AKŞAM GAZETESİ | Mehveş Evin | 2009-08-06

kategori2

Zaman fasılları karıştırdı: Bizimkisi rakı faslıydı!!

Vakit'in, Aydın Doğan hakkında 'rakı ihalesine giriyor' manşetine içerleyen Ahmet Hakan, ibret olsun diye yazmış: Muhabirin, 'Burgaz Rakı ihalesine katılacak mısınız' sorusuna Doğan Grubu yazılı olarak katılmayacakları cevabı verilmiş...  Buna rağmen, ertesi gün Vakit'te manşet yapılmış...
Hakan haklı olarak isyanlarda: ' Madem istediğin gibi çamur atacaktın, o halde niye soru soruyorsuna müfteri!'
Söz konusu haber, rakı değil de ayçekirdeği ihalesi hakkında olsaydı, aynı tepki gösterilir miydi acaba? Memlekette malum, işin içine alkol girince hassasiyet promili de yükseliyor.
Gelelim işin gazetecilik yönüne... Haberin öznesine, sırf 'öyle icap ettiği' için soru sorup, olumsuz cevap aldığı halde kafasındaki göre yazan tek muhafazakar yayın Vakit değil. Yeri gelmişken içinden fasıl, medya ve satır altında rakı geçen, başıma gelen bir küçük hikaye aktarayım:
İki ay kadar önce Zaman gazetesinden Serkan Kara aradı. Fasıl düzenleyen gazetecilerle ilgili haber yaptığını, benim de kadın yazarlarla fasıl gecesi düzenlediğimi duyduğunu ve görüşlerimi almak istediğini belirtti.
Kendisine, 'İnternette öyle yazılsa da doğru değil. Ben özellikle fasıl gecesi düzenlemedim' dedim. Teşekkür edip kapadı.

KORU'NUN FASLINA ÇAĞRILMAYINCA!
Konu kapandı zannediyordum, meğerse Zaman gazetesinin ekinde 'Bir fasıla çağrılmayan, başka fasıl düzenliyor' başlıklı muhteşem (!) bir haber derlemişler... Efendim, Fehmi Koru'nun öncülüğünde başlayan medya fasıl gecelerinin alternatifleri yapılıyormuş. Haberin girişinde, bendeniz ve saz arkadaşlarımdan şöyle bahsedilmiş: 'Akşam gazetesi yazarı Mehveş Evin, Nil Karaibrahimgil'in 'Bütün kızlar toplandık' şarkısından da ilham alarak(!), Nişantaşı'nda sadece kadın yazarların davet edildiği bir fasıl gecesi düzenledi...'
Biz de zamanında masabaşı haber yaptık... Olmayan şeyi 'sos' olsun, haberi güçlendirsin diye kullanmanın da bir adabı vardır yahu!
Bu satırları okuyunca 'Keşke demeç verseymişim' diye hayıflandım. Ama Zaman gazetesi muhtemelen cevabımı sansürsüz yayınlayamazdı. İşte nedeni: 

FASILCI OLSAM SAKLAMAM
Buluşmayı aylar önce Sevim Gözay planladı, maksat farklı mesleklerden, hatta farklı 'mahalleler'den kadınları bir araya getirip sohbet etmekti. Seçtiğimiz mekan uzak olduğu için herkes yan çizince son gün rotayı Nişantaşı'na, haftada bir gece fasıl yapılan Lipsi'ye çevirdik... Anlayacağınız fasıl gecesi düzenleme amacımız yoktu, hem olsa bunu niye saklayalım?
Kaldı ki ben fasıldan anlamam, defalarca dinlediğim eserlere dahi eşlik edemem, Fehmi Koru'yla da bu alanda asla atışamam. Ne makam bilirim, ne de huşu içinde susulması gereken meşk faslını. Daha açık söyleyeyim: Benim için fasıl, rakı sofrası demektir. Bu yüzden fasıl değil, rakı gecesi düzenledim desem, daha doğru olur! Ha isteyen içer, isteyen içmez, orası ayrı konu...

 

ACABA ERDOĞAN NEREDE HATA YAPTI?
MÜnevver Karabulut'un cesedini çiğneme ritüeli, maşallah bitmek bilmiyor. Önce Celalettin Cerrah aileyi suçlayıcı açıklamalar yaptı, derken Adli Tıp'ın inanılmaz hataları ortaya çıktı. Başbakan Erdoğan ise, ailenin 'Acaba biz nerede hata yaptık' diye kendilerini sorgulamaları gerektiğini söyledi...
Philippe Claudel'in ödüllü filmi Il y a longtemps que je t'aime'in kahramanı Juliette Fontaine (Kristin Scott Thomas) şöyle der: 'Bir evladın ölümü, içine girilecek en berbat hapishanedir. Hiçbir zaman içinden çıkamazsınız.'
Başbakan, evladını çok acı bir şekilde kaybeden aile hakkında konuşurken toplumdaki, medyadaki ahlaki erozyonu ima edeceğine biraz daha özenli olmalı. Hadi bunu da yapamıyorsa, 'söz gümüşse sükut altındır' deyip, susabilmeli.