Vakit'in, Aydın DoÄŸan hakkında 'rakı ihalesine giriyor' manÅŸetine içerleyen Ahmet Hakan, ibret olsun diye yazmış: Muhabirin, 'Burgaz Rakı ihalesine katılacak mısınız' sorusuna DoÄŸan Grubu yazılı olarak katılmayacakları cevabı verilmiÅŸ... Buna raÄŸmen, ertesi gün Vakit'te manÅŸet yapılmış...
Hakan haklı olarak isyanlarda: ' Madem istediÄŸin gibi çamur atacaktın, o halde niye soru soruyorsuna müfteri!'
Söz konusu haber, rakı deÄŸil de ayçekirdeÄŸi ihalesi hakkında olsaydı, aynı tepki gösterilir miydi acaba? Memlekette malum, iÅŸin içine alkol girince hassasiyet promili de yükseliyor.
Gelelim iÅŸin gazetecilik yönüne... Haberin öznesine, sırf 'öyle icap ettiÄŸi' için soru sorup, olumsuz cevap aldığı halde kafasındaki göre yazan tek muhafazakar yayın Vakit deÄŸil. Yeri gelmiÅŸken içinden fasıl, medya ve satır altında rakı geçen, başıma gelen bir küçük hikaye aktarayım:
İki ay kadar önce Zaman gazetesinden Serkan Kara aradı. Fasıl düzenleyen gazetecilerle ilgili haber yaptığını, benim de kadın yazarlarla fasıl gecesi düzenlediÄŸimi duyduÄŸunu ve görüÅŸlerimi almak istediÄŸini belirtti.
Kendisine, 'İnternette öyle yazılsa da doÄŸru deÄŸil. Ben özellikle fasıl gecesi düzenlemedim' dedim. TeÅŸekkür edip kapadı.
KORU'NUN FASLINA ÇAÄžRILMAYINCA!
Konu kapandı zannediyordum, meÄŸerse Zaman gazetesinin ekinde 'Bir fasıla çaÄŸrılmayan, baÅŸka fasıl düzenliyor' baÅŸlıklı muhteÅŸem (!) bir haber derlemiÅŸler... Efendim, Fehmi Koru'nun öncülüÄŸünde baÅŸlayan medya fasıl gecelerinin alternatifleri yapılıyormuÅŸ. Haberin giriÅŸinde, bendeniz ve saz arkadaÅŸlarımdan ÅŸöyle bahsedilmiÅŸ: 'AkÅŸam gazetesi yazarı MehveÅŸ Evin, Nil Karaibrahimgil'in 'Bütün kızlar toplandık' ÅŸarkısından da ilham alarak(!), NiÅŸantaşı'nda sadece kadın yazarların davet edildiÄŸi bir fasıl gecesi düzenledi...'
Biz de zamanında masabaşı haber yaptık... Olmayan ÅŸeyi 'sos' olsun, haberi güçlendirsin diye kullanmanın da bir adabı vardır yahu!
Bu satırları okuyunca 'KeÅŸke demeç verseymiÅŸim' diye hayıflandım. Ama Zaman gazetesi muhtemelen cevabımı sansürsüz yayınlayamazdı. İşte nedeni:
FASILCI OLSAM SAKLAMAM
BuluÅŸmayı aylar önce Sevim Gözay planladı, maksat farklı mesleklerden, hatta farklı 'mahalleler'den kadınları bir araya getirip sohbet etmekti. SeçtiÄŸimiz mekan uzak olduÄŸu için herkes yan çizince son gün rotayı NiÅŸantaşı'na, haftada bir gece fasıl yapılan Lipsi'ye çevirdik... Anlayacağınız fasıl gecesi düzenleme amacımız yoktu, hem olsa bunu niye saklayalım?
Kaldı ki ben fasıldan anlamam, defalarca dinlediÄŸim eserlere dahi eÅŸlik edemem, Fehmi Koru'yla da bu alanda asla atışamam. Ne makam bilirim, ne de huÅŸu içinde susulması gereken meÅŸk faslını. Daha açık söyleyeyim: Benim için fasıl, rakı sofrası demektir. Bu yüzden fasıl deÄŸil, rakı gecesi düzenledim desem, daha doÄŸru olur! Ha isteyen içer, isteyen içmez, orası ayrı konu...
ACABA ERDOÄžAN NEREDE HATA YAPTI?
MÜnevver Karabulut'un cesedini çiÄŸneme ritüeli, maÅŸallah bitmek bilmiyor. Önce Celalettin Cerrah aileyi suçlayıcı açıklamalar yaptı, derken Adli Tıp'ın inanılmaz hataları ortaya çıktı. BaÅŸbakan ErdoÄŸan ise, ailenin 'Acaba biz nerede hata yaptık' diye kendilerini sorgulamaları gerektiÄŸini söyledi...
Philippe Claudel'in ödüllü filmi Il y a longtemps que je t'aime'in kahramanı Juliette Fontaine (Kristin Scott Thomas) ÅŸöyle der: 'Bir evladın ölümü, içine girilecek en berbat hapishanedir. Hiçbir zaman içinden çıkamazsınız.'
BaÅŸbakan, evladını çok acı bir ÅŸekilde kaybeden aile hakkında konuÅŸurken toplumdaki, medyadaki ahlaki erozyonu ima edeceÄŸine biraz daha özenli olmalı. Hadi bunu da yapamıyorsa, 'söz gümüÅŸse sükut altındır' deyip, susabilmeli.