AKŞAM GAZETESİ | Ali Ulusoy | 2009-08-05
Kürt Açılımını değerlendirmek için geçtiğimiz gün Ankara'da Polis Akademisi'nde toplanan ve 'itinayla seçildikleri' anlaşılan bazı gazetecilerin katıldığı toplantı dikkat çekti.
Akademik bir 'imaj' katmak adına 'Çalıştay' denilmesine karşın, birkaç istisna dışında soruna tamamen 'belli bir taraftan' bakanlardan oluşan böyle bir toplantı biraz 'yavan' kaçmış. Konuya 'Kürtler ne istiyorsa verelim, yeter ki tatsızlık çıkmasın!' şeklinde yaklaştıkları zaten bilinen bu 'gri pastayı' Çakır-Sarıkaya-Arıboğan 'sosuyla' renklendirme çabaları da tat verememiş.
Bir 'Gülen Cemaati Organizasyonu' olduğu izlenimi veren Çalıştay'a, soruna daha farklı perspektiften bakanlar da dahil edilebilseydi ciddiye alınma şansı artardı.
Çalıştaya katılanların bazılarını şahsen tanıyorum. Çoğuyla tanışıklığım Liberal Düşünce Topluluğu (LDT) çevrelerinden. LDT, artık dünyada modası geçmiş ve köhnemiş sosyalist fikirlerin Türkiye'nin kültür, düşünce ve akademi dünyasında hala söz sahibi olmasına bir tepki olarak ve buna 'liberal demokrat' bir alternatif getirmek amacıyla Mustafa Erdoğan'ın önayak olmasıyla kurulan bir topluluk. Sonrasında başına geçen Atilla Yayla'nın Atatürk'e sövmek gibi 'şov' merakına ve 'egosuna' kurban giden bu girişim, bir dönem Ankarada önemli bir entelektüel çekim merkezi olmuştu.
'Tanıdığın katılımcıları birkaç cümle ile değerlendir' denilse şunları söylerdim:
Zühtü Arslan: Özbudun başkanlığındaki Anayasa Hazırlama Komisyonu üyeliği ve Polis Akademisi Başkanlığı gibi kritik yerlere gelmesinde Cemaat desteği varsa bile bu olgu onun bunu hak etmediğini göstermez. Çalışkan ve kapasiteli. Vizyonu da var. Tek endişem, kategorik inanç ve düşünce yapısının 'hür iradeli' olmasına ket vurabilme riski.
Mümtaz'er Türköne: Ya Serdar Turgut haksızsa? Ya dönüşümlerinde gerçekten samimi ise? Ya 'her devrin adamı' olması 'amaç' değil 'sonuç' ise? 'Her zaman doğru ata oynamak', 'ileriyi başkalarından daha iyi görmek' ve 'her daim kazanan olmak' niye illa kötü bir şey olsun ki? 'İnsanların düşüncelerini temelden değiştirme hakkı'nı hep savunan biri olarak, onun da bence böyle bir hakkı var. Tabii dönüşümlerinde düşünce bazında samimi değilse hakkımı helal etmem...
İhsan Dağı: Ağzıyla kuş tutsa 'AKP'ye veya Cemaate kapılandığı' eleştirisinden kurtulamayacak olmasına üzülüyorum. Her sorunun rasyonel uzlaşma noktasını görebilme becerisini beğenirim. Hani bu ülkede kadınlar erkeklerin arkasında eziliyordu? 'İktidar milletvekili eş' küfesini sırtında taşıyarak, akademi camiasında maça hep '2-0' geriden başlaması feministleri sevindiriyor mudur acaba?
Mithat Sancar: Ankara Hukuk'tan meslektaşım. Parlak bir akademisyen. Askere vurmayı sevmesi Cemaatin dikkatini çekmiş olmalı ki her fırsatta el verilmeye çalışılıyor. Cemaat mi onu kullanıyor, o mu Cemaati kullanıyor belli değil. Ah Arap milliyetçisi olduğunu ve Türk olan her şeyden nefret ettiğini bir haykırabilse rahatlayacak... Ama Marksist kökleri ve alıştığı 'kripto' yaşam tarzı buna izin verir mi bilinmez.
Bu değerlendirmeyi kamuoyunu aydınlatma görevim çerçevesinde ve objektif olmak için elimden gelen çabayı göstererek yaptım. Hatam varsa affola...
Bu arada, bu ülkede halkın çoğunluğunun vicdanının onaylamadığı hiçbir açılım Kürt sorununu çözemez. Haberiniz olsun...