AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-08-08

kategori2

Obama'dan sonra Putin

ABD Başkanı Obama'nın Türkiye ziyareti ne kadar önemliyse, 6 Ağustos günü gerçekleşen Putin ziyareti de o kadar önemlidir. Birinci ziyaret Türkiye'nin özellikle Ortadoğu'daki politik ağırlığının altını çizerken, ikinci ziyaret de ülkemizin gerek Ortadoğu, gerekse Avrupa ve Avrasya'daki ekonomik ağırlığının tescili anlamına gelmektedir.
Yakından bakalım, Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti devlet kuruluşları arasında imzalanan 12 anlaşma ve özel şirketler ile Rus kurumları arasında imzalanan 8 anlaşma ne anlama gelmektedir? Bu anlaşmaların en önemlileri üzerinde durmadan kısaca Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ilişkileri özetleyelim.
Rusya, 2008 yılında erişilen 37,8 milyar dolar tutarındaki dış ticaret hacmi bakımından ülkemizin en birinci ticaret ortağıdır. Türkiye ise Rusya'nın beşinci dış ticaret ortağıdır. Türk müteahhitleri Rusya'da 32 milyar dolar değerinde 1152 proje gerçekleştirmektedir. Bugün Rusya'da 100 binden fazla Türk işçisi çalışmaktadır. Türkiye doğalgaz ihtiyacının yaklaşık üçte ikisini Rusya'dan sağlamaktadır. 2008 yılında Türkiye'ye gelen Rus turist sayısı Almanlardan sonra ikinci sıradadır ve 2007 yılına göre %16,8 artış göstermiştir. 2009 yılı Haziran ayına kadar gelen Rus turist sayısı da, azalmakla beraber, ikinci sırayı korumaktadır.
Özetlersek, Rusya ile imzalanan anlaşmalar önümüzdeki beş yıl içerisinde uygulama aşamasına geçtiğinde Avrupa - Ortadoğu - Avrasya'da yeni enerji dengeleri oluşacağı gibi, Türkiye, Nabucco projesinin de gerçekleşmesiyle yalnızca Doğu - Batı ekseninde değil, aynı zamanda Kuzey - Güney ekseninde de vazgeçilmez bir enerji transit merkezi olacaktır.
Şimdi biraz da imzalanan anlaşmalara bakalım.
Rusya'nın  Beregoyava'dan Varna'ya 63 milyar m3 doğalgaz nakledecek olan 'Güney Akım' projesinin Karadeniz'in Türkiye bölümünden geçmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır. İleride bu projeye Türkiye'nin ortak olması konusu henüz belirlenmemiştir, fakat güçlü bir olasılıktır. Putin basın toplantısında bir soruya verdiği cevapta 'Güney Akım' projesinin Nabucco projesinin önünü kapatmadığını belirtmiştir. Başbakan Erdoğan da iki projenin birbirinin alternatifi değil, olasılıkların çeşitlendirilmesi olduğunu söylemiştir. Rusya'nın Nabucco projesine dahil olması da uzak bir ihtimal değildir.
İkinci önemli anlaşma 30 miyar m3 doğalgazın taşınacağı  'Mavi akım 2' projesidir. Bu hattan Türkiye 20 milyar m3 kendi tüketimi için alacak, 10 milyar m3 de Akdeniz üzerinden İsrail - Suriye - Lübnan ve Kıbrıs'a verilebilecektir. Böylece Rus gazı doğrudan Akdeniz'e çıktığı gibi, Türkiye de Kuzey - Güney ekseninde enerji transit bölgesi olacaktır.
Rusya'nın uzun süredir itiraz ettiği Samsun - Kırıkkale - Ceyhan petrol hattının yapılması için de bir anlaşma imzalanmıştır. Varna - Dedeağaç hattı ile petrol akışının Karadeniz'den Ege'ye akışının düşünüldüğü projenin alternatifi olan bu proje anlaşmasının imzalanması ile, Bulgaristan'ın itirazlarının aşılabileceği ümit edilmektedir. Böylece, İstanbul Boğazı'ndan geçen petrol tankeri trafiği hafifletilecektir. Diğer taraftan Ceyhan'da yeni bir rafineri kurulacak, Kerkük petrolü ile birlikte Ceyhan bir dağıtım merkezi görevi görecektir.
Enerji konusunda imzalanan diğer önemli anlaşmalardan biri Anadolu'da müşterek doğalgaz depolarının yapımıdır. Bir diğeri de, bundan böyle Rus şirketlerinin şehir içi doğalgaz ihalelerine girebilmesi ile ilgili anlaşmadır.
Mersin'de yapılması düşünülen nükleer santral ihalesinin sonuçlandırılması fiyat anlaşmazlığı dolayısıyla (kwh elektrik fiyatının 21 centten 12 cente çekilmesi isteniyor) ileri bir tarihe ertelense de, nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılması için imzalanan anlaşma  son derece önemlidir.
Uranyum yerine kullanılabilecek dünya toryum rezervlerinin yaklaşık % 15'i Türkiye'de bulunmaktadır. Toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması konusunda en önemli çalışma, Rusya'da Kurchatov Enstitüsü'nde, ABD'de kurulu 'Thorium Power' firması tasarımlarına göre yürütülmektedir.
Son olarak dikkat çekici iki konu da, Başbakan Erdoğan'ın bir Türk - Rus koleji ve bir Türk - Rus Üniversitesi kurulması teklifi ile,  iki Başbakan'ın, ilki 2010 yılında gerçekleştirilecek olan, icracı bakanlarla birlikte her yıl yapmayı kararlaştırdıkları ortak hükümet toplantısıdır.