AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-08-05
Bazı günler canım yazı yazmak istemiyor. Hayatta keyif aldığım şeylerin ve yaşamı paylaştığım insanların yavaş yavaş yok olup gitmeleri beni böyle bir havanın içerisine sokuyor. Gazete ve TV'lerde yazılarına, seslerine alıştığım insanların yok oluşu belki de hayatın gerçeklerini gösterdiği için beni etkiliyor.
Kazım Kanat gibi, Vedat da, Orhan da yoklar listesine yazıldılar. Tabii ki, ölenlere üzülüyoruz. Hayatı onlarsız yürüyeceğimizden, birazda bizlere öleceğimizi hatırlatıyor olmasından olsa gerek.
Böyle bir günde Tobol'da, Galatasaray'ın oynadığı futbolu yazmak anlamsız geliyor. Alparslan'ın yirmi pasın onbeşini gerisindeki stopere verdiğini yazmayı da manasız buluyorum. Vedat ile Orhan'ın öbür dünyaya transfer oldukları bir günde, futbolcu transferlerini yazmakta bana biraz ayıp gibi geliyor.
Bir psikopat, Beyoğlu'nun orta yerinde 1 TL için adam öldürüyor, kalabalık var ama kurtarmak için yardım eden yok. Ayıplamıyorum; kendime de sordum 'sen olsan ne yapardın' diye, cevabım 'uzak dururdum' oldu.
Son yıllarda bu ülkede birçok insanın aklın ve mantığın almadığı nedenlerden öldürüldüğünü, her gün TV'ler de seyreden bu toplum artık reaksiyon verecek kadar etkilenmiyor.!
Galatasaray'ın, Seyrantepe'deki Stadının başına gelenlere mi, yoksa genç bir kızın başının kesilerek öldürülmesinden bu yana ülkemizde yaşananlara mı üzüleceğimi doğrusu bilemiyorum. Beyoğlu'nun orta yerindeki Alman vatandaşının ölüm tarzı, Etiler'de çöp sepetinde cesedi bulunan genç kızımızın yaşamının bitişindeki şansızlığının büyüklüğü Vedat ve Orhan'ın cennete uğurlanışında acımızı azaltan teselli olabiliyor. 'Adam gibi yaşadılar, adam gibi de öldüler' diyebilmenin bile acımızı azalttığı bir dünyadan uçup gittiler...
Ailelerine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.