AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 09 AĞUSTOS 2009, PAZAR

Hem Başbakan hem Cumhurbaşkanı olmalıyım

Fenerbahçe'nin efsane Başkanı Ali Şen ile Bodrum'daki yazlığında buluştuk. '2. adam olmayan, lider, sevilen ve inanılan biriyim. Beni herkes çok sever. Başbakan olsam yetmez Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı olsam o da yetmez, icra Başbakan'da' diyen Şen ile 'Başkan'lığı ve yeni futbol sezonunu konuştuk.
a_sen

Obüyük bir camianın efsane başkanı. O, büyük konuşan, büyük düşünen, akıllı, zeki, ne istediğini gayet iyi bilen ve istediği her şeyi gözünü kırpmadan yapan cesur bir adam... Hiç kuşkusuz kendi camiası dışında da alkış alan ve futbol gibi fanatizm, ter, heyecan ve acımasızlıkla dolu bir sporda renk ayırt etmeksizin sevilip, saygı duyulan ender kişilerden. Ali Şen... Tribünlerin ısrarına dayanamayıp 'Fenerbahçe'yi şampiyon yapacağım' diye Başkan olan ve Başkanlığı boyunca taraftarı başarıya doyuran bir adam...

Bodrum'da evinin bahçesinde sohbet ettiğim Ali Şen'i biraz daha yakından tanıyınca şuna karar verdim; Fenerbahçe'ye Başkan olmak kolay ama Ali Şen olmak imkansız...

Ali Şen hep böyle neşeli, konuşkan, pozitif miydi gençken de?
Gençliğimden beri değil çocukluğumdan beri böyleyim, hani derler ya bardağın dolu tarafını gören insanlardanım. Pesimist değilim, çok optimist bir insanım. Her zaman şaka yapabilen, gülen, güldüren biriyimdir. Bu, benim çocukluğumdaki şartlardan da kaynaklandı muhakkak. Ben Kosovalıyım, Prizren'de doğdum. Bir Türk şehridir. Babam Hasan Maga toprak ağasıydı. Rahat bir çocukluk yaşadım. Sonra 2. Dünya Savaşı ve komünizmin gelişi derken toprak reformu. Komünistlerin topraklarımızı alışı ve sonra da göç. Ama çocukluğum çok mutlu geçti, çocukluğu mutlu geçen çocuk da optimist olur.

Aileniz de pozitif miydi hayata karşı, yaşadıkları onca şeye rağmen?
Hepsi öyleydi. Türkiye'ye gelince zor yıllar başladı. Ama hayata bakışım ve yaşam tarzım hep farklı oldu. Param olmadığı zaman da olduğu zaman da iyi yaşadım. Hayata bakışın ve inancın çok önemli. Allah'a çok şükür hep mutlu yaşadım, Allah'ın sevgili kuluydum.

ÖNCE MUTLU OLMAYI ÖĞRENİN
İyi yaşamak için zengin olmak gerekmez diye bir sonuç mu çıkartalım söylediklerinizden sonra?
Aynen öyle ama önce iyi insan olacaksın. Bazı insan vardır mesela sorunu yoktur, illa yaratır. Öyle kadınlar da vardır, sorunu yoktur ama kendine güvenemez. Sorun yaratır, yaratmazsa da rahat edemez. Ağlar, niye ağladığını da bilmez. Sorduğun zaman bilmediğin için sen kabahatli olursun. Oysa kendi de bilmez ki niye ağladığını! Benim kadınlara, gençlere, dostlara, insanlara tavsiyem önce mutlu olmayı öğrensinler.

Kötü insan mutlu olabilir mi?
Olmaz, onun aklı başka şeylere, fesatlığa çalışır, entrikaya çalışır. Beyni kişiliği sorun yaratmakla ilgilidir. Mutluluktan da rahatsız olurlar. İyi insanlar küçük şeylerle mutlu olmasını bilirler. Ne iş yaparsan yap önce iyi insan ol. Gerisi gelir zaten. 

Hayata çok iyi niyetli bakıyorsunuz ve pozitifsiniz ama iş hayatında size bu tutum hayal kırıklığı yaşattı mı?
Yaşatmadı; iş hayatına dericilikle başladım. Türkiye'de deri konfeksiyon ihracatını ilk başlatan benim. 67'de hanlarda yapılıyordu o zaman deri işi. Kapalıçarşı'da mağazamız vardı. Deri sanayinin çok geri olduğu yıllardı. Örtünmek için deri yapılırdı giyinmek için değil, sadece tabaklama vardı, teknoloji hiç yoktu. Türk derisini modaya biz soktuk. O yıllar en fazla vergi veren deri ihracatçısı olarak ödüller aldım. Çok zor yıllardı ama çok iyi başardık. Kendimiz geliştirdik işi, yaparken öğrendik. 1981 yılında İş Bankası'ndan   5 milyon 850 bin dolara deri fabrikası satın aldım.

 Ne zamana kadar sürdü bu iş, neden bıraktınız?
1989 yılında sattım fabrikayı. Sanayi olarak aşkımdı dericilik ama çok zorlaştı. Sonra Rusya'yla çalışmaya başladık. O zaman SSCB tabii, oradan hurda demir aldık ve Avrupa'ya sattık.

Bu işi de ilk siz yaptınız eminim, nasıl keşfettiniz bu alanları, çok mu şanslısınız?
Şans bir yere kadar, çalışmazsan şans yardım etmez. Sonra hemen ardından Rusya ile çalışmam sonucu askeri araç gerecin benim kanalımla getirilmesi istenmiş, o dönem görev yapan büyükelçi bana güvenebileceklerini söylemiş. Helikopterler aldık, derken şimdi de doğalgaz işi yapıyoruz. Çocuklar işin başında, onlar çok çalışıyorlar ben de emekliliğin keyfini çıkarıyorum ve Bodrum'da yaşıyorum. Dalıyorum, deniz altında film çekiyorum.

Gerçekten mi, belgesel mi?
Kendim için yapıyorum, sualtı kameralarıyla çekiyorum; bazen televizyonlar görüntü istiyor, veriyorum.

Bir dönem Bodrum Imsık Havaalanı'nı işlettiniz, havayolu şirketiniz de vardı. Sizin bütün bu işleri yapmanızda, yurtdışını iyi biliyor olmanız da etkili oldu mu?
Hiçbir gün hayale kapılmadım. Yapabileceğimiz işleri yaptık. Çocuklarıma ve dostlarıma hep şunu tavsiye ederim, herkes ayağını yorganına göre uzatsın. Büyük hayaller ve hırslar büyük hayal kırıklıkları da getirebilir. Ben hayalperestim, hep hayal kurarım, hayal kurmadan yaşanmaz. Benim hayallerim de gerçekleşir. Asıl imtihan, hayallerin gerçekleşince başlar. Bir işe sahip olmayı istersin ve olunca imtihan başlar. Elinizi cebinize atınca, gücünüze göre hareket edin. Başkasının parası ve gücüyle yatırım yapmayın. Büyük şirketler dünyada da hep krediyle iş yapar ama ben bundan kaçındım hep param kadar iş yaptım.

Bu anlattıklarınız kriz ortamında sıkıntı çekenlere ışık olacaktır. Krizden nasıl çıkılır, biz krizlere alışkın milletiz ama bu defa bu panik niye?
Şunu iyi hesaplamak ve etüt etmek lazım. Türkiye çok partili döneme adımını attığı zaman dünyadaki tablo da kötüydü. Büyük sıkıntı içindeki ABD, savaştan yeni çıkmış Avrupa... O kriz dönemi Hitler diye bir adamı çıkardı. Bizde 600 yıllık imparatorluk yıkılmış, yeni bir devlet kuruluyor. Dünyanın her tarafında sorunlar var yani. Herkes kendi derdinde ama şimdi nerede, ne olsa diğer ülkeleri de ilgilendirir.

Bugüne kadar sıkıntı eksik olmadı yani?
Senin de dediğin gibi biz rahat bir millet olamadık ki. Ülkemizde bugüne kadar 4 defa tek başına iktidar oldu. Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan. Dördü de dikkat ederseniz ortanın sağı, sağın sağı. Dördü de hep dini kullandılar. Dine yaslandılar. Din faktörünü iyi kullanamayan, iktidara gelemez zaten.

Şimdi yaşanan kriz hepsinden beter mi peki?
Dünyada ne oluyorsa bizde de oluyor. Adı konmayan bir sistem var artık; sistem, sistemsizlik. Her partinin bir ideolojisi vardı şimdi yok. Diktatörün bir fikri vardı. Bugün partilerin ideolojileri yok, kim kat-yat-hayat-sevgili vaat ediyorsa kazanıyor. İngiltere'de iktidardaki aynı İşçi Partisi bambaşka söylemlerle seçim kazandı. Bugün yaşanan kriz tek başına ülkemizin krizi değildir. Eskiden kim ne yaparsa yapsın başka ülkelerin derdi değildi. O yıllarda ülkenin nasıl idare edildiğine bakarsan bugün geldiğimiz noktada şaşırmayız.

ERDOĞAN ÜLKEYİ    ÇOK İYİ YÖNETİYOR
Bugünkü hükümet bakacak olursak ne görüyoruz?
Tayyip Erdoğan ilk seçildiği zaman ülkeyi ekonomik olarak sağlam temellere oturttu. Türkiye koalisyonlarla rahat yönetilebilen bir ülke olmadı. Avrupa'nın 21 ülkesi koalisyonla yönetiliyor... Siyaseti de iş dünyasını da çok iyi bilirim. Dünya siyasetini de takip ederim ve çok okurum. Bir işadamı ve bir Türk vatandaşı olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın ülkeyi çok iyi yönettiğini söyleyebilirim. Kasımpaşa'da doğan ve lisan bilmeyen bir insan olarak kendine güveni o kadar çok ki, ayrıca elindeki kartları da iyi kullandı. Avrupa'ya ve dünyaya karşı kartlarını yani demin bahsettiğimiz arsayı çok iyi kullandı. Allah bize petrol vermemiş ama bir enerji köprüsüyüz. Bakın arsamız yine para etmeye başladı.

HİÇ 2. ADAM OLMADIM
Aktif siyasette yer almayı düşünmediniz mi?
Hep teklifler geliyor. Ben şunu söylerim beni çağırdıklarında, 'Beni çağıran parti başkanının işi zor. 6 gün sonra referandum, ben partinin başındayım' (gülüyoruz). Ben param olmadığında da 2. adam olmadım. 2. adam olmayan, lider olan, sevilen ve inanılan biriyim. Başörtülü kadınlardan minili kızlara beni herkes çok sever. Başbakan olsam yetmez Cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı olsam o da yetmez, icra Başbakan'da.

Size Başkanlık sistemi yakışır.
ABD'deki sistem gelsin, ben Başkan olayım (gülüyoruz). Ancak o olur.

Kurallar size göre değil, kendi kurallarınız olmalı?
Benim hayatımı konu alırlar zaman zaman televizyonlarda, Mardin'de bir kadına sormuşlar, 'Ali Şen'i tanıyor musun' diye. Kadın demiş ki; 'Seviyorum, çok dürüst bir adamdır, çok dobradır'. Vatandaş kime inanıyorsa doğrudur, sokaktaki insanın inanışını kimse değiştiremez. 30 sene tribünler 'Ali Şen başkan Fenerbahçe şampiyon' diye bağırdı. Beckenbauer geldiğinde bana olan ilgi ve sevgiye inanamadı, dünya futbolunda yok.

'Ben bu takımın başkanı olurum' diye ne zaman hayal ettiniz?
Onu hayal etmek çok zordur. 56 yılında İnönü Stadı'nda 25 kuruşa maç seyrederken kim derdi ki tribünler adımı sayıklayacak? Binlerce kişi sen oturmadan yerlerine oturmayacaklar? Bunu hayal bile edemezdim. Türk sporuna hizmet eden büyük başkanlar çok oldu. Ama hepsi zaman zaman yuhlanmıştır maalesef, Süleyman Seba gibi büyük bir isim için bile 'Ahmet Dursun, Seba gitsin' dediler. Faruk Süren, UEFA Şampiyonu oldu, kimse geri gelsin demedi. 2 defa başkan oldum ben ve görev bittiği için kendim gittim. Taraftarlar beni gözyaşlarıyla uğurladılar. Başka bir tane daha yok.

HER ŞEY DAUM'A BAĞLI
Başkanım ne olacak Fenerbahçe'nin hali?
(Gülüyoruz) Hep bunu soruyorlar bana. Bu yıl Daum geldi ve işi geçen seneden daha zor.

Şampiyonluğun formülü var mı?
Beşiktaş 71 puanla şampiyon oldu geçen yıl. Hesap basit, sezonda hiç yenilmeyen takım 102 puan alır, 34 maç var. Yenildikleri zaman 102'den düşsünler, en fazla 22 puan kaybeden şampiyon olur. Taraftar şimdiden hesabı yapsın.
Daum geldi ama takım aynı. Lider gelmedi, yönetim ve başkan aynı. Bu sene takım daha canlı, daha koşuyor. Her şey Daum'a bağlı.

Geçen yıl takım aynıysa neden şampiyon olamadık, pardon olamadılar?
Aragones zeki bir adam değildi. Büyük kulüpte görev yapan antrenörün 3 vasfı olmalı; bilgili, tecrübeli ve zeki olmalı. Bilgi ve tecrübe vardı ama zeki bir insan değildi.

ŞAMPIYON YAPAMAZSA AZİZ YILDIRIM'IN İŞİ ÇOK ZOR
Geçen yıl Beşiktaş'ın şampiyonluğu sürpriz geldi mi size?
Mustafa Denizli geçen sene gelince 'bütün kupaları alır' dedim. Aldılar da. Zor durumdan kurtardı takımı, hem yönetimi hem başkanı. Bu yıl görev Daum'da. Şampiyon yapamazsa Aziz Yıldırım'ın işi çok zor. Geçen yıl Denizli, Beşiktaş'ta ne yaptıysa Daum, Fenerbahçe'de onu yapacak. Kulüp yönetiminde değişiklik oldu, Aykut Kocaman geldi. Bakalım ona ne kadar yetki verdiler? Aykut, Daum'un işine son verebilir mi? Daum, aldığı 10 buçuk milyon Euro'nun hatırına mı Aziz Yıldırım'la şimdi bu kadar iyi anlaşıyor; göreceğiz...

Siz hiç müdahale ediyor musunuz?
Hayır, ama tavsiyelerim oluyor. Beni dinleseydi Aziz Yıldırım Denizli'yi alır şampiyon olurduk. Taraftar da bana 'bir şeyler söyle' diyor.

ROBERTO CARLOS'U ALMAZDIM GUIZA'YI TUTMAZDIM
Başkan olsaydınız şu anda kimi almazdınız?
Roberto Carlos... Kesin almazdım. Ona ihtiyaç yok ki. Halkla ilişkiler müdürü lazım değil ki bize! Galatasaray'a yakın bir sistem izlerdim. Bonservis ücreti ödemeden transfer yapmak imkanları var yeni sistemlere göre, ben bu paraları vermezdim. En ağrıma giden 'Fenerbahçe'ye gelmem' diyen adama teklif götürmeleri. Guiza 'Avrupa'da büyük takıma gideceğim' diyor, onu bir dakika tutmam. Ben bunlara çok dikkat ederim, Fenerbahçe büyüklüğüne saygısı olmayanı tutmam. 84 puanla şampiyon olduğumuz sene bütün takımın maliyeti Roberto Carlos'un parasının yarısı kadardı. Önümüze geleni yeniyorduk, Manchester'ı Manchester'da yenmiştik. Çok para başarı demek değildir. Çok star başarı demek değildir.

Başkanken hiç pişmanlık yaşadınız mı, yolladığınız ya da almadığınız futbolcularla ilgili?
Pişmanlık duymam ben, yani kabullenirim hatalarımı. Bülent Uygun'un gönderilmesine üzülmüştüm. Aykut ve Oğuz'u da ben yollamıştım. Oğuz'un beyefendiliğini ve saygısını hiç unutmam. Terbiyesini ve centilmenliğini de. Aynı şeyleri bir daha yapar mıydım, evet yapardım. Bu kadar yıl ve olay geldi geçti, beni aramayan ve ziyaretime gelmeyen yok gibidir.

En iyi futbolcu kim?
Büyük yıldız en iyi forma sattıran mıdır? Bizdeki Roberto Carlos gibi... Beni ilgilendirmez, ben futbolcu vasfı olana bakarım. 90 dakikada 12 kilometre koşacak, takım oyunu oynayacak. Yunanistan Avrupa Şampiyonu oldu, yıldız var mıydı? 15 dakikanın yıldızı olabilir ama 90 dakikanın olmayabilir.

ELİF AKTUĞ
elif.aktug@aksam.com.tr