinde aklınıza Alibeyköy, Beylikdüzü, Fatih gibi semtler geliyorsa şimdi yazacaklarımı okumayın. Ama Nişantaşı, Bebek, Etiler, Beyoğlu, Cihangir gibi semtlerse sizin İstanbulunuz buyrun okuyun...
Yaşanan tüm tuhaflıklara, geri kalmışlık eleştirilerine, gericilik iddialarına rağmen İstanbul oldukça özgür bir şehir. Yıllardır bodrum katlarda, izbe barlarda, akla sadece cinsel ilişki getiren mekanlarda eğlenen gay vatandaşlar şimdilerde çok daha 'normal' imkanlara sahip. Artık bir araya gelebildikleri gayet şık cafe ve restoranları var. Zaten artık birbirleriyle ilişki kurmak ya da kabullenilmek için sadece gaylerin takıldıkları yerlere gitmek zorunda da değiller. Her yerde kabul görüyorlar. Büyük firmalarda yönetici pozisyonunda birçok gay çalışıyor. Ve hiçbiri 'gizli' değil.
Geçen haftalarda gay bar, cafe ve  restoran sahipleri tarihlerinde ilk kez bir araya gelmiş. Bu bir 'ortak kararlar alma' toplantısıymış. Şehre yeni gelen veya turist olan gaylere yönelik bir 'nerelere gidilir' haritası hazırlayacaklarmış.
Gazetelere de yansıyor, okuyoruz. Ödül törenleri düzenliyorlar, yurtdışında düzenlenen yürüyüş ve kutlamalar şimdi İstanbul sokaklarında da yapılıyor.
Son günlerde hepimizi fazlaca etkisi altına alan bir dedikodu sitesi var. Mutlaka duymuşsunuzdur; madiclara.blogspot.com... Bu site aslında bir gay dedikodu sitesi. Sadece gay haberleri yer almasa da gay üslubuyla yazılan bir blog. Gazeteciler, sosyetik kadınlar, işadamları gibi geniş bir yelpaze tarafından okunduğunu biliyorum çünkü okuyanlardan duyuyorum.
Yani demek istediğim o ki; evet bazı konularda geri kaldık, doğru ama bazılarında da hızla ilerliyor ve tabuları yıkıyoruz. 
Ben tüm bu gelişmelerden memnunum. Parkta el ele tutuştu diye kızını parçalayan babalardansa oğlunun veya kızının eşcinselliğini kaldırabilecek güçte ebeveynlerin artmasını dileyenlerdenim.