VahÅŸi kapitalizmin, insan bedeni üzerindeki tasarrufuna bir yenisi eklendi.
Tuvalet takip sistemi, iÅŸyerlerinde çalışanların kontrol edilemediÄŸi, izlenemediÄŸi tek alanda 'tuvalette' etkin.
Çalışanın tuvalette geçirdiÄŸi zamanı ve tuvalete gitme sıklığını, patron için elektronik olarak takip edip, kaydediyor.
Kurulan programla, çalışanlara verilen kart ya da parmak iziyle, tuvalete giriÅŸ ve çıkışlar, kalma süreleri ölçülüyor.
Sisteme, iÅŸyerinin uygun gördüÄŸü tuvalete gitme sıklığı veri olarak giriliyor.
ÖrneÄŸin; mesai saatleri içinde en fazla 3 kez ve 5 dakika ÅŸeklinde belirlenmiÅŸ ise, 4. kez tuvaletin kapısı otomatik olarak kilitleniyor.
Bu sistemi pazarlayan firma, iÅŸyerinin kazancını aynen ÅŸöyle açıklıyor:
'Program, personelin tuvalette kaytardıkları zamanı toplar, size günlük ve aylık raporlar olarak verir.
Siz de bu raporlardaki verileri 'WC kesintisi' adıyla maaşlardan otomatik olarak kesersiniz.
Almış olduğunuz sistemi 1-2 ayda amorti edersiniz.
Bir personel günde 20 dakika tuvalette vakit harcıyorsa bu süre ayda 733 saat yapıyor.
Ortalama saat ücreti de 3 YTL'den ayda 2.199 TL ediyor.
İşte iÅŸçilerin hakları olmadan aldıkları paranın size geri dönüÅŸümü...'
GörüldüÄŸü üzere, iÅŸçiler patrona ücretlerini aÅŸan miktarda borçlanıyorlar bir ayın sonunda.
DeÄŸiÅŸmeyen kölelik zihniyetinin teknoloji yardımıyla zuhur etmesine tanık oluyoruz.
Ele geçirilmiÅŸ bedene tahakküm kurmanın ve yönetmenin yeni sistemleri çok raÄŸbet görüyor.
Bu tüyler ürpertici uygulamanın yanında verimlilik, performans artırma, iÅŸletme talebinin düÅŸürülmesi, gibi ifadelerle iÅŸletme terminolojisi kullanımı bir vahamet.
'Dil'e gömülmeye çalışan insana yönelik saldıganlık ve ÅŸiddet ayan beyan ortada.
İnsan bedeni odaklı modern dönem faÅŸizminin versiyonu olduÄŸunu gizleyemiyor.
Bu sistemi kullanan bir firma yöneticisi 'Çin'le rekabette zorlanıyoruz, bu sistemi kurduk, çok rahat ettik. Åžu an personelimizin mesai saatleri içinde iki kez tuvalete gitme hakkı var' diyor.
Sanırım artık Çin'le rekabet edebiliyorlardır.
Ankara Tabip Odası ise kabul edilemez bir insan hakkı ihlali olduÄŸunu açıkladı.
Foucault, kapitalizmin geliÅŸme kollarından biri olan iktidar teknolojilerinin iktidar mekanizmasına uygun uysal insanlar (homo docilis) üretme çabasından söz eder.
Aydınlanma ile kesintisiz ve topyekun biçimde hayatın tüm anlarının denetime dayalı mekanizmalarla hapishaneler haline geldiÄŸini belirtir.
Jeremy Bentham'ın'Panopticon' adlı mekan gözetleyen düzeneÄŸini hatırlatır.
Panopticon, ortasında gözetleme kulesi olan mekansal düzenlemedir.
ModernleÅŸmeyle birlikte aydınlık mekanlarda görünür kılınan insanın denetlenebilir olması gözetlemeyle mümkündür.
Disiplinli bir toplum için de gözetleyici, baskıcı, cezalandırıcı, disipline edici bir ideoloji gerekmektedir.
Bu da totalitarizmdir.
Tam da bu noktada tuvalet takip sistemi, günümüz Panopticonları olarak iÅŸyerlerimizde yaygınlaÅŸmaktadır.
İnsanın kanını donduran bu insafsızlığa ses çıkarmamak da totaliterliÄŸe dahildir.