Bir gecede, Suriye'den gelen toz bulutunun içinden çıkanlar 15 dakikada aynı aileden 44 kiÅŸiyi bir anda katletmezler.
O gecenin ardında kaç yüzyıl durmaktadır?
O yüzyılların içine dürülmüÅŸ ne hikayeler ne olaylar ne gerçekler durmaktadır.
Hiçbir nefret ve kin bir gecede kendini böyle kusamaz.
Siyasi, sosyal husumetleri aşan, arazi ihtilafı sebebinin kifayetsiz kaldığı bir durum.
'Kanlı düÄŸün' manÅŸetinin 'çok kliÅŸe' kaldığı bir tarihsel toplumsal gerçeklikle karşı karşıyayız.
Bu defa da alelacele geçiÅŸtirecekmiÅŸiz gibiyiz.
Aynı aileden 44 kiÅŸinin, kadın çocuk ayrımı yapılmaksızın öldürülmesi bir soy-kan katlini göstermektedir.
Soy-kan örgütlenmesinin bütün iç yasalarıyla iÅŸlediÄŸini de...
En katı aidiyetlerin başında gelen bu aidiyet bütün dünyasını kendi hukukuyla kurar.
Yerel güç odakları halinde geniÅŸ ailelerle oluÅŸan iliÅŸki aÄŸları bu ailelere özgü ahlak ve hukukun hakim olduÄŸu alanlardır.
Aidiyet sahibi, içine doÄŸduÄŸu bu baÄŸnaz dünya görüÅŸünden uzaklaÅŸtırdığı anda 'yok olacağına' inanır.
Yasaları yaÅŸatıldıkça kendini var kılacaktır, bu yüzden de devamlı düÅŸmanlık üreterek husumet ve kan davalarıyla kendini diri tutar.
Bu form, ÅŸehirlerde de kendini mafyöz yapılanma olarak yeniden kuracaktır.
Yerel güç ve iktidar odağı olup kendi hukukunu dayatacaktır.
DönüÅŸmeyen zihniyet yeni mekanda da türeyecektir.
Bu yerel soy-kan yapılanmaları çeÅŸitli siyasi dönemlerde kullanılır ve semirtilir.
Tahrik ve kışkırtmaya açık 'düÅŸman' kaygısı süratle harekete geçecektir.
GüneydoÄŸu'nun bu yaygın ve derin toplumsal formu, aÅŸiretlere emanet edilmiÅŸtir.
AÅŸiret liderleri ya da şıhlarla yönetilen bu örgütlenmeler tüm Cumhuriyet tarihi boyunca da deÄŸiÅŸmemiÅŸtir.
Siyasetçi ve aÅŸiret lideri iÅŸbirliÄŸi bütün hükmüyle sürer.
Büyük oy bloglarının oylarını kapmak üzere 'siyaset pazarlığı' her seçim döneminde iÅŸletilir.
Mardin'in Mazıdağı İlçesi'ne baÄŸlı Bilge Köyü'nde olanlar 'vahÅŸet' diye adlandırırken bizim vicdan payımıza da düÅŸeni fark etmeliyiz.
GüneydoÄŸu'yu deÄŸerlendirme ÅŸablonlarımız ya teröre endeksli yahut da egzotizme...
Ülkenin batısından GüneydoÄŸu'ya bakanlar egzotik bir tarih ve kültür görür.
Aslında bugünden geçmiÅŸe doÄŸru kurduÄŸumuz bir hülya halidir, bu geçmiÅŸe yönelik hayaller geçici olarak iyi gelir.
Mardin bu egzotizmin baÅŸÅŸehridir, akabinde Åž.Urfa onu izler.
Mardin'in ÅŸehir tarihi hoÅŸgörü ve kültürler buluÅŸması üzerine yükselir gündelik dilimizde.
Gerçekte Mardin methiyelerinin dizinin dibinde insanlık trajedileri hala aÄŸlamaktadır.
Bir yanını yücelttiÄŸimiz öte yanını yok saydığımız parçalanmış bir tarihtir.
GüneydoÄŸu izlenimimiz oryantalist bir zihniyette vücut bulur.
Binlerce yıllık bölge kültürünün 'etnik mahiyet' kazanıp piyasada yer alması da bir oryantalizmdir.
Üstüne üstlük bu hırpalanmış sosyolojinin derin kanayan yaralarını 'töre' toptancılığına indirgemek ayrı bir aymazlıktır.
Bu yüzyıllardır süreklilik arzetmesine göz yumduÄŸumuz örgütlenme modelini köklerinden sökecek sosyal giriÅŸimlerle 'zamanın birkaç yüzyıldır durdurulduÄŸu' topraklara gerçekten gitmemiz icap ediyor.
OturduÄŸunuz ÅŸehirden gördüÄŸünüz Türkiye'den ilgisi olmayan bir Türkiye varsa bunda sizin hiç sorumluluÄŸunuz yok mudur?
Sizi dehÅŸete düÅŸüren olayların coÄŸrafyası turistik ziyaret kıvamını aÅŸamıyorsa bu iÅŸte bir numara olamaz mı?
Bu vahÅŸeti doÄŸuran mekanizma, bizim huzurla buralarda yaÅŸamamıza ödünlü olmasın sakın?