AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-08-05
Son günlerde ekonomi yazısı yazmak zorlaştı. Çünkü bir yanda iktisat nosyonu olmayanların iktisat ve iktisatçılara saldırısı var, diğer tarafta da çeşitli ekollere mensup iktisatçıların birbirlerine saldırıları! Bir de tabii ülkemizdeki medya amatörlerinin profesyonellere saldırıları. Bu acemi saldırısı dış medyada da görülen bir şey.
İktisatçıların kendi aralarındaki itişmeleri konusunda örnek vermek gerekirse, New York Times yazarı, Nobel ödüllü Paul Krugman (lakabı Dr. Gloom) ile New York Üniversitesi Profesörü Nouriel Roubini (lakabı Dr. Doom) Letonya'nın 'currency board' denen para kurulu nedeni ile bir felakete uğrayacağı konusundaki iddialar ele alınabilir. Onların karşısında da para kurulunun en güçlü pazarlamacısı John's Hopkins iktisatçısı Profesör Steve Hanke bulunuyor. Felaket habercileri Letonya'nın yapısının geçmişteki 1991 sonrası para kurulu ülkesi Arjantin'e benzediğini ve bu ülkede de kurların kopacağı, borçların ödenemeyeceği iddiasındalar. Hanke ise durumun düşünüldüğü gibi olmadığını, Letonya'nın Arjantin ile benzerliği olmadığını söylüyor. Bu tezini de GlobeAsia dergisinde yazmış bulunuyor.
Ancak hatırlanırsa para kurulu konusundaki tartışma bizim açımızdan da tarihi önem taşıyor. Hatırlanırsa Türkiye 1999 sonunda kur çapası ile para kuruluna oldukça benzeyen bir düzenle (quasi currency board) enflasyon düşürme çabasına girmişti. Ancak koalisyondaki siyasi ortaklar arasındaki özelleştirme kavgaları, bankaların birbirini batırma girişimleri ve sonunda Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın Milli Güvenlik Kurulu'nda birbirlerine siyasi kavga ortamında Anayasa'yı atmaları (önceden tahmin edilebilir bir şey mi bu?) kurların kopmasına neden olmuş ve milyarlarca dolar bir günde kaçarken, 2001 Şubat ayında kriz çıkmıştı.
Şimdi de Letonya'da kurların kopup kopmayacağı ve ülkenin borç ödeyemez duruma gelmesi tartışılıyor.
Tabii Türkiye o gün kendi sorunları nedeni ile zaten siyaset ve ekonomi açısından dev boyutta problemli idi. Bugün ise Letonya'nın kendi sorunları var ama, bir de global kriz var.
Letonya parası artı eksi yüzde 1 düzeyinde band içinde oynayabiliyor. Kur da 0.708 Lats Euro başına olarak fikslenmiş. Arjantin Pesosu 1991 yılında para kuruluna girdiğinde dolara bire bir eşitlenmişti.
Hem komşular Estonya, Litvanya, hem de Letonya kriz başlamadan evvel düşük bütçe açığı sahibi idiler. Düşük de borç oranları vardı. Bütçe açığı sayıları yüzde 3 oranını pek geçmemişti. Bu üç ülkenin de kamu borç oranları ise yüzde 20 değerinin altında idi (bizim bütçe açığı yüzde 20 değerini borç oranı da yüzde 60 oranını aşmıştı). Şimdi de benzer düzeyleri koruyorlar.Yani mali disiplin var.
Hanke'ye göre bu ülkelerin durumu Arjantin'den farklı. Arjantin'in döviz rezervi para tabanının yüzde yüzünden çok aşağıya düşmüştü. Letonya'nın durumunda ise döviz rezervi döviz kaçışına rağmen bugün bile bire bir para tabanına eşit durumda (döviz rezervindeki değişimin para tabanındaki değişime oranı da iyi yönde). Yani Letonya bugün geçerli olan kurdan tüm para tabanını derhal euroya çevirebilir durumda. Dolayısı ile doğrudan yabancı sermaye yatırımının durması ve yabancı dövizlerin kaçmasına rağmen, mali yapılarını sağlam tutmaları ve rezerv yüksekliği Letonya ve komşularını Arjantin'den çok farklı kılıyor tezi, Hanke tarafından gündeme getiriliyor.
Hanke, Letonya ve komşuları şu anda kendileri (Avrupa desteği olmasa da) euroya dönseler ve sonra da paralarını biraz devalüe etseler, Arjantin gibi iflas etmeden normalleşirler, diyor.
Uluslararası mali kuruluşların yazdığı raporlar ise Letonya için kötü tahminler yapıyor, Krugman ve Roubini de bu raporlara dayanıyorlar. Hanke ise durum ile yakından bire bir ilgili.
Bakalım, biraz zaman geçince, örneğin 2009 sonunda gelindiğinde kim haklı çıkacak, göreceğiz. Şimdilik bekliyoruz! Biz bu durumda taraf değiliz, ama ilginç bir sosyoekonomik deneyin yaşandığını da biliyoruz. Sonucu sosyal psikoloji belirleyebilir. Latinler maliye politikasında politik, popülist ve cıvıktır ama Kuzey Avrupalılar galiba farklı: Kemer sıkarak direniyorlar! Bu farklılık önemli olabilir (bu arada düşünün Türkiye cıvık popülist mi, yoksa mantıklı kemer sıkıcı mı?)!