AKŞAM | CUMARTESI | 08 AĞUSTOS 2009, CUMARTESİ
Yeni kuşak vampirler, hızla Amerikan liselerini, tutucu kasabaları
ve İngiliz hastanelerini mesken edinmeye baÅŸladılar. 'Alacakaranlık' filmleri ve sıradışı HBO dizisi 'True Blood'dan sonra yeni vampir dizileri ufuktan diÅŸlerini göstermeye baÅŸladılar bile.

GüneÅŸ ışığı altında parıldayan ergen vücutlarıyla, 1.000 yıllık Viking kanının dolaÅŸtığı iri cüsselerinin tasarım eÅŸofmanlarla oluÅŸturduÄŸu tezatla, Anne Rice'ın seksi vampirlerinin üçüncü kuÅŸak akrabaları yeniden gün yüzüne çıkmaya baÅŸladılar. Vampirleri, ister korku sinemasının en temiz iÅŸ çıkaran katilleri, ister çizgi roman uyarlamalarının demode süper kahramanları ya da ergen cinselliÄŸinin tehlikeli erkek kahramanları olarak düÅŸünün. Onlar uzun uykularından bir kez daha uyanıp, popüler kültürün karanlık gecelerinde seksi bir ÅŸekilde avlanmaya ve bizleri yeniden hipnotize etmeye baÅŸladılar bile.
İki yüzyıldan fazladır mürekkebe kan karıştıran vampir edebiyatını nasıl bir kategoriye sıkıştırmak mümkün olmamışsa, vampir sineması da artık korku ve gerilimi bir süreliÄŸine terk etmiÅŸ durumda. Vampirleri artık belirgin bir türün etkileyici kahramanları deÄŸil de, edebiyatın, sinemanın ve televizyonun farklı türlerini ince bir ÅŸekilde ele geçirmeye baÅŸlayan zamansız/ölümsüz varlıkları olarak kabul etmek gerekiyor.
Çok da uzun olmayan sinema tarihindeki 3.000'den fazla vampir filminin benzerliklerinden çok, farklılıkları asıl dikkat çekici olanı. Alman yönetmen F. W. Murnau'nun yüzyıl başında çektiÄŸi 'Nosferatu' filmindeki fareye benzeyen Kont Orlok tiplemesi, 'Alacakaranlık' serisinin seksi Edward Cullen'ına ne kadar benziyorsa, bir vampir filmi de diÄŸeriyle o kadar benzerlik taşıyor.
KİRLİ KAN TEMİZLENİYOR
Dracula belki Avrupa'da doÄŸdu ama Hollywood ve Amerikan popüler kültürü bu gece yaratıklarına kendilerini istedikleri gibi gösterebilecekleri yepyeni alanlar sundu. Kan dolaşımı ve paylaşımının inanılmaz bir cinsellik metaforu oluÅŸturması, insanüstü bir seksapel ve baÅŸtan çıkarma gücü, cinsellik olmadan erotik olabilme durumu, yüzyıllardır yaÅŸamanın getirdiÄŸi rafine bir moda anlayışı, zamanlar ötesinde bir yaÅŸam bakışına sahip olma ve adrenalin dozunun giderek arttığı bir sona ilerleme, bu gece yaratıklarını modern hikayelerin en seksi baÅŸ kahramanlarına dönüÅŸtürdü.
Anne Rice'ın, AIDS sonrası toplumsal endiÅŸeleri kirli kan metaforu ve eÅŸcinsel babalar, vampir çocuklarla yansıtan cinsiyet rolleri karışmış vampirlerini, 1990'ların sonunda vampirlerle 'düÅŸüp-kalkan', vampir avcısı lise öÄŸrencisi Buffy izledi. 2000'lerin başında ise, 'Blade' ve 'Underworld' filmleriyle vampirlerin seksapelinin liseli erkek çocuÄŸu düzeyine inmesine tanık olup, vampir kliÅŸelerinin kötü bir ÅŸekilde yeniden hortlamalarını dehÅŸetle izledik. Wesley Snipes ve Kate Beckinsale, 2000'lerde vampirleri yeniden yeraltına göndermeyi baÅŸardılar.
Yüzyıllardır insanlarla birlikte yaÅŸayan ölüler, zenci bir Amerikan BaÅŸkanı'nın seçildiÄŸi, eÅŸcinsellerin evlenebildiÄŸi, saÄŸlıklı yaÅŸam ve cinsel özgürlüÄŸün yükselen deÄŸerler olduÄŸu bu deÄŸiÅŸim döneminde, hiç olmadıkları kadar seksi, hep öteki oldukları dünyaya daha emin adımlarla basan, kendi kurallarını biz ölümlülere kabul ettiren varlıklar olarak geri döndüler. Hem de ne dönüÅŸ!
Genç kızlar ve içindeki genç kızla barışık olanlar sayesinde, bir süredir 'Alacakaranlık' (Twilight) manyağı olmuÅŸ durumdayız. Babasının yanına, İkiz Tepeler kasabasına komÅŸu olduÄŸunu tahmin ettiÄŸimiz kasabaya taşınan ergen Bella ve bayağı uzun bir süredir 17 yaşında olduÄŸunu öÄŸrendiÄŸimiz vampir Edward Cullen'ın bekaret, tekeÅŸlilik, beraber yaÅŸama kavramlarına farklı bir bakış açısı getiren iliÅŸkileri, modern kadının erkeÄŸinden pek de memnun olmadığına mı iÅŸaret ediyor acaba?
'Alacakaranlık' serisi, nihai amacı kız arkadaşıyla yatmak olmayan centilmen erkek tiplemesini, tehlikeli bir cazibeyle karıştırınca bize ideal erkek prototipinin de formülünü uzatmış bulunuyor. Erken boÅŸalma problemini erken kan emmeye, çekirdek aileyi tuzlu çekirdek aileye dönüÅŸtüren romanlardaki (ve de izlediÄŸimiz ve izleyeceÄŸimiz filmlerdeki) Edward tiplemesi, yüzyıllardır sabretmeyi öÄŸrenmiÅŸ olmanın erdemiyle, sevgilisini de beklemek konusunda bir sorunu olmadığını gösteriyor. Böyle sevgiliden daha ideali olabilir mi? Tabii ki, araya seksi bir kurtadam girmezse...
Stephenie Meyer'ın 'Alacakaranlık' romanlarıyla aynı dönemlerde, Charlaine Harris tarafından yazılan 'Sookie Stackhouse Dedektiflik Serisi' ise, son yılların en cesur dizilerinden birisi, 'True Blood'da (henüz Türkiye'de yayınlamaya cesaret eden kanal yok) vampirleri televizyon izleyicisinin beÄŸenisine sunuyor. İkinci sezonu ÅŸu anda devam eden, yenilikçi kablo kanalı HBO'nun dizisi olan 'True Blood', gene ölümle haşır neÅŸir olan 'Six Feet Under'ın yaratıcısı Alan Ball tarafından televizyona uyarlanıyor ve de Anna Paquin'i kendisine Altın Küre kazandıran Sookie rolüne taşıyor.
YENİ VAMPİRLER, ÇOK YAKINDA
'True Blood'da, Japonların geliÅŸtirdiÄŸi sentetik bir kan sayesinde vampirler insanları öldürmek zorunda kalmıyor ve yüzyıllardan beri ilk defa topluma karışabiliyorlar. Vampir olmanın ve vampirliÄŸin toplumdaki yerinin, kimi zaman bariz bir ÅŸekilde eÅŸcinsellikle paralel kurgulandığı dizide, insanların düÅŸüncelerini okuyabilen Sookie, komÅŸu eve taşınan Bill Compton'la aÅŸk yaÅŸamaya baÅŸlıyor. Sookie'nin bu kadar kaptırmasının asıl nedeni, Bill'in düÅŸüncelerini okuyamadığı tek kiÅŸi olması. 'Alacakaranlık' serisinde olduÄŸu gibi, burada da ideal bir erkek tiplemesi veriliyor: Yüzyıl öncesinin toplumsal ahlak kurallarını benimseyen, centilmen, ama daha da önemlisi ne düÅŸündüÄŸünü bilemediÄŸiniz bir erkek. Bella ve Edward'ınkinden çok daha ateÅŸli bu iliÅŸkiye uzaktan gelen en büyük tehdit ise, Bill'den 1.000 yaÅŸ daha büyük, bir Viking vampir. 'True Blood', melodram, aÅŸk, seks ve ÅŸiddeti ÅŸaşırtıcı bir ÅŸekilde karıştırıyor.
Vampirler bu kadar revaçtayken, popüler kültürün kendilerini rahat bırakmalarını bekleyemeyiz. İki yeni dizi daha, kan emicileri ana karakterleri arasına ekliyor. Önümüzdeki Eylül'de Amerika'da baÅŸlayacak olan 'The Vampire Diaries'; 'Buffy', 'Evimiz Hollywood'da' ve 'Gossip Girl'ün bir karışımı olarak vampirleri liseye taşıyor. Elena, kendisini Stefan ve Damon isimli iki vampir kardeÅŸ arasında buluyor. Lise ve vampir kombinasyonu, en azından 'Alacakaranlık' hayranlarına yeni bir lise kapısı açacak gibi görünüyor.
BBC dizisi 'Being Human' ise, kendine özgü mizah anlayışları, yarattıkları kendileriyle barışık karakterleri ve gerçekçi dünyaları ile vampirleri İngiliz yaratıcılığıyla tanıştırıyor. Bir vampir, bir kurtadam ve de bir hayalet, İngiltere'nin Bristol ÅŸehrinde aynı evde yaşıyorlar. Vampir Mitchell ve doÄŸaüstü arkadaÅŸları, Amerikalıların yaklaşımından farklı olarak seksi ve güçlü varlıklar olarak deÄŸil de, modern dünyada kendilerini birer mülteci olarak gören mütevazı dünya bireyleri olarak yansıtılıyor.
EMRAH GÜLER