AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-08-06

kategori2

Dünyasına yabancı 'İnsanlık'

Dünyanın yuvarlak olduğu ortaya çıktıktan sonra seyahat etmenin heyecanının bittiği söylenir.
Seyahatin bütün gizeminin bu bilgiyle sönmesi, eninde sonunda varılacak yerin bilinmesi, en çok seyyahları üzmüş olmalıdır.
Bugün ise milyonlarca insan dünya üzerinde hareket halinde.
Kitlelerin geniş ölçeklerdeki mobilizasyonu seyahat endüstrileri tarafından sağlanır.
Tüketim toplumlarının hevesli turistlerinin heyecanı ve ilgisi sürekli tazelenir.
Cezbetme ve ayartma taktikleri, müşterilerine peşine düşeceği yeni arzular uyandırıyor.
İmaj, illüzyon, fanteziden ibaret bir vaatle hareketleniyorlar.
Milyonlar geçici ve uçucu algıda bir süreliğine buluşuyor.  
Her yılın popüler seyahat mekanı değişiyor.
Yaşanacak 'simülasyon' belirleniyor.
Çabuk heyecanlanan ama ilgilerini kolay kaybeden yığınlar, içlerindeki doyum umuduyla buralara koşuşuyor.
'Tüketici kesinlikle hareket halindeki insandır' tespiti haklı çıkıyor.
'Hiçbir yere sığamayan, yetinemeyen, odaklanamayan' insan olduğu da.
Gazete sayfalarında seyahat ilanları, bulunduğunuz 'dünya taşrasından' sizi çağırır.    
Sizin için seçilenler arasındaki seçimi yaparak sisteme katılırsınız.
Dünyayı böyle görmenin, onu duymaya yetmeyeceğini bilmeden.
Planlanmış, projelendirilmiş bakışlarla yola çıkılır.
Nerelerde neyin yeneceği, neyin alınacağı, nerelerin görüleceği bilgisi hayatın akışına bırakılmaz.
Bir dolu turistle aynı noktada buluşulur, bir katedralin giriş kuyruğunda ya da bir müzenin.
Bulundukları zaman ve mekanı kayıtla meşgullerdir. 'An'lar kayıtlanırken tüketilir.
Kitlesel insani izlenimler digital ortamda standartlaşır.
Görülen yerin önceden imgesini tecrübe etmiş olmak çoğu zaman coşku kırıcıdır.
Avrupa'nın 'dünya tarihinde yaptığı yağma', saraylarında ve müzelerinde sergilenir. 
Kendini nazla açan bir mabet edasıyla gelenleri küçümseyerek büyük medeniyet kılığında misafirlerini ağırlar.
Bütün müzelerdeki iki bin yıllık eserlerin Akdeniz medeniyetinden arak olduğunu bile bile.
Büyük görkemli sarayların kolonyalist dönemlerin abidesi olarak yükselmesi kimseyi hüzünlendirmez.
Afrika'nın, Uzak Asya'nın kaç yüzyıllık zenginliğinin Avrupa'nın ihtişamında barındığı da...
Egzotik ülkeler ise kendi imgelerini semirten her türlü numarayı kurnazca pazarlıyor.
Kendi kültürlerinin özlerini seyre açarken içini boşalttıkları binlerce yılın farkında değiller.
Kendilerini talan edercesine bir gösteri sunuyorlar.
Sahihliğini turizm endüstrisine kurban etmiş minicik okyanus adaları dahil.
Anlık tatminler içimizde uzun süre barınamıyor...
Maneviyat, mistisizm, macera, seks turizmi paketleri yığınları bekliyor.
Kafamızdaki hazır imgeyi gördüğümüzü fark etmeden bu yapay körlükten kurtulamıyoruz.
'Kendini açan dünyanın' kaybedilmiş gizemini arayan milyonlarca küresel turist vaat edilen gizeme hala rastlamıyor.   
Dünyasına hiç bu kadar yabancılaşmamıştı insanlık.