AKÅžAM | GUNCEL | 06 AÄžUSTOS 2009, PERÅžEMBE
Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, ÅŸüpheli, BaÅŸkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın, ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün karar mekanizmasında yer alan üst düzey yönetici konumunda bulunduÄŸu iddia edildi. Haberal'ın eski BaÅŸbakanlardan Bülent Ecevit'e yanlış tedavi uyguladığı da iddianameye girdi. Yalçın Küçük'ün PKK ile irtibat saÄŸladığı da iddia edildi.
İSTANBUL - Haberal'ın Cumhuriyet Çalışma Grubu kararları doÄŸrultusunda planlanan ''Cumhuriyet'e Saygı'' mitinglerinde diÄŸer rektörlerle birlikte hareket ettiÄŸi, ''ordu göreve'' pankartlarının açıldığı mitinglere iÅŸtirak ettiÄŸi, birçok siyasi liderini bir araya getirip, ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün amaçları doÄŸrultusunda organize edip yönlendirmeye çalıştığı ifade edildi.
Telefon konuÅŸmalarında, hükümetin devrilmesi gerektiÄŸinden bahsettiÄŸi öne sürülen Haberal'ın Mustafa S. ile yaptığı görüÅŸmede ''köprüyü geçene kadar, aradaki siyasal kavgaların ortadan kaldırılması'' yönünde talimat verdiÄŸi, aynı siyasinin ''Ben baÅŸbakan olacağım ama benim baÅŸbakanım da sizsiniz'' hitap ve övgüsüne mazhar görüldüÄŸü, ordu komutanlığı yapmış Ahmet HurÅŸit Tolon'un' ''Emredin gece 3'te kapınızdayım'' ÅŸeklindeki sözlerinden Mehmet Haberal'ın ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün karar mekanizmasında yer alan üst düzey yönetici konumunda bulunduÄŸu iddia edildi.
İddianamede telefon görüÅŸmesi kayıtlarına yer verilen Haberal'ın, Ergenekon silahlı terör örgütü üst düzey yapılanmasında görevli ÅŸüphelilerden, Mehmet Åžener Eruygur, DoÄŸu Perinçek, Ahmet HurÅŸit Tolon, İlhan Selçuk, Kemal Yalçın AlemdaroÄŸlu, Tuncay Özkan, Mustafa Özbek, Tuncer Kılınç ile örgütün medya yapılanması içerisinde bulunan, ÅŸüpheliler Mustafa Ali Balbay, Güler Kömürcü, Ergun Poyraz, İsmail Yıldız, Ercüment Ovalı ile örgütsel irtibatlarının bulunduÄŸu tespit edildiÄŸine yer verildi. İddianamede, yine ÅŸüphelinin aynı günlerde yurt dışına kaçan ve halen firari olarak aranan ve o tarihte Miami'de olduÄŸu belirten ÅŸüpheli Bedrettin Dalan ile 9 Ocak 2009 tarihinde yaptığı görüÅŸmesiyle irtibat halinde bulunduÄŸunun anlaşıldığı bildirildi.
İddianamede, ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün ''Sarıkız' isimli darbe planı kapsamında, Jandarma Genel Komutanlığında, dönemin Jandarma Genel Komutanı Mehmet Åžener Eruygur baÅŸkanlığında, rektörlerle bir toplantı düzenlendiÄŸi, bu toplantıda mevcut Hükümetin icraatları ve irtica ile ilgili konuların konuÅŸulduÄŸu, toplantı sırasında 15-20 rektörün ''Kubilay'' olmaya hazır olduklarını söylediÄŸi ve 25 Ekim günü rektörler ve öÄŸretim görevlilerinin Anıtkabir'e gitmesinin kararlaÅŸtırıldığı anlaşıldığı da kaydedildi.
ORDU GÖREVE PANKARTI AÇTIRDI
İddianamede, ''19 Ekim 2003 günü yapıldığı anlaşılan bu toplantıda alınan karar gereÄŸi 25 Ekim 2003 günü gerçekleÅŸtirilen ''Cumhuriyete Saygı Mitingi''ne katılan Haberal'ın, ''ordu göreve'' pankartının açıldığını görmediÄŸini, miting için herhangi bir talepte bulunmadığını, beyan etttiÄŸi ancak, Cumhuriyet Çalışma Grubunca alınan kararlar doÄŸrultusunda, yürüyüÅŸün yanı sıra bazı üniversite rektörlerinin, deÄŸiÅŸik zamanlarda yürütme organı ile ilgili açıklamalar yaptığı ve bu açıklamalarla kamuoyu oluÅŸturarak yapılması planlanan darbenin zemininin oluÅŸmasını hedefledikleri, Haberal'ın hem üniversite rektörü hem de televizyon kanalı sahibi olarak ''Ergenekon Silahlı Terör Örgütü''nün amaçlarına uygun olarak bu kapsamda faaliyette bulunduÄŸu, örgüt kararları doÄŸrultusunda yapılması planlanan eylemlere katıldığı, yürütme ve yasama organlarını devirmeye teÅŸebbüs eylemlerine iÅŸtirak ettiÄŸi iddia edildi.
MİLLİ İKTİDAR HAREKETİ OLUŞTURDU
Milli İktidar Harekatı (MİH) adı altında oluÅŸturulan yapılanma çerçevesinde toplantılar düzenlendiÄŸi ve bu toplantıya katılan kiÅŸilerin mesleklerine göre ayrıldığına yer verilen iddianamede, ''Generaller'' baÅŸlığı altında ise ''Org. Tuncer Kılınç, Tümg. A. K, Org. HurÅŸit Tolon, Org. Åžener Eruygur'' ÅŸeklinde isminin geçtiÄŸi, ayrıca örgüt üyelerinden Güler Kömürcü, DoÄŸu Perinçek, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan'ın da isimlerinin geçtiÄŸi ifade edildi.
İddianamede, elde edilen örgütsel dokümanlardan, ''Cumhuriyet gazetesinin yeniden yapılandırılması'' baÅŸlıklı dokümandaki kararlar doÄŸrultusunda ÅŸüpheli Mehmet Haberal'ın tüm bu faliyetlere iÅŸtirak edip bu toplantıların çoÄŸuna katıldığı, bunun DoÄŸu Perinçek'in telefon görüÅŸmesinden anlaşıldığı kaydedildi.
ELDE EDİLEN BAZI DOKÜMANLAR
İddianamede, Haberal'ın çalışma masası ve bilgisayarında ele geçirilen dokümanlar arasında ''Prof. Dr. Mehmet A. Haberal-Rektör'' ibareli ''Sayın E. Org. İsmail Hakkı Karadayı - Muhterem PaÅŸam istemiÅŸ olduÄŸunuz Faruk Demir'in CD'lerini gönderiyorum, hürmetlerimle'' yazılı 1 sayfalık doküman sıralandı.
''Belgeler, Dinleme Kayıtları, İliÅŸkiler 07.04.2008'' ibareli ve arka sayfaları el yazmalı 14 sayfa bilgisayar çıktılarının dökumanlar arasında yer aldığı iddianamede ''Bakanlar'' ibaresi ile baÅŸlayan 10 sayfalık isim listesinin içeriÄŸinde Bakanlar, Toparlayıcı Eksen, Akademi, Bürokrasi, Yazar-Fikir adamı, Medya, İş Dünyası, Hukuk, E. Asker, Kadın Hareketleri baÅŸlıkları altında Mustafa Özbek, Åžener Eruygur, DoÄŸu Perinçek, Erol Manisalı, Emin Gürses, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Vedat Yenerer, Sabih KanatoÄŸlu, HurÅŸit Tolon ve Tuncer Kılınç isimli kiÅŸilerin isimlerinin bulunduÄŸu kaydedildi.
Bir diÄŸer dokümanda ise ''Yeni bir Türkiye için yeni bir siyaset ve bir oluÅŸuma ilk adım'' ibaresi ile baÅŸlayan, 27.08.2001 tarihli'' Mehmet Haberal müracaat sahibi ibaresiyle son bulan, bilgisayar çıktısı doküman içeriÄŸinde de ''Yeni bir Türkiye için yeni bir siyaset ve bir oluÅŸuma ilk adım'' baÅŸlıklı YaÅŸar Nuri Öztürk ve YaÅŸar Okuyan imzalı siyasi içerikli bildiri, devam eden sayfalarda baÅŸlık ve imza kısmı bulunmayan bir mahkemeye ait olduÄŸu deÄŸerlendirilen duruÅŸma tutanakları fotokopileri yer aldığı belirtildi.
İddianamede, ''Milli Egemenlik Hareketi'' imzalı bildiri ve 11-22 arasında numaralanan bilgisayar çıktısı dokümanda DoÄŸu Perinçek, Anıl Ç, Emin Gürses, Erol Manisalı, Güler Kömürcü, HurÅŸit Tolon, Mehmet Haberal, Mustafa Balbay, Mustafa Özbek, Sabih KanadoÄŸlu, Åžener Eruygur, Tuncer Kılınç, Vedat Yenerer, YaÅŸar H, Tuncay Özkan ve Ümit Ö, isimli kiÅŸilerin yer aldığı öne sürüldü.
İddianamede, ''Hür ve Kabul EdilmiÅŸ Masonlar Büyük Locası''ndan 23 Kasım 2000 tarihli Mehmet Haberal'a hitaben imzalı ve mühürlü yazılmış Haberal'ın locaya üyeliÄŸi ve aidatlar ile ilgili yazıya da dokümanlar arasında yer verildi.
''Milli Egemenlik Hareketi'' baÅŸlıklı ''Yol Haritası-Taslak'' ibaresi ile baÅŸlayan ''MuÄŸla'' ibaresi ile son bulan 5 sayfa bilgisayar çıktısı doküman içeriÄŸinde, söz konusu hareketin programının yazıldığı programda izlenecek yolun tarih tarih belirtildiÄŸi savunulan iddianamede, 6 Temmuz 2008 tarihinde 20 ilde Hukuka Saygı mitinglerin düzenleneceÄŸi, belirleyici kurul içerisinde HurÅŸit Tolon ve Tuncay Özkan'ın da isim listesinde bulunduÄŸu, Halk Karar toplantılarının yapılacağı illerin belirlendiÄŸi bilgisayar çıktısının bulunduÄŸu belirtildi.
Dokümanlar arasında, ayrıca üzerinde Fethullah Gülen yazısı bulunan dosya haline getirilmiÅŸ doküman içeriÄŸinde, ''Fetullahçılara ait'' olduÄŸu iddia edilen kurum ve kuruluÅŸlarla ilgili bilgilerin olduÄŸu da kaydedildi.
İddianamede, ''DeÄŸerli BüyüÄŸüm'' ibaresi ile baÅŸlayıp Gürbüz Evsen ibaresi ile son bulan bilgisayar çıktısı dokümanda ise Gürbüz Evsen tarafından Mehmet Haberal'a gönderildiÄŸi deÄŸerlendirilen e-mail çıktısı içeriÄŸinde, dönemin BaÅŸbakanı Bülent Ecevit ile görüÅŸme esnasında çekmiÅŸ olduÄŸu sıkıntıları dile getirdiÄŸi yazıya da yer verildi.
HABERAL'IN BLOKNOTUNDAN
Savcılık iddianamesinde, Haberal'ın çalışma masası üzerinde bulunan dokümanlar arasında yeÅŸil renkli, BaÅŸkent Üniversitesi Ankara Turkey Meteksan ibareli Bloknot defter içeriÄŸinde ise ''AkÅŸam saat ??:30'da Necmettin beyi evinde ziyaret ettim. Bir saatten fazla görüÅŸtük. Anladım ki kendisine büyük haksızlık yapılmış. Ona da bütün imkanlarımı kullanacağımı söyledim. Sayın Necmettin Erbakan bugün ülke için önemli olduÄŸu (maalesef bu noktaya geldik) ortaya çıktı. (20.sayfa) (15.2.2007) İstanbul Hastanesinin davetiyesini Süleyman Beye götürdüm. Bu arada yine ülkemizi konuÅŸtuk. Daha önce ??? ??? geldi. Erkan Mumcu'yu ??? ettiÄŸini, Mesut Yılmaz'ın Süleyman Beyle görüÅŸeceÄŸini söyledi. Durumu Süleyman beye anlattık. (Mesut Yılmaz gelsin görüÅŸelim) dedi. Artık herkesin bizim ??? söylediÄŸimiz noktaya geldiÄŸini belirttim'' ibarelerinin yer aldığı, günlük ÅŸeklinde tutulmuÅŸ beyanların bulunduÄŸu belirtildi.
''ECEVİT'E YANLIŞ TEDAVİ UYGULANDIĞI'' İDDİASI
İddianamede, Ergün Poyraz adlı kiÅŸinin dijital verilerindeki ''cinayet'' isimli belgede, Mehmet Haberal baÅŸlığı altında, özetle ÅŸüphelinin, ''Ankara DoÄŸuÅŸ Locası 424 nolu üyesi masonlarından olduÄŸu, dönemin BaÅŸbakanı Bülent Ecevit'in rahatsızlığında yanlış tedavi uygulamakla suçlandığı, üniversite ile hastanenin yapımı için aldığı 60 milyon dolarlık krediyle Hazineyi zarara uÄŸrattığı'' ifade edilerek, TBMM Yolsuzlukları AraÅŸtırma Komisyonunun hakkındaki usulsüzlük suçlamasına iliÅŸkin raporuna yer verildiÄŸi kaydedildi.
İddianameye göre, sözkonusu belgede, Bülent Ecevit'in 2001 yılında bazı çevreler tarafından görevden uzaklaÅŸtırılarak, yerine BaÅŸbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın getirilmek istendiÄŸi, ancak Özkan'ın bunu kabul etmediÄŸi, 4 Mayıs 2002'de Mehmet Haberal'ın rektörü olduÄŸu BaÅŸkent Üniversitesine kaldırılan Bülent Ecevit'e bağırsak iltihabı teÅŸhisi konulduÄŸu, bir gün sonra hastaneden çıkan Bülent Ecevit'in Oran'daki konutunda dinlenmeye çekildiÄŸi, iki gün sonra ise evde sırtını çarpması sonucu kaburgasının kırıldığı açıklamasının yapıldığı, 17 Mayıs 2002'de BaÅŸbakan'ın doktoru Prof. Turgut Zileli ve BaÅŸkent Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Haberal'ın BaÅŸbakanlık Konutu'nda Ecevit'i muayene ettiÄŸi, kapsamlı bir chek up yapılması için ikna ettikleri, yeniden aynı hastaneye kaldırıldığı ve burada kaldığı 11 gün sonunda durumunun daha da kötüleÅŸtiÄŸi, 27 Mayıs 2002'de 11 gün kaldığı BaÅŸkent Hastanesinden çıkarak evine gittiÄŸi ve BaÅŸkent Üniversitesinden gelen doktorları kabul etmeyerek Demiryolları Hastanesinde çalışan Ortopedist Dr. Mücahit Pehlivan tarafından tedavisine devam edildiÄŸi bilgisine yer verildiÄŸi ifade edildi.
Bu belgeye göre, o dönemde, DSP Grup BaÅŸkanvekili olan Emrehan Halıcı tarafından Bülent Ecevit'in 11 Temmuz 2002'deki son randevuya gitmemesinin nedeni olarak ''Gitseydi, kendisine çürük veya iÅŸ göremez raporu verilecek ve bu rapora dayanılarak baÅŸbakanlıktan düÅŸürülecekti'' ÅŸeklinde beyanlarda bulunduÄŸu, o dönemde, Ecevit'in koruma amirliÄŸini yapan Recai Birgün tarafından yapılan açıklamalarda ''Dünyada tedaviyi kesip de ayaÄŸa kalkan tek insan Sayın Bülent Ecevit'ti. Ne zaman tedavi kesildi, ayaÄŸa kalktı. O gün yaÅŸananlara da 57. Hükümete yapılan operasyonun bir parçası olarak baktık. 57. Hükümetin iktidardan düÅŸürülmesi için yapılan bir operasyondu'' ÅŸeklinde beyanlarda bulunduÄŸunun anlaşıldığı belirtildi.
RECAİ BİRGÜN'ÜN İFADELERİ
İddianameye göre, tanık Recai Birgün, 29 Nisan 2009 tarihinde Cumhuriyet BaÅŸsavcılığına verdiÄŸi ifadede, Ecevit'in koruma müdürü olduÄŸu dönemde, hastaneye ilk gittikleri gün Ecevit'e ilerlemiÅŸ yaşına raÄŸmen hastanede birçok tetkik ve tahlil yapıldığını, ciddi bir ÅŸekilde yorulan Ecevit'in Haberal tarafından gazetecilere açıklama yapmaya zorlandığını anlattı. O dönemde, medyada sürekli Ecevit'in hasta olduÄŸu, devleti yönetemeyeceÄŸi ÅŸeklinde yoÄŸun propaganda amaçlı haberler çıktığını, hatta Ecevit'siz ve MHP'siz hükümet formüllerinin konuÅŸulduÄŸunu savunan Birgün'ün, Bülent Ecevit evinde istirahatten iken o dönem ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal DerviÅŸ'in 13 gün ortadan kaybolduÄŸunu, BaÅŸbakan dahil kendisinden kimsenin haber alamadığını, nerede olduÄŸunun, ne yaptığının bugün dahi hala sır olduÄŸunu belirttiÄŸi ifade edildi.
İddianameye göre, o dönemlerde Amerika'nın Türkiye üzerinden Irak'a müdahale edilmesine dair yoÄŸun bir baskı olduÄŸunu, BaÅŸbakan'ın bu müdahaleye karşı çıktığı için kendisine karşı Hükümetin deÄŸiÅŸtirilmesi gibi birçok formüller gündeme getirildiÄŸini, hatta Amerika'da Bush ile yaptığı görüÅŸme sonrası 'Amerika'nın niyeti Saddam'ın kellesini almak ama biz Amerika'nın Irak'ı iÅŸkaline karşıyız'' ÅŸeklinde açıklama yaptığını hatırladığını, o günlerde 1,5 saatlik görüÅŸmelerinde 3 kelime sürçü lisan etmiÅŸ ise birçok medya organının bu görüntüleri sürekli verip BaÅŸbakan'ın vazife göremez olduÄŸu iddialarını sürdürdüklerini söyleyen Birgün, aynı tarihlerde Tansu Çiller'in, (Amerika Irak'ı iÅŸgal edecek ben de baÅŸbakan olacağım) ÅŸeklinde televizyonlara açıklama yaptığını, Cengiz Çandar'ın da 30 Kasım 2001 tarihinde (EÄŸer bir gün Amerika Irak' ı iÅŸkal edecek olursa, o gün Bülent Ecevit BaÅŸbakan olarak bırakılmayacak'' ÅŸeklinde yazı yazdığını, daha sonra da BaÅŸbakan'ın hastalığı iyileÅŸmiÅŸ olduÄŸu halde sürekli devletin çok önemli iÅŸleri için görevi yapmasına tıbbi olarak önlemeye çalıştıklarına yönelik ÅŸüphelerinin yoÄŸunlaÅŸtığını ifade etti.
İddianamede yer alan ifadelere göre, baÅŸbakanın hastalık dönemi ile alakalı tıbbi boyutu bilemeyeceÄŸini, ancak kendi yaÅŸadığı ve gördüÄŸü kadarı ile doktorların anlattığı kadar ağır bir hastalığının olmadığını, tedavi kesilince çok kısa sürede iyileÅŸen dünyadaki ender kiÅŸilerden biri olduÄŸunu dile getiren Birgün, bu konudaki beyanları sebebi ile Mehmet Haberal ve 13 doktorun kendisi hakkında ceza ve tazminat davaları açtıklarını, tazminat davalarının halen devam ettiÄŸini, ayrıca anlattığı olayları doÄŸrulayacak haberlerin 2001-2002 yıllarındaki gazetelerden anlaşılabileceÄŸini belirtti.
''ERDOÄžAN'I DA HABERAL'A GÖTÜRMEK LAZIM''
İddianamede ÅŸüpheli Yalçın Küçük'ün bilgisayarında ''Dördüncü Bölüm Saralı Ülke'' isimli belgede ''Öyle sanıyorum, Recep ErdoÄŸan'ı da Haberal'a götürmek gerekiyor, Ecevit misali, hastaneden kaçmaması için de Aytaç PaÅŸa'nın jandarmalarından ikisini kapıya dikmek yerindedir. Bilemem, iÅŸ doktorluktur ve Erdogan için 'çalışamazlık' raporu almak mümkündür. Memleketin ali menfeatları bu noktadadır'' ÅŸeklinde ifadelere de yer verildiÄŸi belirtildi.
YALÇIN KÜÇÜK PKK İLE İRTİBATI SAÄžLIYOR
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, ''Yalçın Küçük'ün, 'Ergenekon silahlı terör örgütü' yapılanması içinde üst düzey görevlerde bulunduÄŸu, bu görevleri arasında, PKK ve diÄŸer örgütlerle irtibatları saÄŸlamak, çalışmaları organize etmek ve darbe çalışmaları sırasında yapılacak dezenformasyon faaliyetleri ile gerekli ortamı hazırlamanın yer aldığı sonucuna ulaşılmaktadır'' denildi.
Yalçın Küçük'ün emniyet ve savcılıktaki ifadelerine yer verilen iddianamede, Küçük'ün ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' ve PKK terör örgütü ile herhangi bir iliÅŸkisinin olmadığını, Abdullah Öcalan'a ''Sayın'' demediÄŸini söylediÄŸi kaydedildi.
İddianamade, Küçük'ün savcılıkta da soruÅŸturma dosyasında ve örgüt dokümanı olduÄŸu iddia edilen yazılarda, ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' üyesi olduÄŸuna dair en ufak bir ibarenin bulunmadığı ve kanaatine göre sözü edilen örgütün de ciddi bir örgüt olduÄŸunu düÅŸünmediÄŸi ÅŸeklinde ifade verdiÄŸi aktarıldı.
Küçük'ün sorgusunda da benzer açıklamalarda bulunduÄŸu hatırlatılan iddianamede, Küçük'ün, Ankara ve İstanbul'daki evlerinde yapılan aramalarda ise sözde Kürdistan haritası ve Kürtçe gramer notları, BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan ve Morton Abromowitz'in fotoÄŸrafları ve terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile avukatları arasında yapılan haftalık görüÅŸmenin özetlenmiÅŸ ÅŸekilde yayımlandığı internet sitesinden alınmış bilgisayar çıktısının ele geçirildiÄŸi bildirildi.
İddianamede, şunlar kaydedildi:
''Ergenekon silahlı terör örgütü soruÅŸturması kapsamında yakalanan Ümit OÄŸuztan, Adil Serdar Saçan ve Ahmet Tuncay Özkan'dan ele geçirilen ''Fabrikatör Gözlem -Analiz'' isimli dokümanın 'Doktriner Teorik Çalışmalar' bölümünde; 'Doktriner teorik çalışmalarda her kesimden, her görüÅŸten ve her inançtan aydınlardan azami olarak yararlanılmakta, böylelikle çeÅŸitli kesimler ile iletiÅŸim kurularak geliÅŸtirilen iliÅŸkiler saÄŸlanmakta olduÄŸu gibi, yeni teoriler geliÅŸtirilmesinde büyük kolaylıklar saÄŸlanmaktadır. Bu bir anlamda, her alanda iÅŸe yarayacak teoriler hazırlanmasında hazırdan yararlanma alışkanlığını geliÅŸtirmiÅŸtir. Yaratıcı olmak yerine elveriÅŸli olanı kullanma yöntemi benimsenmiÅŸtir. ÖrneÄŸin; Yalçın Küçük ve İsmail BeÅŸikçi'den bu anlamda büyük ölçüde yararlanılmaktadır' ÅŸeklinde yazdığının görüldüÄŸü, bu metinden de anlaşılacağı üzere Yalçın Küçük'ün Ergenekon silahlı terör örgütünün teorisyenlerinden veya örgüt teorisi oluÅŸturulmasında kendisinden görüÅŸ alınan bir ÅŸahıs olduÄŸu açıkça anlaşılmaktadır.''
İddianamede, ''Bazı beyanları ve birçok telefon görüÅŸmesinden Ergenekon silahlı terör örgütü üyeleriyle alakalı soruÅŸturmayı çok sıkı takip edip soruÅŸturma hakkında sürekli dezenformasyon yapmasından, Yalçın Küçük'ün 'Ergenekon' silahlı terör örgütü içinde yer aldığı anlaşılmaktadır'' denildi.
Gizli tanık ''Deniz''in ifadesine de yer verilen iddianamede, Deniz'in yazar olarak tanıdığı Yalçın Küçük'ün 1993 ve 1996 yıllarında Åžam'a Abdullah Öcalan ile görüÅŸmek üzere geldiÄŸini söylediÄŸi ve ''Yalçın Küçük'ün adeta Abdullah Öcalan'ın beyni olduÄŸunu'' ileri sürdüÄŸü aktarıldı.
İddianamede, ayrıca şu hususlara yer verildi:
''Delillerden, Yalçın Küçük'ün, 'Ergenekon' silahlı terör örgütü yapılanması içinde üst düzey görevlerde bulunduÄŸu, bu görevleri arasında PKK ve diÄŸer örgütlerle irtibatları saÄŸlamak, çalışmaları organize etmek ve darbe çalışmaları sırasında yapılacak dezenformasyon faaliyetleri ile gerekli ortamı hazırlamanın yer aldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Mevcut deliller ve tanık beyanları göz önüne alındığında, ÅŸüphelinin Ergenekon silahlı terör örgütü adına PKK ile iliÅŸkileri kuran ve iletiÅŸimi saÄŸlayan üst düzey kiÅŸilerden biri olduÄŸu, devletin PKK terör örgütü ile çok ciddi mücadele verdiÄŸi bir dönemde örgütün elebaşına karşı yapılacak operasyona engel olması ve bunu kendisine bir devlet görevlisinin söylediÄŸini beyan etmesi bile ÅŸüphelilerden ele geçirilen 'Panzehir' isimli örgütsel içerikli dokümandaki bilgilerin doÄŸruluÄŸunu göstermektedir.
Åžüpheli, her ne kadar bu iddiaları kabul etmemiÅŸ ise de hem kendi görüntüleri hem de tanık ve gizli tanıkların beyanlarından Panzehir isimli örgütsel içerikli dokümanda belirtilen prensiplere uygun hareket ettiÄŸi açıkça ortaya çıkmaktadır.''
FATİH HİLMİOÄžLU ÜNİVERSİTEDE ÇALIÅžANLARI FİŞLEDİ
Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, sanıklardan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih HilmioÄŸlu'nun, ''rektörlüÄŸünü yaptığı üniversitede çalışan öÄŸretim görevlileri ile öÄŸrencilerin siyasi düÅŸünceleri ve dini inanışlarına göre kiÅŸisel verilerini hukuka aykırı olarak kaydettiÄŸi'' iddia edildi.
İddianamede, HilmioÄŸlu'nun, emniyet ve savcılıkta verdiÄŸi ifadede, ''Ergenekon silahlı terör örgütü'' üyesi olmadığını, böyle bir örgütün varlığını ilk olarak medyadan duyduÄŸunu, örgüt içerisinde herhangi bir faaliyette bulunmadığını, Ümraniye'de ele geçirilen el bombaları hakkında herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, yine bu konu ile ilgili haberleri basından duyduÄŸu kadarıyla bildiÄŸini söylediÄŸi belirtildi.
İddianamede, HilmioÄŸlu'nun, ''Sarıkız'', ''Ayışığı'', ''Yakamoz'' ve ''Eldiven'' kod adlı darbe planlarını da yine basından duyduÄŸunu söylediÄŸi ifade edildi.
Aynı iddianamede, ''Fatih HilmioÄŸlu'nun, Ergenekon silahlı terör örgütünün planladığı askeri müdahaleye zemin oluÅŸturma kapsamında Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde dönemin Jandarma Genel Komutanı Mehmet Åžener Eruygur'un baÅŸkanlığında yapılan ve bir kısmı örgüt üyeleri olan dönemin üniversite rektörleri Mustafa Abbas Yurtkuran, Ferit Bernay ve Kemal AlemdaroÄŸlu ile 19 Eylül 2003 tarihindeki gizli toplantıya katıldığı, dönemin Genelkurmay BaÅŸkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün bu durumdan haberdar olmamasından, toplantının TSK'nın bilgisi dışında gizli olarak düzenlendiÄŸini açıkça ortaya koyduÄŸu, bu toplantıda özellikle mevcut hükümetin icraatlarının ve irtica ile ilgili konuların görüÅŸüldüÄŸü, toplantıya katılan bazı rektörlerin 'Kubilay' olmaya hazır olduklarını söylediÄŸi, burada alınan tüm kararların ve bu kapsamda rektörlerin beklentilerinin gizli bir toplantı tutanağına baÄŸlandığı ve bu tutanakların daha sonra Mehmet Åžener Eruygur'un adresinde yapılan aramalarda ele geçirildiÄŸi anlaşılmıştır'' denildi.
İddianamede, sanığın ayrıca ''19 Eylül 2003 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığında yapılan gizli toplantıda alınan karar uyarınca, askeri müdahaleye zemin oluÅŸturmak ve üniversitelerin sokaÄŸa dökülmesini saÄŸlamak amacıyla 25 Ekim 2003 tarihinde düzenlenen ve 'Ordu göreve' pankartlarının asıldığı 'Cumhuriyet'e Saygı Mitingi'ne katıldığı tespit edilmiÅŸtir'' ifadesine yer verildi.
İddianamede, HilmioÄŸlu ile ilgili deÄŸerlendirmenin yapıldığı son bölümde, ÅŸu ifadeler yer aldı:
''Åžüphelinin, örgütün faaliyeti çerçevesindeki tüm eylemlerinin örgüt üyeliÄŸi kapsamında olduÄŸu, rektörlüÄŸünü yaptığı üniversitede çalışan öÄŸretim görevlileri ile öÄŸrencileri siyasi düÅŸünceleri ve dini inanışlarına göre kiÅŸisel verilerini hukuka aykırı olarak kaydettiÄŸi ve ayrıca yürütme organını ve TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teÅŸebbüs suçuna iÅŸtirak ettiÄŸi anlaşılmıştır.''
''ESKİ YÖK BAÅžKANI GÜRÜZ ÖRGÜTÜN ARA YÖNETİCİSİ''
Üçüncü ''Ergenekon'' iddianamesinde, eski YÖK BaÅŸkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün, ''emekli Orgeneral Mehmet Åžener Eruygur'a düzenli bilgi verdiÄŸi ve 'Ergenekon' silahlı terör örgütünün ara yöneticisi olduÄŸu'' öne sürüldü.
İddianamede, eski YÖK BaÅŸkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz'ün, YÖK baÅŸkanlığından emekli olduÄŸu halde, örgütün talimatı ile YÖK üyeliÄŸi ve üniversitelerdeki rektörlük seçimlerine müdahale ettiÄŸi, bu amaçla seçime iÅŸtirak eden kiÅŸilerle görüÅŸmeler yaptığı ve örgütün ileride kullanabileceÄŸini düÅŸündüÄŸü ÅŸahısların üniversite yönetimlerine seçilmelerini saÄŸlamak ve üniversitelerde kadrolaÅŸmak amacıyla bu kiÅŸilere oy verilmesi yönünde baskı uyguladığı, seçilmesini istemediÄŸi kiÅŸiler hakkında asılsız söylentiler ve haberleri yayarak onları yıpratmaya ve böylece üniversite yönetimlerine, örgütün belirlediÄŸi strateji doÄŸrultusunda yönlendirmeyi amaçladıkları kiÅŸilerin seçilmesini saÄŸlamaya çalıştığı'' belirtildi.
İddianamede, Gürüz'ün ''yapılan çalışmalarla ilgili örgüt yöneticisi Åžener Eruygur'a düzenli bilgi verdiÄŸi ve ondan bazı ÅŸahıslara baskı uygulaması için taleplerde bulunduÄŸu, ayrıca bazı medya mensupları ile görüÅŸerek, rektörlük seçimlerinde desteklediÄŸi kiÅŸilerin muhalifleri aleyhine yazı yazılmasını saÄŸladığı ve örgüt üyesi Mustafa Balbay ile de bu yönde birçok görüÅŸmesinin bulunduÄŸu, görev sırasında temin ettiÄŸi devletin iç veya dış siyasal yararlarına iliÅŸkin gizli belgeleri sakladığı, Ergenekon silahlı terör örgütünün ara yönetici olarak emekli olduktan sonra da eylem ve faaliyetlerini sürdürdüÄŸünün anlaşıldığı'' vurgulandı.
Åžüpheli Yarbay Mustafa Dönmez'in de ''Ergenekon silahlı terör örgütünün üyesi olduÄŸu, BaÅŸbakan'a suikast giriÅŸimi için çalışma yapıp evinin krokilerini çıkardığı, devlete ait gizli olan ve mahiyet itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeler ile vahim nitelikli silah, mühimmatı, patlayıcı madde bulundurduÄŸu, kiÅŸileri, özel hayatları, dini ve siyasi görüÅŸlerine göre kiÅŸisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek suçlarını iÅŸlediÄŸi'' savunulan iddianamede, ''ÅŸüphelinin, ele geçirilen mühimmat ve askeri malzemelerin mahiyeti de göz önüne alındığında yasama ve yürütme organını ortadan kaldırmaya teÅŸebbüs eylemlerini gerçekleÅŸtirmeye elveriÅŸli nitelikte olduÄŸu'' belirtildi.
İddianamede, ''ÅŸüpheli Mustafa Yurtkuran'ın aktif olarak darbe çalışmalarının içerisinde yer aldığının anlaşıldığı'' iddia edilerek, ÅŸüphelinin, örgütün faaliyeti çerçevesindeki tüm eylemlerinin örgüt üyeliÄŸi kapsamında olduÄŸu, ayrıca ''Yürütme organını ve TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teÅŸebbüs suçuna iÅŸtirak ettiÄŸi sonucuna varıldığı'' ifade edildi.
İddianamede, ÅŸüpheli Engin Aydın'ın da ''Ergenekon silahlı terör örgütü içinde örgüt yöneticisi konumunda bulunan sanık İlhan Selçuk'a baÄŸlı örgüt üyesi olduÄŸu ve onun talimatları ve örgütün amaçları doÄŸrultusunda faaliyette bulunduÄŸu, gerçekleÅŸtirdiÄŸi devamlılık ve çeÅŸitlilik arz eden tüm eylemlerinin örgüt üyeliÄŸi kapsamında bulunduÄŸu'' kaydedildi.
İddianamede, eski Türk Metal Sendikası Genel BaÅŸkanı Mustafa Özbek'in de faaliyetlerinin çeÅŸitliliÄŸi ve yoÄŸunluÄŸu, ele geçirilen gizli belgeler, telefon görüÅŸmelerinin içerikleri ve irtibatlarının tüm delillerle bir bütün olarak dikkate alındığında, ''Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olduÄŸu'' ifade edildi.
İddianamede, ''Özbek'in, örgütü parasal olarak finanse ettiÄŸi, bunun yanında 'gizli' ibareli belge bulundurduÄŸu, baÅŸkanı bulunduÄŸu sendikanın imkanlarını örgütün amaçları doÄŸrultusunda kullandığı, bir suç iÅŸleme kararı kapsamında kiÅŸilerin siyasi, felsefi veya dini görüÅŸlerine, ırki kökenlerine, hukuka aykırı olarak ahlaki eÄŸilimlerine, cinsel yaÅŸamlarına veya sendikal baÄŸlantılarına iliÅŸkin bilgileri kiÅŸisel veri olarak kaydetme suçunu da iÅŸlediÄŸinin anlaşıldığı'' vurgulandı.
İddianamede, Ünal İnanç'ın da ''Ergenekon silahlı terör örgütü üyesi olduÄŸu, devletin güvenliÄŸine iliÅŸkin gizli belgeleri ve yasaklanan bilgileri temin ettiÄŸi'' öne sürüldü.
Åžüpheli Mustafa Levent GöktaÅŸ'ın da örgütün talimatları ile gerçekleÅŸtirdiÄŸi tüm eylemlerinin örgüt yöneticiliÄŸi kapsamında bulunduÄŸu sonucuna varıldığı belirtilen iddianamede, ÅŸüpheli Mustafa Hüseyin BuzoÄŸlu'nun da ''kiÅŸisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek, devletin güvenliÄŸine veya iç veya dış siyasal yararlarına iliÅŸkin belgeleri temin etmek ve bulundurmak, daha sonra bu belgeleri örgütün arÅŸivine dahil etmek ÅŸeklindeki süreklilik ve çeÅŸitlilik arz eden eylemlerinin örgüt üyeliÄŸi kapsamında bulunduÄŸu'' ifade edildi. (A.A)