AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-08-06

kategori2

Tek Türkiye partisi: AKP

Türk seçmeninin dinamik tavrı sandığa yansıdı.    Seçmenin iradesi, geçmişteki oyların ödünç verildiğinin koyu tonla altını çizdi.
Toplumsal sağduyu, iktidarı ve demokrasiyi, bütün siyasi partileri hesaba katarak bir manada rahatlattı.
Yüzde 40'ın altında kalması, AKP'yi çoğunlukçu parti olmaktan alıkoydu.
Siyasetin pusulası AKP'ye 2000'li yıllardaki durduğu siyasi istikameti gösterdi.
Türkiye haritasındaki siyasi dağılım AKP'nin hala tek Türkiye partisi olduğunu işaret ediyor...
Bütün illerde yapılanmış teşkilatıyla, 2007 seçimlerine nazaran düşen oyuna rağmen varlığını devam ettiriyordu.
Yani Türkiye genelinde siyasi temsili bünyesinde barındıran tek partiydi.
CHP'nin batı ve güney sahil şeridinde kalması, DTP'nin bölge milliyetçiliğini sergileyen tavrının bölgesel teyidi de belli bölgelere sıkışmış siyasetin tezahürüydü.
MHP ise oyunu artırmış ama Anadolu'da eskiye oranla yaygınlığını kaybetmişti.
Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP İstanbul İl Teşkilatı, İstanbul'un varoşlarındaki somut çalışmalarıyla varoş seçmenine ve onların oylarına ulaştılar.
CHP'nin katı zihniyetini aşan gayret ve sonuçlarla CHP'yi Anadolu'ya da taşıyabilirler.
CHP'nin politbüro üyelerini ikna etmeye kalkarlarsa da yine çok geç olabilir.   
AKP'nin yaygınlığı 2000'lerin dünya siyasi konjonktürüne uygun yapılanmasından geliyordu.
Küreselleşmenin dayattığı siyasi kalıba uygun bir parti... 
AKP' hem sağ hem sol siyasetlerden kendine aldığı renklerle özgün bir siyaset yürütüyordu.
Muhafazakar değerler, AB hevesi, demokratikleşme paketi, reformist bakış, küresel ekonomik uygulamalarla,sosyal yardımlarla yeni bir siyasi kimlik geliştirmişti. 
Klasik siyasi tarihin sağ ve sol kalıplarıyla okunamayacak bir siyasetti.
Bu alan Türk siyasetinde bir üçüncü hattı çizdi.
Bu hat üzerinden Anadolu'nun sosyal ve ekonomik dönüşümü hızlandı...
Şimdi ise bu üçüncü hattın gerisine düşmüş bir merkez sağ partisi gibi duruyor.
İktidar olmanın aşındırıcı etkisini fark etmeyen AKP, eski siyasi mevziinde kendini yenileyebilecek mi?
AKP'yi yeni ve farklı kılan yanlarını yine üretebilecek mi?
İktidarla kurulan ilişkinin mutlaklaşması ve çoğunlukçu söylemlerin tehlikesini kavradı mı?
Bunlar da AKP'nin 6.5 yıllık iktidar sürecinde oluşan siyasi zaafları ve zafiyetlerinin sonucu.
AKP'nin iktidarları dönemindeki yıpranması, atalete giren kadroları ve kendinde  yuvalanan rantçı çevreyi, seçmen tabanı gözlemledi.
Ve seçim sonuçları seçmenin kısa sürede zenginleşen çevrelere verdiği ahlaki bir tepkidir de aynı zamanda...
AKP'nin özellikle kendi içinden çıktığı geleneğin moral değerlerine karşın artan yolsuzluk, suiistimaller seçmenini incitti.
AKP, iktidar olmanın bedelini yüklenirken bu ahlaki tepkiyi de derin analiz etmelidir.
İktidar körlüğünü artıran yanlış ve yanlı değerlendirmelerin bedeli zamanla ağırlaşır.
Kendini eleştirme refleksini kaybetmiş AKP sıradan bir partiye evrilebilir.
AKP'nin yapacağı kadrolarındaki tazelenme kaçınılmaz görünüyor...
Büyük şehirlerin CHP tarafından alınmasının bir nedeni de AKP'nin şehirli sosyal sınıflara kendini halen anlatamamış olmasıdır.
Yaşam tarzı tehdit algısının devam ettiğinin işareti.
AKP'nin bu izlenimi 6.5 yıldır silememesi de bir başka eksikliğidir.
İktidar yıpratan hele uzun iktidarlar sistemdeki çürümeyi daha da kışkırtan süreçlerdir.
Muhalefette kalmanın ise, güçlü ve yeni adaylarına rağmen CHP'nin oylarını artırmaya yetmemesi de hazin ötesi bir durumdur. 
Türkiye'nin bütünlüğünün temsilinde AKP dışındaki partilere de görev düşmektedir.
Türkiye sosyolojisine nüfuz edebilecek yeni siyasetlerin üretileceği zamanlardayız.