AKÅžAM | SIYASET | 06 AÄžUSTOS 2009, PERÅžEMBE

Darbe niyetini biliyordum

BaÅŸbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eski Genelkurmay BaÅŸkanı Hilmi Özkök'ün 3. Ergenekon iddianamesinde yer alan ifadelerinde yer alan darbe iddialarından o dönem kendisinin de haberinin olduÄŸunu söyledi

İSTANBUL - Devlet Bakanı ve BaÅŸbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Aslında biz iktidar olarak çok büyük bir risk alıyoruz. İki sene sonra seçimler var. Bu seçimlerin sonucunu etkileyebilecek en önemli iÅŸ bu demokratik açılım projemizdir'' dedi. Arınç, NTV'de katıldığı canlı yayında Murat Akgün'ün sorularını yanıtladı. ''CHP Genel BaÅŸkanı Deniz Baykal DTP ile görüÅŸmenin İmralı ya da PKK ile görüÅŸmek sayılacağını söyledi. Bu konudaki deÄŸerlendirmeniz ne olacak?'' sorusu üzerine Arınç, ''Tabii böyle bir yakıştırmayı, böyle bir ağır konuÅŸmayı Sayın Baykal'dan beklemezdim. Tamamen yanlış buluyorum'' yanıtını verdi. ''Sayın BaÅŸbakan'ın DTP temsilcileri ile görüÅŸmesini olumlu buluyorum'' diyen Arınç, daha önce de yaptığı bazı konuÅŸmalarda DTP temsilcileriyle görüÅŸülmesi gerektiÄŸini ifade ettiÄŸini hatırlattı. Anayasa'da siyasi partilerin demokratik yaÅŸamın vazgeçilmez unsurları olduÄŸu hükmünün yer aldığını, partinin isminin ne olduÄŸunun önem taşımadığını belirten  Arınç, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: ''Çünkü siyasi partiler, halkımızı temsil ediyorlar. Farklı görüÅŸ ve düÅŸünceler olabilir, bunların bir partisi olur, bunlar halktan oy alırlar ve aldıkları oy kadar da parlamentoda temsil edilirler. Bugün DTP'nin hakkında kapatma davası açılmış olsa bile, hatta kapatılacağına büyük ihtimalle karar veriliyor olsa bile, bu parti diÄŸer partiler kadar meÅŸru ve yasaldır. Dolayısıyla onlarla görüÅŸmek, demokrasinin, Anayasamızın da gereÄŸidir. DüÅŸüncelerini yanlış bulabilirsiniz, hatta ÅŸok edici bulabilirsiniz, konuÅŸmalarından hiç hoÅŸlanmıyor olabilirsiniz, ama bir siyasi partidir ve saygıya layıktır. Dolayısıyla, o siyasi partiyi hasım gibi görerek onun bulunduÄŸu yerde bulunmamanın bile tepki göstermenin bile yanlış olduÄŸunu düÅŸünenlerdenim.''

''BAZI DELİLER YAPABİLİR, AMA...''
TBMM BaÅŸkanlığı döneminde de yaptığı yurt gezilerinde belediye baÅŸkanlarını kim olursa olsun ziyaret ettiÄŸini belirten Arınç, ''Halkın seçtiÄŸi insanlara saygı göstermek zorundayız. Onlar bir parti de olabilir, bir kiÅŸi de olabilir. Sayın BaÅŸbakan'ın uzun bir aradan sonra -ki gerekçelerini kendisi anlatıyordu- DTP Genel BaÅŸkanı ve temsilcileriyle görüÅŸmesini olumlu buluyorum ve buna yönelik itirazları Anayasa kapsamında yanlış buluyorum'' dedi. ''DTP ile görüÅŸmeyi 'eÅŸit olarak Kandil ile görüÅŸmek, eÅŸit olarak PKK ile görüÅŸmek' olarak vasıflandırmak bence o kadar yanlıştır ki bunu tarif etmekte zorlanıyorum'' diyen Arınç, ÅŸunları kaydetti: ''Hatta, böyle birÅŸey vaki olsa bile bunu bir siyasetçinin ifade etmesini çok yanlış buluyorum. İki açıdan meseleye bakabiliriz, söylemleri, davranışları, konuÅŸmaları, birliktelikleri, aynı tabana hitap ediyor oluÅŸları, bununla ilgili bugüne kadarki söylemleri, DTP hakkındaki zaten bizim de itirazlarımızdır. Ama bunu bir terör örgütüyle özdeÅŸ hale getirmek bir siyasetçiye yakışmaz. Sayın Baykal, fevkalade büyük bir yanlışlık yapmıştır. Çünkü biz o bölgede yaÅŸayan ve kendilerini 'Kürt kimliÄŸiyle' tanımlayan insanlarımızı masum insanlar olarak görüyoruz. Böyle de görmeye de mecburuz. Terörist ile bölge halkı arasında bir ayrım yapmadıktan sonra 'Kürt eÅŸittir PKK'lıdır' söylemini Türkiye'de bazı deliler yapabilir, ama bunu bir siyasetçinin yapması fevkalade yanlıştır. Baykal ile ilgili olarak, dünkü beyanına atfen söylemeliyim ki, DTP ile görüÅŸmeyi Kandil, PKK, İmralı ile görüÅŸmek anlamında eÅŸit tutmasını bir siyasetçi olarak da yanlış buluyorum. Türkiye'nin geleceÄŸi, toplumsal barışımızı kurma yönündeki çabalarımız bakımından da büyük bir yanlış olarak görüyorum.'' MHP Genel BaÅŸkanı Bahçeli'nin sözlerini de deÄŸerlendiren Arınç, ''Sayın Bahçeli'ye gelince, öncelikle bu yöndeki çabaları ihanet olarak vasıflandırdı, bu yanlıştır. İkincisi, bu yönde düÅŸüncelerini ifade eden birtakım yazarları, bilim adamlarını, köÅŸe yazarlarını, '12 kötü adam' olarak vasıflandırdı, bu da yanlıştır'' dedi. Bahçeli'nin bu yönde giriÅŸimde bulunanları ''İmralı'nın veya Öcalan'ın güdümünde, onların taÅŸeronu olarak'' suçlamasını da doÄŸru bulmadığını belirten Arınç, siyasetçilerin belli amaçlarla bu açıklamaları yapabileceÄŸini, ancak bu açıklamaların iyi niyetli çabaların önünü kesmemesi gerektiÄŸini kaydetti. Arınç, yıllardır çekilen sıkıntıların giderilmesine yönelik iyi niyetli çabaları peÅŸin hükümlerle yaftalamanın Türkiye'ye hizmet etmeyeceÄŸini söyledi.

''RİSK ALIYORUZ''
Baykal'ın açıklamalarını dikkatle izlediÄŸini ve ''peÅŸin hükümlerle suçlama yaptığını'' gözlemlediÄŸini ifade eden Arınç, Baykal'ın bu konuda ne yapılması gerektiÄŸi yönünde de açık ve net bir açıklamada bulunmadığını söyledi. CHP ve SHP döneminde konuya iliÅŸkin raporlar hazırlandığını belirten Arınç, ''(Åžöyle çözülmelidir) dediklerine de bugün sahip çıkmıyorlar. Çünkü iktidarda AK Parti var ve AK Parti'nin yapacağı tüm hizmetlere peÅŸinen karşı olmak gibi bir stratejileri var. Bu çözümsüzlüÄŸe Türkiye'yi kilitlemektir ve AK Parti'nin baÅŸarılı olmasını engellemektir'' dedi. ''Sayın Baykal, hayatı boyunca sadece kısa süreli birkaç bakanlığı dışında, özellikle icranın başında, baÅŸbakanlık görevi olarak Türkiye'nin birikmiÅŸ, kronikleÅŸmiÅŸ sorunlarına hiçbir zaman çözüm aramadığı için muhalefetin dayanılmaz kolaylığıyla meÅŸgul olmaya devam ediyor'' diyen Arınç, bu konuda ana muhalefet partisi olarak CHP'ye de sorunun çözümü konusunda önemli görev ve sorumluluklar düÅŸtüÄŸünü kaydetti. Arınç, bazı CHP milletvekillerinin açıklamalarına da deÄŸinerek, ÅŸöyle devam etti: ''Bir milletvekili Roj TV'ye konuÅŸuyor, bunu bir ihtiyaç olarak görüyor. Mesut DeÄŸer Diyarbakır'da konuÅŸuyor, bunu bir ihtiyaç olarak görüyor. Eminim sayıları az da olsa, bazı kiÅŸiler, eski milletvekili Esat Canan ve diÄŸerleri gibi, 'bu sorun vardır ve bunun çözülmesi gerekir, CHP bundan uzak duramaz' diye sık sık konuÅŸuyor. Sen de bunu biliyorsun. Ama bir genel baÅŸkan olarak yarın ileride iktidar sorumluluÄŸunu alabilecek bir insan olarak Türkiye'nin bu çözülmesi mutlak gerekli konusunda ne düÅŸünüyorsun biz bunu bilemiyoruz.'' İçiÅŸleri Bakanı BeÅŸir Atalay'ın konunun çözümüne iliÅŸkin usul ve yöntem konusunda açıklamalarda bulunduÄŸuna iÅŸaret eden Arınç, ''Bundan sonraki adımlar toplumsal barıştır, siyasidir, askeridir, yönetseldir ve diÄŸerleridir. Dolayısıyla, biz buna bir Kürt açılımı ya da Kürt sorununun çözülmesi konusu olarak bakmıyoruz, demokratik açılım olarak bakıyoruz'' diye konuÅŸtu. Arınç, bunun halkın mutlu olduÄŸu, terörden ve korkudan azade olduÄŸu bütünleÅŸmiÅŸ bir Türkiye projesi olduÄŸunu söyledi. Bu projenin sorumluluÄŸunun AK Parti'de olduÄŸunu, ancak çözümü için siyasi mutabakata ihtiyaç bulunduÄŸunu dile getiren Arınç, ''CHP ana muhalefet partisidir ve Türkiye'de çok önemli bir siyasi kuruluÅŸtur. Bugünkü özgül ağırlığının dışında CHP'nin ayrıca bir ağırlığı vardır'' dedi. CHP'nin de kendisini tarif ederken ''Cumhuriyet'i kuran parti'' ve ''Atatürk'ün partisi'' olduÄŸu yönünde açıklamalarda bulunulduÄŸunu dile getiren Arınç, ''Yani, laiklik, rejim, asker-siyaset iliÅŸkileri konusunda CHP'nin kendi özgül ağırlığı dışında bir katma deÄŸeri de vardır'' diye konuÅŸtu. Arınç, bu konuların çözümü konusunda adım atılması gerektiÄŸini, ancak CHP'nin, adım atmadığı gibi düÅŸüncelerini ifade eden partililere de ''sıcak bakmadığını'' söyledi.

''BAHÇELİ'Yİ BAYKAL'DAN DAHA ÖNDE GÖRÜYORUM''
''Ben Sayın Bahçeli'yi Sayın Baykal'dan bir adım daha önde görüyorum ÅŸahsen...''diyen  Arınç, Bahçeli'nin, devleti tanıyan, bilen, ona saygı duyan, toplumsal barışı özleyen, terör sorununun bitmesini isteyen bir siyasetçi olduÄŸunu belirtti. MHP'nin de içinde bulunduÄŸu üçlü koalisyon döneminde en çok anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸinin gerçekleÅŸtirildiÄŸini, 3.5 senede 36 maddenin deÄŸiÅŸtirildiÄŸini anlatan Arınç, ''Ama baÄŸrına taÅŸ basmıştır Sayın Bahçeli, Öcalan'ın yakalanması ve idama mahkum edilmesinden sonra dahi AB sürecine katkı saÄŸlamak adına ölüm cezasının kaldırılmasına oy kullanmıştır'' dedi. Arınç, ÅŸunları söyledi: ''Aynı katkıyı ÅŸimdi böyle bir proje için de yapmamasını düÅŸünemiyorum. Ama hassasiyetleri vardır. Belki de kendi siyasal düÅŸüncesi, partisiyle ilgili gelecek kongre düÅŸüncesi, parti bütünlüÄŸünün saÄŸlanması veya yanlış adımları ÅŸimdiden önlemek adına söylenmiÅŸ sözler olarak kabul ediyorum. Ben onun davranışlarını iyi niyetli olarak düÅŸünmek durumunda ve mecburiyetindeyim. Sayın Bahçeli'ye proje aynen nakledildiÄŸi zaman lütfen o da kapısını kapatmasın. Yani, böyle bir projeye karşı 'bizimle kimse konuÅŸmaz, bizi kimse ikna edemez', bu söylemler yanlış olabilir, bizim tarafımızdan da, onun tarafından, ama Türkiye'de 71.5 milyon insanı doÄŸrudan ilgilendiren, geleceÄŸimizi karartan bir konudur. Bu sorun çözüldüÄŸünde Türkiye uçar diye sevinen insanların ümitlerini kırmamamız lazım. Onunla da konuÅŸacağız, DTP ile, elbette diÄŸer partilerle de konuÅŸacağız.'' Konunun MGK, asker, sivil toplum örgütleri, medya ile de ilgisinin bulunduÄŸunu ifade eden Arınç, gazeteci, yazar ve bilim adamı, katkı saÄŸlayacak herkesle toplantılar yaptıklarını, kendisinin görev alanındaki TRT, AA, RTÜK gibi kuruluÅŸların da bunun içerisinde mutlaka katkılarının olacağını, herkesine kendine düÅŸeni yapacağını söyledi.

''BAŞARILI OLMAK MECBURİYETİNDEYİZ''
Konuyla ilgili iktidar olarak büyük bir sorumluluk üstlendiklerini belirten Bülent Arınç, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: ''Aslında biz iktidar olarak çok büyük bir risk alıyoruz. İki sene sonra seçimler var. Bu seçimlerin sonucunu etkileyebilecek en önemli iÅŸ bu demokratik açılım projemizdir. Siyasal kavgalara, çatışmalara bakarsanız CHP ve MHP'nin de tek amacı -siyasal anlamda, yoksa Türkiye'yi düÅŸündükleri noktada elbette katkı vereceklerdir- iktidarı bu projeyle baÅŸarısız kılmak ve 2011 seçimlerinde kendi partilerine daha çok yol açmak istiyor olabilirler. Biz bu riski göze alıyoruz. Yani, bu riskin bir tarafında, 2011 seçimlerinde AK Parti'nin baÅŸarısız olması varsa, biz Türkiye adına bu projenin altına elimizi koyacağız. Ama baÅŸarılı olmak mecburiyetindeyiz ve baÅŸarılı olursak biz de CHP de MHP de bütün siyasi partiler de kazanacak. Çünkü Türkiye'nin kazandığı yerde onlar da kazanır. Ama MHP'nin de CHP'nin de bir sorumluluÄŸu yok bu noktada. Onlar katkı verecekse verecek. Ama bizim sorumluluÄŸumuz yüzde 100. Biz bu riski aldık.'' Konuyla ilgili somut adımların zamanlamasına iliÅŸkin olarak da Arınç, ''Son 3 ay içerisinde inÅŸallah net bir ÅŸekle gelecek ve bundan sonra biz böyle bir projeyle ortaya çıkıyoruz ve adımı atıyoruz diyeceÄŸiz'' dedi. Yapacakları çalışmaların bir bölümü anayasal ve yasal deÄŸiÅŸiklikleri de kapsadığını dile getiren Arınç, yasama yılının başından itibaren yıl sonuna kadar bir sonuca ulaÅŸabileceklerini bildirdi. Projenin sahibinin iktidar olarak kendileri olduÄŸunu, ancak bunun bir devlet, millet projesi haline getirilmesi gerektiÄŸini ifade eden Arınç, ''Sadece Kürt kelimesiyle sınırlamak, çerçeve içerisine almak ve ona odaklanmak da doÄŸru deÄŸil'' diye konuÅŸtu. Arınç, ''Kürt açılımının unsurlarıyla'' ilgili soru üzerine, bölünmüÅŸ yolların Türkiye'nin her yerinde olduÄŸunu belirterek, projenin temelinin sadece bir bölgeye, ÅŸehre deÄŸil, topluma yönelik olduÄŸunu söyledi. GAP'ı hayata geçirmek için iki yıl önce yapılan 12 katrilyonluk yatırımla, hükümetin DoÄŸu ve GüneydoÄŸuyu ihya etmede çok büyük bİr baÅŸarı saÄŸladığını ifade eden Arınç, ''Bugün 'ekonomik tedbirler açıklıyoruz' demeyeceÄŸiz artık, sosyal, siyasi ve toplumsal projeleri ortaya koyacağız. Bu bölgede yaÅŸayan insanlarımızın günlük hayatını kolaÅŸlaÅŸtırabilecek, kültürel kimliklerinin tadına, zevkine doyabilecekleri bir barış projesiyle yola çıkıyoruz'' diye konuÅŸtu.

HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI
Arınç, bir soru üzerine, ''demokratik açılım'' konusunun askeri yönünün de olduÄŸunu, ÅŸu anda operasyonlar ve teröre karşı mücadeleyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin, güvenlik güçlerinin görevini yapmaya devam ettiÄŸini söyledi. ''Terörle mücadeledeki kararlılığımız devam edecek'' diyen Arınç, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: ''Ancak biz insanımıza yönelik yeni projelerle yola çıkmak istiyoruz. Åžüphesiz Silahlı Kuvvetler de bu projenin içerisinde önemli unsurlardan birisidir. Onların düÅŸünceleri, yol göstermeleri, onların bu proje içerisindeki davranışları ve tavsiyeleri bizim için önemlidir. Onlarla da mutabakatımızı veya görüÅŸlerimizi birleÅŸtirmek mecburiyetindeyiz. En sonunda da ÅŸüphesiz bir Milli Güvenlik Kurumu (MGK) toplantısında bu projenin artık devlet, millet adına uygulanması gerekli bir proje olduÄŸunu kabul edip, hepimiz elimizi taşın altına koymak zorundayız.'' Arınç, ''Bunun Aralık ayındaki MGK toplantısında mı olacağına'' yönelik soru üzerine, ÅŸunları kaydetti: ''Belli bir takvim söylemiyorum ama hızlı bir süreç iÅŸleyecek. Önümüze baÅŸka konular gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama öncelikli konumuz budur. Bu konuda da birileri 15 AÄŸustosu diline dolamış durumda. Bizim 15 AÄŸustos, 15 Eylül, 28 AÄŸustos böyle bir tarihle ilgimiz yok. Biz kendi iÅŸimize bakıyoruz. Öcalan'ın zaten bugüne kadar pek çok açıklamaları oldu, pek çok ÅŸeyler söyledi, yazdı, çizdi, avukatları marifetiyle bir ÅŸeyler... Biz bunlarla ilgili deÄŸiliz. O yine söyler, yazar, çizer, biz o tarihlere baÄŸlı deÄŸiliz. Ama 'bugün deÄŸilse ne zaman?' noktasındayız. Bir an evvel bu iÅŸe baÅŸlamalıyız. Halkımız bunu bekliyor, büyük bir memnuniyet meydana geldi.'' Medyaya da ÅŸükran borçları olduklarını, çünkü gazetelerin en az yüzde 70'inin konunun ''böyle bir üslup ve yöntemle ortaya konması konusunda destekleyici yayın yaptığını'' belirten Arınç, projeye iliÅŸkin görsel ve yazılı medyanın lojistik desteÄŸine ihtiyaçları olduÄŸunu kaydetti.

''İNŞALLAH BERAAT EDERLER''
Arınç, ''Ergenekon davasının 3. iddianamesini nasıl buluyorsunuz?'' üzerine, ÅŸunları söyledi: ''Bu isimleri tanıyoruz, bu isimlerle ilgili iddiaları da iddianamede, daha önce basında yayınlanan ÅŸekliyle biliyoruz. Önemli olan yargılama sürecinin mükemmel bir yargılama olarak devam etmesi ve sonuçlanmasıdır. Benim gönlümden geçen bu isimlerle ilgili iddialar inÅŸallah sübuta ermez ve inÅŸallah beraat ederler. Ama bu, Türkiye için çok önemli bir yargılama ve çok önemli bir iddia, dolayısıyla bunun sonunda suçları sabit görülenler olur da mahkum edilirlerse geçmiÅŸ yılların kalan sıkıntı, ÅŸikayetlerinden, korkularından, karmaÅŸasından kurtulmuÅŸ olarak daha parlak biçimde Türkiye'nin yolunu açar.'' Eski Genelkurmay BaÅŸkanı, emekli Orgeneral Hilmi Özkök'ün ''darbe planlarını bildiÄŸi ama elinde kanıt olmadığı''na yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Arınç, bu ifadelerin yargılama sürecinde önemli olduÄŸunu söyledi. Özkök'ün konuyla ilgili ''ne teyit ederim de tekzip ederim'' sözlerini de hatırlatan Arınç, ''olayların içinde yaÅŸayan çok önemli bir ÅŸahsiyet olarak Özkök'ün bilgi ve düÅŸüncelerinin iddianame içinde önemli yer tutacağını'' belirtti. Arınç, ''Öyle bir ÅŸahsiyetin de mutlaka doÄŸruları konuÅŸtuÄŸuna peÅŸinen inanmak zorundayım'' dedi. Özkök'ün Genelkurmay BaÅŸkanı olduÄŸu dönemde kendisinin de TBMM BaÅŸkanı olduÄŸunu anımsatan Arınç, ''Bugün içeride bulunan ve iddianamede ismi geçen pek çok komutanla da o dönemde birlikte olduk, yani görev itibarıyla birlikte olduk, yoksa her gün birlikte olmadık. Bugün konuÅŸulan pek çok hususu o dönemde görev yapan insanların ucundan kenarından bildiklerine ben de inanıyorum'' diye konuÅŸtu.

''DIÅžARI SÖYLEMEDİK...''
Bülent Arınç, ''O zaman TBMM BaÅŸkanı olarak sizim haberiniz olmuÅŸ muydu?'' sorusuna ise ÅŸu yanıtı verdi: ''Sayın Özkök'le biz bunları hiç konuÅŸmadık, yani resmi görevimizin dışında hiç bir ÅŸey konuÅŸmadık ama daha evvelden söylemiÅŸtim, bu toplantıların, niyetlerin, düÅŸüncelerin varlığından benim de ÅŸahsen haberim vardı ama biz o zaman bunları hiçbir ÅŸekilde dışarı söylemedik. Bir tarafta Türk Silahlı Kuvvetleri, bir tarafta BaÅŸbakanlık, bir tarafta Meclis var ve Silahlı Kuvvetler BaÅŸbakana baÄŸlı. Bunların dışarıda konuÅŸulması bu iliÅŸkileri zedeleyebilirdi, Türkiye karışabilirdi, Türkiye'de çok tartışmalara yol açabilirdi. Biz duyduÄŸumuz konuları Sayın BaÅŸbakanla zaman zaman konuÅŸuruz. Åžüphesiz TSK'nin başında da Sayın Genelkurmay BaÅŸkanı vardı, o da bildiklerini, gördüklerini demokrasi ve kendi kurumlarının disiplin anlayışı içerisinde çözmeye çalışmıştır.'' Arınç, ''DuyduÄŸunuzda ne yaptınız?'' soruna ''Sadece üzüldüm'' yanıtını verdi. Arınç, ''Hükümet olarak en azından bir plan var mıydı (eÄŸer bunlar gerçekleÅŸme yoluna girerse ÅŸöyle yapılacak) anlamında'' denilmesi üzerine, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: ''Hiç onları düÅŸünmedik. Biz Türkiye'nin son 50-60 yılını çok iyi biliyoruz, yani muhtıralar, darbeler, bunların canlı tanıklarıyız. Biz Mars'tan, Satürn'den gelmedik, 28 Åžubat'ı bizzat yaÅŸamış bir insanız. Bunların ne yaptığını, nasıl yapmak istediklerini, durumdan nasıl vazife çıkardıklarını, hangi anlayış ve kalıplar içinde olduklarını, hangi yanlışlara doÄŸrularmış gibi sarıldıklarını biliyoruz. Ama bunlar zaman içinde çözülecek dedik ve Türkiye'nin karışmasına, güçsüzleÅŸmesine hiçbir zaman izin vermedik. Kendimiz bedel ödemeyi göze aldık ama Türkiye'nin huzurunun bozulmasına hiçbir zaman fırsat vermedik. Hiç, ne A, B, C, D, hiçbir planımız yok. Kendi içerisinde bu sorunların çözülebileceÄŸini o zamandan beri sabırla düÅŸündük.''

''İŞİN İÇİNDEKİLERİN DUYMAMASI MÜMKÜN DEĞİL''
Devlet Bakanı ve BaÅŸbakan Yardımcısı Arınç, Özkök'ün ifadesinin yeni soru iÅŸaretlerine yol açacağı belirtilerek, ''Yeniden ifadesi alınması gerekir mi?''  diye sorulması üzerine, mahkeme gerekli görürse Özkök ile baÅŸka yeni ÅŸahitlerin de dinlenebileceÄŸini ama buna mahkemenin karar vereceÄŸini bildirdi. Yargılamayı yapan mercinin delillere kavuÅŸmak ve çeliÅŸkileri gidermek amacıyla yüzleÅŸtirme bile yapabileceÄŸini belirten Arınç, ancak davanın içeriÄŸine girmek istemediÄŸini kaydetti. Arınç, ÅŸunları söyledi: ''Bizimkiler sadece duyumlardan ibaretti. Yani bizim duyduklarımızı baÅŸkalarının duymaması, özellikle iÅŸin içinde olanların duymaması mümkün deÄŸil. Ama herkes TSK gibi önemli, ÅŸerefli, ciddi bir kurumu korumak amacıyla hareket etmiÅŸtir. Her kurumun içinde yanlış yapanlar olabilir, bu hükümetin içinde de olabilir, silahlı kuvvetlerin, yargının, medyanın içinde de olabilir, bütün kurumu suçlamak, kurumu alaya almak, küçültmek, yıpratmak hiçbir zaman doÄŸru deÄŸil. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye için çok önemli bir kurumdur. Yanlış yapanları çıkarırsınız, varsa cezaları verirsiniz ama kurumun bütünlüÄŸüne yönelik bir linç kampanyasını ben hiçbir zaman doÄŸru bulmadım.''

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3