AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-08-06

kategori2

Hıncal Uluç insanın yaşlandıkça küçülebileceğini de hatırlamalı

Bir ay içinde ikinci bir Hıncal Uluç yazısı daha artık fazla oldu diyorsanız ben de sizinle aynı fikirdeyim.
Ancak asıl hedef Hıncal Uluç değil. Birinci yazıda da değildi aslında. O yazıda tartışma üslubu, tartışma yöntemi üzerine laf etmek istemiştim, Hıncal Uluç yazı için vesile olduydu. Çünkü tartışma yöntemi açısından ben neyi yanlış biliyorsam o bunu istikrarlı biçimde yapmaktaydı. Yazıda yapılmaması gerekenler olarak uyarmaya çalıştığım meselelere iyi bir örnek oluşturmaktaydı açıkçası.
Aradan bir ay geçmeden bir Hıncal Uluç yazısı daha yazıyorum. Çünkü o yine sadece bir vesile...
Bu aralar belki de yaş günüm yaklaştığından olacak yaşlanma üzerine hayli yoğun düşünüyorum.
Öyle görülüyor ki; özellikle 50 yaşını aşanların önünde zorlu bir mesele duruyor. Hayat zaten hepimize çeşitli oyunlar oynuyor, yaşlanma sürecine girildiğinde bu oyunların sıklığı ve insana etkileri de artabiliyor.
Ben düzgün bir şekilde, rezil olmamaya çalışarak yaşlanmanın, insanın önündeki en önemli meselelerden birisi olduğuna inanıyorum.
Beyninizi genç tutsanız da vücudunuz ayak uyduramamaya başlayacak beyninize, alışkanlıklarınızı değiştirmek zorunda kalacaksınız.
Ritmi gittikçe hızlanan hayata yavaşlayan ritminiz ile ayak uydurmaya çalışacaksınız, kaçınılmaz olarak ölümü daha sık düşüneceksiniz.
Her şeye rağmen genç tutmaya çalıştığınız beyniniz ölüm korkusu fikri ile de mücadele etmeye başlayacak ve siz ayrıca bütün bu karmaşık duygu bombardımanı arasında kendinizi düzgün tutmak ve kendinize yakışan biçimde, düzgün bir yaşlanma projesi de kuracaksınız.
Buna mecbursunuz; çünkü dediğim gibi hayat acımasızdır, bize çok çeşitli oyunlar oynayabilir. Eski iç tutarlılığınızın çözülme ihtimalinin arttığı yıllarda, hayatın insanın düzgün, kendisini rezil etmeden yaşlanma imkanını da elinden almaya uğraşabileceğini görmek zorundayız.
HINCAL'I OKUYUNCA ÜZÜLDÜM DOĞRUSU
Dün bizim gazetenin ekinde Hıncal Uluç ile yapılan söyleşiyi okuyunca Hıncal'ın bu acı gerçeği göremediğine üzüldüm. Söyleşi beni hem üzdü hem de biraz utandırdı.
Ettiğim laf ortaya koymasa da aslında sevdiğim Hıncal Uluç'un utanç verici olduğunu söylemiyorum, aman yanlış anlamayın, sadece düzgün yaşlanma projesi olan bir insanın o lafları söylemekten utanması ihtimali var. Bunu da görmek gerekiyor.
'En iyi köşe yazarı benim, en iyi gazeteci benim, en iyi gazeteyi ben yaparım, gazeteciliği Türkiye'de herkese ben öğretirim...' diyor Hıncal... İnsanın gerçekten böyle olsa dahi kendiyle ilgili olarak bu şekilde konuşması güzel mi? Bu soruyu bir insan ağzını açmadan önce kendi kendisine neden sormaz, biraz düşünmez acaba....
O sormuyor, çünkü kendi dediğine gerçekten inanıyor. Tuhaf, çocuksu bir yan bu, hatta biraz da naif. Daha önce de söyledim; Hıncal'ın düşünürken yaptığı en büyük soyutlama kendisi oluyor. Kendi davranışlarını değişmesiz doğrular olarak kafasına yerleştiriyor. Lay lay, lom lomlar dışında kitap da okumadığından soyutlama yaparak düşünmeye ve kendisine düzgün bir yaşlanma projesi de çıkarmaya gerek duymuyor.
Sonuçta da devamlı kendisini abartılı övmek gibi ergenlik çağındaki çocuklarda belki hoş görülebilecek lafları rahatlıkla söyleyebiliyor.
İnsan nadiren onun dediği gibi olabilse de, en büyük, en iyi olanların bile bir aşamadan sonra küçülmeye bşlamaları tehlikesi vardır. Hayatın acı gerçeğidir bu.
Bu küçülme fiziksel açıdan da olabilir. Örneğin; boyumuz kısalmaya filan başlayabilir ama bu aslında çok önemli değildir. Düşünen insan açısından beynin küçülmeye başlaması ihtimali bir felaket olmalıdır. Yapacağımız şey de basit. Bazı şeylerin artık değiştiğini ve daha da değişeceğini kabul edip kendimizi küçük düşürmemeye çalışacağız. Özellikle de kendimiz hakkında konuşurken buna dikkat edeceğiz.
Şunu da anlıyorum. Yaşlanmaya başlayan insanların eskisi gibi davranmayı sürdürmeleri ve alışkanlıklarını tekrar etmeleri, ölüm korkusuna karşı bir savunma mekanizması da olabilir.
Bu normal ama bu konuda da bir makul dengeyi kendimizi küçük düşürmemeye dikkat ederek kuracağız. Bunu ancak okuyan, düşünen ve yaşlanmayı bir proje olarak kabul edenler yapabilir.
'En iyi', 'En büyük', 'En mükemmel' insan Hıncal Uluç'un da kendisine acilen bir düzgün yaşlanma projesi hazırlamasına ve artık yapılması, konuşulması hoş kaçmayacaklar listesi çıkarmasına ihtiyacı var.
Sevgili Hıncal; keşke insanlar eskisi gibi davranarak, konuşarak, gülerek ve dolaşarak yaşlanmayı ve ölümü erteleyebilselerdi... Böyle bir şey olabilseydi, ben de senin gibi okumayı filan bırakır ve hayatı sadece bakarak anlamaya çalışırım.
Ama ne yazık ki gerçek böyle değil. Acı gerçekle biraz uzlaşmak ve buna uyum sağlamak zorundayız. Bu zor yıllar gittiği yere kadar ancak böyle güzel ve düzgün geçebilecek. Bu görülüyor. Sen de görmeye başla bunu.
Daha önce özel sohbetimizde sana yaşım gereği artık abi demeyi bırakacağımı söylemiştim. Bu yazıyı da bir yaşlılık yoldaşından tavsiye olarak kabul et...

Umre meselesi

Yazımın tonundan da anlamışınızdır, beyin kanaması da geçirmiş olduğumdan dolayı umreye gidebilmem doktorumun iznine bağlı. İzin aldığım takdirde hem umreye gideceğim hem de Ertuğrul Özkök'ün oradaki durumu hakkında yazı yazacağım. Haberin olsun Kanat'cığım.