Ahmet Türk neÅŸeli kahkahalar atan, güleryüzlü bir adam deÄŸil. Tanıyanlar bilir; DTP lideri ciddi, ağır, oturaklı ve karşısındakilerde arabeske varan hüzün uyandıran bir siyasetçi.
Genç yaÅŸlarda abisini siyasi suikastta kaybetmiÅŸ, uzun yıllar hapis yatmış, kalp piliyle yaÅŸayan birinden söz ediyoruz. Kanço aÅŸiretinin ak saçlı lideri. Bir anlamda Kürtlerin 'ağır abisi.'
İşte bu yüzden dün 'Mutluyuz, umutluyuz' lafını herhangi bir siyasetçi deÄŸil de Ahmet Türk'ün aÄŸzından duyunca, durup düÅŸündüm. Kürt sorununun kangrenleÅŸmiÅŸ her aÅŸamasını bizzat hayat hikayesinde bölüm baÅŸlıkları olarak yaÅŸayan Ahmet Türk bile umutluysa, bizlerin gerçekten gülmeye hazır olması lazım.
SENKRONİZASYON
Dünkü görüÅŸme sonrasında DTP heyeti ve BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan'ın senkronize cümlelerle kısa ve umut aşılayan açıklamalar yapması, ardından bekleÅŸen gazeteciler güruhundan soru almaması akıllıcaydı. Türkiye'de siyasetçiler, mikrofonun ÅŸehvetine kapılıp ayaküstü cevap verdiklerinde mutlaka bir yerlerde sıkıntı doÄŸuyor. Oysa bu süreç, dikkatli, hatasız, belli ölçüde gizlilik gerektiren adımlar içeriyor. KuÅŸkusuz kamuoyunu hazırlamak, bilgilendirmek ÅŸart. Ancak PKK'nın daÄŸdan inme süreci, memleketimize özgü canlı yayında 'az sonraaa' ve 'dakka dakka' diye bangır bangır 'demeç gazeteciliÄŸi' ile götürülemeyecek kadar hassas. Bu yüzden dünkü toplantı sonrasında tarafların temkin ve kontrollü tutumları faydalı.
AH ŞU KAMUOYU MESELESİ
Türkiye'de iki yıl içinde seçim var ve bu Ankara'da herkesin aklının bir köÅŸesinde. BaÅŸbakan, seçime Kürt sorununu çözmüÅŸ, fakat İç Anadolu, Ege, Karadeniz'i 'kaybetmemiÅŸ' lider olarak girmek istiyor. MHP'nin '12 Kötü Adam' siyasetinin belli bir seçim getirisi var. CHP'nin tavrı flu.
Bir süredir yazıyorum. Kürt açılımında 'teori ve pratik' var, yapılması gereken belli, kiminle yapılacağı belli, medya desteÄŸi var, ancak kamuoyu olgunlaÅŸmış deÄŸil. Beklentiler aşırı yüksek; takvim sıkışık. Açılımı yıllara yayma ÅŸansı yok.
Geçen yazımda teklif ettiÄŸim Türkiye'yi DoÄŸu'dan Batı'ya bir araya getirecek geniÅŸ katılımlı 'TOBB konferansları' konusunda okuyuculardan çok olumlu tepkiler geldi. Bu ve benzeri halkla iliÅŸkiler çalışmalarının hükümetin çabaları dışında toplumda 'Kürtler ne diyor? Ne istiyor?' sorusunu anlamamıza ışık tutacaktır. Kürt kamuoyu da Batı'nın hassasiyetlerini görmeli, anlamalı.
ANNELER AÄžLAMASIN
ABD'de yaÅŸadığım dönemde kısa bir süre gazeteciliÄŸe ara verip büyük bir halkla iliÅŸkiler ÅŸirketinin kriz yönetimi bölümünde çalıştım. Bu tecrübe bana güncel olaylara sadece gazeteci gözlüÄŸüyle deÄŸil, aynı zamanda iletiÅŸim boyutuyla da bakma imkanı veriyor. Zaten Kürt açılımı gündeme geldiÄŸinden bu yana, olayın 'İletiÅŸim' boyutu da tartışılmakta. Hükümet kamuoyunu nasıl ikna etmeli?
Dünkü ErdoÄŸan-Türk buluÅŸmasını sonrasında ErdoÄŸan'ın aÄŸzından çıkan bir cümle, bana göre iletiÅŸimde Kürt açılımının en önemli kozudur. Ana mesajınız ErdoÄŸan'ın 'Anneler gözyaÅŸları dinsin istiyor, kan ölüm olmasın istiyor' cümlesi olmalı.
Kamuoyunu birçok konuda ikna etmekte zorlanabilirsiniz. Ancak 'Annelerin gözyaşı dinsin' lafı, Kayseri'de de, MuÄŸla, Trabzon, Diyarbakır'da da aynı etkiyi yaratacaktır. Çeçenistan'dan Kuzey İrlanda'ya kadar birçok çatışma bölgesinde ikna ve toplumsal uzlaÅŸma süreçlerinde aynı insani tema öne çıkmıştı.
Kendini açıklamaya çalışan hükümet, Mahmur, PKK, Öcalan derken henüz piÅŸmemiÅŸ birçok detayda boÄŸuluyor. Oysa olayın özü, operasyonun kod adı belli: Anneler aÄŸlamasın!