AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-08-05
Federal yapı-ulus devlet çekişmesi, AB için her zaman büyük sorun oldu. Zaten ABD ile AB arasındaki en büyük fark da federal yapının olup olmaması. AB federal yapıyı sevemiyor, kabul edemiyor. ABD ise federal yapıda!
Üstelik Avrupa Birliği'nin, bugüne kadar olduğundan daha sorunsuz çalışması için hazırlanan Anayasa taslağı da henüz yürürlüğe girmedi. Şimdi, en son olarak, Almanya Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karar AB topluluğunu ilginç şekilde yönlendirecek.
Kısaca 2001 yılına dönelim. 2001 yılında Nice'te üye ülkelerce imzalanan anlaşma, oylama yöntemini oybirliğinden çoğunluk sistemine göre değiştirerek, Birliğin daha kolay genişlemesinin yolunu açtı. Bu amaçla hazırlanan Anayasa taslağı 2004 yılı haziran ayında kabul edildi ve 29 Ekim 2004 tarihinde Roma'da üye 25 devletin hükümet başkanları tarafından imzalandı. Anayasa'nın yürürlüğe girmesi için, üye ülke parlamentoları tarafından veya yapılacak halkoylaması ile onaylanması gerekiyordu. 2005 yılında Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda bu Anayasa taslağı reddedildi.
Bunun üzerine değişiklik yapılarak yeni Anayasa taslağı 13 Aralık 2007'de Lizbon'da hükümet başkanlarınca imzalandı ve yürürlüğe girmesi için onaylanması beklendi. Bu defa da Haziran 2008'de İrlanda'da yapılan referandumda taslak reddedildi. Şimdi 2 Ekim 2009 tarihinde yapılacak ikinci referandum bekleniyor. Diğer taraftan Çek ve Polonya cumhurbaşkanları, parlamentoları tarafından onaylanan Anayasa taslağında son onay imzasını atmak için İrlanda referandumunun sonucunu beklemekteler.
İşte gelişmeler bu aşamadayken, Alman Sol (Linke) Parti'nin ve koalisyon ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) Federal Parlamento üyelerinden Peter Gauweiler'in Almanya Anayasa Mahkemesi'ne başvurusu üzerine 30 Haziran 2009 tarihinde aldığı 147 sayfalık karar yayınlandı. Yüksek Mahkeme, Brüksel'e çok fazla güç tanındığı konusundaki şikayeti reddetti ve Anayasa'nın Alman Anayasası'na uygun olduğunu onayladı. Fakat büyük bir 'ancak' ile birlikte bir dizi şart da ileri sürdü. 26 Ağustos ve 8 Eylül günlerinde yapacağı toplantılarda Almanya Federal Parlamentosu, 'Avrupa Birliği Anayasasının Uygulanması Konusundaki Yasa'da gerekli değişiklikleri yapacak.
Almanya Anayasa Mahkemesi'nin ileri sürdüğü itirazlar gerçekte AB'nin işleyiş tarzını tümüyle değiştirdiği, bütün üye ülkeler ve Türkiye gibi aday ülkelerin Birlik'le olan ilişkilerini düzenlediği için son derece önemli. Mahkeme ne diyor? Mahkeme Anayasa ile bir 'Federal Avrupa Devleti' kurulamayacağı, AB kurumlarının demokratik eksiklikleri nedeni ile üye devletlerin egemenliklerini kayıt altına alamayacağını, bu sebepten Almanya Devlet Otoritesi'nin korunması gerektiğini karar altına alıyor. AB Konseyi'ndeki Almanya temsilcisinin yalnızca Federal Parlamento'nun talimatları çerçevesinde hareket edebileceğinin altı çiziliyor. Almanya Parlamentosu tarafından kabul edilmiş olan 'Uygulama Yasası'ndaki bu eksikliğin giderilmesi gerektiği belirtiliyor.
Almanya Anayasa Mahkemesi, açıkladığı kararıyla, Almanya ile AB arasındaki anlaşmazlıklarda kendisinin tek karar mercii olduğunu belirterek, Avrupa Adalet Divanı'nın (ECJ) üstünde gördüğünü de ilan ediyor. Mahkemenin karar metnine göre, Avrupa Parlamentosu'nda üye ülkelerin halkları eşit olarak temsil edilmemekte, ülkelere tanınan üye kontenjanları geçerli olmaktadır. Bu durumda Maltalı bir Avrupa Parlamentosu üyesi 67.000 Maltalı'yı temsil ederken, İsveçli bir üye 455.000 veya Alman bir üye 857.000 seçmeni temsil etmektedir. Bu şekliyle AP Avrupa Komisyonu'nu denetleme işlevini yürütemeyeceği için Komisyon'un uygulamalarını da onaylayamaz. Halkların ve ulusların bilgisi olmadan geliştirilen bir dizi kural ve normlar, uluslararası anlaşmalar, ekonomik kurallar, çıkar grupları ve NGO'lar tarafından uygulanmaktadır. Böylece politik kararların alınması, halkın istekleri doğrultusunda aşağıdan yukarıya değil, otoriter bir yolla yukarıdan aşağıya doğru gerçekleşmekte. Mahkemenin bu kararıyla uluslar üstü bir kuruluşta demokrasinin nasıl uygulanacağının esasları da konmakta. Almanya Anayasa Mahkemesi, Alman Federal Parlamentosu'na olduğu gibi diğer üye ülkelerin parlamentolarına da yeni bir rol biçmekte.
Bu karar ile AB bir 'Federal Avrupa Devleti' değil, 'Egemen Ülkeler Birliği' olacaktır. Biz ne olduğunu takip edip bir değerlendirme yapıyor muyuz?