AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-08-05
Türkiye'nin nereye götürülmek istendiğine karar verilecek Çalıştay'a katılanlara takıldık. İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile Polis Akademisi'nin 'Uluslararası Terörizm ve Sınır Araştırma Merkezi'nin mensuplarını bile tarafsız sayarsak -Mümkün değil- geriye kalan 15 katılımcının rengi belli. Seneler önce atalarını Ohri'ye taşıyan ve son yıllarda 'Bizim Van'da köklerimiz var' diyen Birinci Dünya Savaşı kahramanı Cemal Paşa'nın torunu dahil, ezici çoğunluk Federasyoncu. Oral Çalışlar, Ali Bayramoğlu, Taraf yazarı Mithat Sancar'ın temsil edildiği 'Bu tezgahtan ülkeye yarar çıkmaz'.
Akademi'nin katılımcılara dağıttığı hediye paketindekilere bakın; 'İtalyan Gizli Örgütlenmesi-Gladyo' ve 'Orantılılık İlkesine Yönelik Stratejik Yaklaşımlar' başlıklı iki rapor. Herhalde Şamil Tayyar'ın Ergenekon'la ilgili kitabını koymayı unuttular. Katılımcıların ratingini ölçmek için 'Eğilim Sandığı'na gidilse, ezici oranla Türkiye'nin Üniter yapısı değişir, 'Türkiye Federasyonu' ilan edilirdi.
Şimdi yazacaklarımız, doğrudan başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AK Parti Yönetimi'ne. Acaba ne yaptıklarının farkındalar mı? Bugün bir etnik gruba vermeyi düşündükleri ayrıcalıkların orta vadede 'Çam yangını'na dönüşeceğinin bilincinde olmamaları mümkün değil. Sonuçta bu güzel vatan en az altı parçaya bölünür. Hatta, eyaletler içinde küçük küçük Otonom Bölgeler oluşur. Hiçbir şey bilmeyen, ileriyi göremeyenlere sadece Bosna-Hersek'in idari yapısını incelemelerini tavsiye ediyoruz. Ayrıca Yugoslavya'nın nasıl unufak olduğunu tekrar okuyup, bilgi tazelesinler. Karadağ'ın kopuşunun üstündeki duman dahi henüz dağılmadı.
Gaflet ve Delalet hatta Hıyanet içinde olanları bu millet affetmeyecektir. Tabii, 2011 Seçimleri'nden sağ-salim çıkıp, 'Parçalanma Planı'nı yürürlüğe sokma imkanı bulurlarsa.
Ağustos, Türk Milleti'nin 'Kahramanlıklar ayıdır'. Birlik ve beraberlik uğruna yedi düvelle savaştığımızın en belirgin kronolojik akışına sahiptir. Tarihi süreçte, 'Bölme Çalıştayı'nın nerede yapılmasına karar verenler 'Şehit polislerin kemiklerini sızlattılar'. Yine de aklımıza Turgut Özal'ın, böylesi bir teklif getirip sonra geri adım atışına atıfta bulunmak geliyor. Şehit ve gazi kanlarıyla sulanmış bu topraklar parçalanmaya müsait değildir. Herkes bunu iyi öğrenmeli.
Ankara-Etimesgut Noterliği Başkatibi Yaşar Uygurtaş'ın upuzun mektubunu okuduk. Gerçekten yola çıkıp, yazdığı öykü müthiş. Hatta onun deyimiyle 'İddianameye dönüştü'. Saygıyla aldık, kabul ettik.
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta 'Kürt açılımına musiki cenahından katkı'da bulunmakta:
'Kürt denildiğinde çoğunun aklına 'Dağlarda yürürken kart kurt sesler çıkaran insanlar' gelir ama ben Kürt kelimesini duyduğumda her şeyden önce makamlarımızı hatırlarım. Kürdi, acemkürdi, muhayyerkürdi aklımdan geçer fakat kürdilihicazkarın yeri bambaşkadır gönlümde. Ondaki lezzeti, zevki, zarafeti diğerlerinde bulmak zordur.
Hükümete bundan böyle başta kürdilihicazkar olmak üzere, kürdi, beyatiaraban kürdi gibi makamlara özel önem verilmesi, bunlardan eser bestelenmesinin teşvik edilmesi ve radyolarda, televizyonlarda aynı makamlardan saz eserleri ve şarkıların daha çok çalınmasının sağlanması gibi tavsiyelerim var.
Acaba faydası olur mu dersiniz?'...