AKŞAM | CUMARTESI | 08 AĞUSTOS 2009, CUMARTESİ
Hanımlar, beyler karşınızda kadife sesli romantik sunucu, aÅŸk ÅŸarkılarının unutulmaz söz yazarı, iflah olmaz müzik aşığı Sezen Cumhur Önal... 'AÅŸk Eski Bir Yalan', 'Seni Beklerim ÖptüÄŸün Yerde', 'Kim Bilir', 'Benim Bütün Dualarım Seninle', 'Kalbim Bir Pusula'... Daha güzel ÅŸarkı var mı aÅŸkı anlatan; 'bu bizim ÅŸarkımız olsun' diyebildiÄŸimiz? Bir döneme damgasını vuran Önal'ın ÅŸarkıları neden hala dillerde, kendisine sorduk...

3 ayrı gün ve toplam 8 saat konuÅŸarak ve onlarca ÅŸarkı dinleyerek gerçekleÅŸtirdik sohbetimizi. Benim amacım onu daha yakından tanımak ve bugünkü popüler müziÄŸe olan bakışını anlayabilmekti. Son derece samimi geçen röportajımız daldan dala konarak, hatta annemle Sezen Bey'i telefonda konuÅŸturarak (annem Sezen Bey'e Yunanca ÅŸarkılar okudu telefonda) ve isimlerini burada yazmayacağım birçok ÅŸarkıcının adını anarak geçti. Unutulmaz bir röportaj oldu benim için... Hatta aÄŸladığımı itiraf etsem mi acaba?
- Åžarkılar ve müzik ne ifade ediyor sizin için?
Müzik, insan kalbinin en güzel tutkusudur. DinlediÄŸiniz, dinlemekten zevk aldığınız, sevdalandığınız müzik, ruhunuzun, kalbinizin, duygularınızın en güzel yankısıdır. Bu yankının bir tek adı vardır evrende: Åžarkı. AÅŸkın sırrı ÅŸarkılardadır. O ÅŸarkılardır, en içten, en gizli duygularımıza ortak olan. MutluluÄŸumuzu paylaÅŸtığımız, acılarımızı unuttuÄŸumuz en yakın dostlarımızdır onlar. Sözün özü, ÅŸarkıdır ÅŸarkıcıyı uçuracak. Bizim zamanımızda ÅŸarkılar vardı gönülleri büyüleyen, sevdaları taçlandıran. Bir ozanın dediÄŸi gibi; 'Öyle ÅŸarkılar bilirim ki katıksız gözyaşındandır.' İşte ÅŸimdilerde pop da olsa rap de olsa, böyle ÅŸarkılara ihtiyacımız var. Oysa saçma sapan sözcüklere müzik döÅŸeyip, ortalara atılırsanız, hem kendinizi hem de dinleyenleri fazlasıyla üzersiniz.
BİZİMKİ ROMANTİK BİR DEVİRDİ
- Peki, sizin döneminizde o güzelim ÅŸarkılar, o dillerde naÄŸme olan ÅŸarkılar nasıl yazıldı, söylendi?
Emin olun ki, en içten duygularla yazıldı. Biliyorsunuz tarihte devirler vardır; taÅŸ devri, maden devri gibi... Bizimki de sevdalarla tütsülenen romantik bir devirdi. DoÄŸan güneÅŸte, yeÅŸeren yaprakta, açan çiçekte aÅŸk vardı. AÅŸk iklimiydi bizimkisi. Gerçekti o aÅŸklar. İçi boÅŸ sözcüklerden, vaatlerden ibaret deÄŸildi.
İnsan bir defa sevmeye görsün...
- Sizin radyo ve mikrofon tutkunuz, maceranız nasıl başladı?
Çok eski günlerde baÅŸladı, çocukluÄŸumda... Antalya Akseki'de doÄŸdum. Kendimi bildim bileli güzel Türkçemize sevdalıyım. Bir de müziÄŸe. Bizde aile geleneÄŸi galiba. Babamdan geçmiÅŸ olmalı. Genç Cumhuriyet Türkiye'sinin kaymakamı, valisiydi babam, hukuk, mülkiye mezunu. Romantik, duygulu; kentin en güzel apartmanı Maçka Palas'a gelin giden anneme ÅŸiirler yazmış. Romanları da var. Vazife gördüÄŸü yerlerde, bayram kutlamalarında, nutuk söyleyen babamdan sonra mikrofona çıkıp, 'vatantaÅŸ' diye haykırdığım zaman 3 yaşındaymışım. Herkes gülmekten kırılırmış. Åžiir ve yazı merakım da okul yıllarında baÅŸladı. Müsamerelerde, ÅŸiir günlerinde. Derken, dergi ve gazetelerde yazmaya baÅŸladım. Yazdığım o sözcükler, ezgilerle ÅŸenlendi.
- O dönemdeki eÄŸlence hayatımız nasıldı?
Hey gidi günler hey... ÇaÄŸdaÅŸlık arzusuyla yanıp tutuÅŸtuÄŸumuz günlerdi. Henüz televizyon yoktu, bilgisayarın hayali bile yoktu, ÅŸükür olsun cep telefonu da yoktu. Yoktu ama okuyan, okumaktan zevk alan bir toplumduk. Birden radyolar karşımıza çıktı. Radyo frekansları ile hayatımızın da frekansları deÄŸiÅŸti. Köylüsüyle, kentlisiyle, hep birlikte radyolara odaklandık. Sohbetlerle, türkülerimizle, Türk Sanat MüziÄŸi'yle, ailece coÅŸar keyiflenirdik. Pop müziÄŸin henüz adı bile yoktu bizde. Klasik Batı müziÄŸinin yanında, tangolar, valsler ve operetlerden ezgilerle eÄŸlenirdik düÄŸünlerde, gezilerde. Modern dünyaya dönük merakımız, ışıltılı, renkli, görkemli görüntüleriyle süslenen Hollywood müzikalleriyle daha da artmıştı. Batı'dan gelen müzik rüzgarı, hayatımızın cazibe noktası olmuÅŸtu. İşte bu noktada ben Türkiye radyolarında, disc-jokey kimliÄŸiyle kendimi mikrofonda buldum.
EN İYİ TAKLİT EDEN EN ÇOK ALKIÅž ALIYORDU
- Türkiye'de pop müziÄŸin çıkışı nasıl oldu? Nelerden esinlendiniz?
O sıralarda pop müziÄŸimizin ne ismi vardı ne de cismi. Güzel Türkçemiz, yalnız tangoların dar sınırları içinde kalmış. Dikkatle bakınca, Batı eÄŸlence müziÄŸinin ÅŸarkı dilinde, Türkçemizin eksikliÄŸini fark ettiÄŸimizi söyleyebilirim. Biz radyolarda müzik programları hazırlıyoruz. Benim müzikli masalım 1960'da İstanbul İl Radyosu mikrofonlarında baÅŸladı. DJ deyip geçmeyin! MüziÄŸin estetiÄŸini yakalamak, ülkenin zevkine göre kullanmak ve toplumla paylaÅŸmak sanatıdır. Bunu ne kadar özenle yaparsanız, o kadar baÅŸarılı olursunuz. Bunun bilinciyle, rahmetli Fecri EbcioÄŸlu ve rahmetli Aykut Sporel ile birlikte yeryüzünden sevilen yabancı parçaları seçip sunuyoruz. Bu ÅŸarkıları dinleyen dönemin genç kuÅŸakları çok sesli 'polifonik' müziÄŸe aÅŸina oldu. O dönemde sahne hayatımızdaki yorumcularımız, ÅŸarkıları bizlerden kopya çekiyorlar. En iyi taklit ederek söyleyen, en çok alkışı alıyor. Taklit etmenin marifet sayıldığı günlerde bir yabancı ünlü müzik adamı dostum İstanbul'a geldi, konuÄŸum oldu. Gazinoları birlikte dolaÅŸtık. Bizim yorumcularımızı dinledik, alkışladık. Gecenin sonunda, ben ondan ÅŸarkıcılarımıza iltifat beklerken, adam ne söylese beÄŸenirsiniz: 'Çok güzel bir geceydi. Çok teÅŸekkür ederim. Çok eÄŸlendim. Ama bir ÅŸeyi çok merak ettim. Kimisi Frank Sinatra gibi İngilizce 'Strangers in the Night' söylüyor, kimisi Gilbert Becaud gibi Fransızca 'Et Maintenant' söylüyor, kimisi Nino Bravo gibi İspanyolca 'Mi Querida Mama' söylüyor. Bu deÄŸerli yorumcuların hiç kendi ÅŸarkısı yok mu?' Adam yerden göÄŸe kadar haklıydı! İşte bundan esinlendik.
- Dönemin ünlü yabancı ÅŸarkılarına Türkçe söz yazmak nereden aklınıza geldi?
O yıllarda, hangi coÄŸrafyadan çıkarsa çıksın bir ÅŸarkı sevildi mi, her ülke kendi dilinde dinlerdi. Bir İspanyol ÅŸarkısı Roma'da İtalyanca söylenirken, İtalyan bestesi Paris'te Fransızca dinlenirdi. Kısaca hangi beste, hangi müzik eseri olursa olsun çalındığı, söylendiÄŸi ülkenin dilinde, kimliÄŸinde karşımıza çıkarken, biz, 'bu ÅŸarkılar neden, niye Türkçe olmasın' diye düÅŸündük. Yabancı ÅŸarkılara, genç hülyalı dünyamıza hiç de yabancı olmayan aÅŸina tutkularla harmanlanan sözcükler yazdık. Yazdıklarımız ve yaptıklarımız müzik dünyamızda kabul görünce, müziksever halkımız bu Batı ÅŸarkı modasına bir de isim buldu; 'aranjman'.
MÜZİK GÖRSELLİĞİN GERİSİNDE KALDI
- Biraz da günümüze dönelim. Bir müzik adamı olarak, günümüzün pop müziÄŸi için neler söyleyeceksiniz?
Radyo günlerinde, sanatçının gerçek kimliÄŸi, deÄŸeri, klası, ustalığı veya cahilliÄŸi mikrofonda ortaya çıkardı. DoÄŸruyu söylemek gerekirse, müzik evreninin, eÄŸlence dünyasının kaderi büyüteç görevi yapan mikrofonlardadır. Tabii, takdir edersiniz ki hayatımıza TV girince, her ÅŸey altüst oldu. Müzik baÅŸka bir ortama taşındı. GereÄŸi icabı, ÅŸova dönüÅŸtü. MüziÄŸin her iklimde, görselliÄŸin gerisinde kaldığını hepimiz biliyoruz. Böyle olsa bile, Batı'da müzikçiler iÅŸi saÄŸlam tutuyorlar, notaya doÄŸru basıyorlar. Oysa bizde iÅŸ çığırından çıktı. Eskiden ÅŸarkılar kliplerle beslenirdi. Kliplerde, renk, desen, dansla ÅŸarkı sözleri arasında uyum aranırdı. Åžimdi ÅŸarkılar klipler için yazılıyor, yapılıyor. Dahası var, görsel malzeme olarak müzikte cinsellik, çıplaklık, seks argümanları baÅŸ tacı ediliyor. Artık kimileri için klip ve müzik ÅŸöhret ve para kapısı oldu... Sanat bir tarafa itildi. İşin kolayına kaçıyoruz. AÅŸk dedikodularından, çarpık iliÅŸkilerden, skandallardan, ÅŸöhret için medet umuyoruz. Hele yaz gelince, televizyonlarda yayınlanan görüntülerden, sahillerdeki teÅŸhircilik sanatının müziÄŸin önüne geçtiÄŸi belli deÄŸil mi? Ben bir insanın vücut güzelliÄŸiyle, müzikle olan bu yakın iliÅŸkisini çözebilmiÅŸ deÄŸilim. Sizce de müzik önce kulaÄŸa, kalbe hitap etmez mi? BesteymiÅŸ, sözmüÅŸ, manaymış kimin umurunda? Sabah erken kalkan, güzel kıvıran, göbek atan, kendisini ÅŸarkıcı zanneden, albüm yapıyor. Sözüm yanlış anlaşılmasın, bütün bu söylediklerim uyduruk kaydırık ÅŸarkılar seslendiren 'çakma' ÅŸarkıcılar için... Kim üzerine alınır, bilemem...
POP MÜZİĞİMİZDE ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR
- Bu yaz çıkan albümler içinde, sizce yılın hit ÅŸarkısı veya ÅŸarkıları arasından isim verebilir misiniz?
(Buraya kadar, suallerimi soluksuz olarak yanıtlayan, Sezen Cumhur Önal, durdu, düÅŸündü, uzun uzun güldü.) Beklemek, görmek lazım. Kim bilebilir? Åžu yaz bir geçsin. Yeni bir mevsim gelsin. Hoyrat esen rüzgarlarla sararmış solmuÅŸ yapraklar bir dökülsün, çıplak aÄŸaçlar altında yaÄŸmur mevsimi, kendisini kışın ayazına, karlı yaÄŸmurlu günlerine bıraksın. Yeni yılla, yıllara bıraksın. EÄŸer ömrümüz yeterse, görürüz anlarız eÄŸer varsa, 'yazın hit ÅŸarkısı' dediÄŸiniz vakayı!
- Anlaşılan siz bu konuyu ciddiye almıyorsunuz?
(Birden ciddileÅŸti Önal). Hayır, bilakis ciddiyim. Hem de çok ciddiyim. Ama bizim halkımız benden daha ciddi. Gazetelerde, renkli basında haberlerini okuduÄŸu, abartılmış ünlü olmuÅŸ, olmamış, kiÅŸileri konserlerde dinliyor, izliyor, eÄŸleniyor. Lay lay lom alkışlıyor. Ama bu yoksul ÅŸarkılarda duygularının karşılığını bulamadığı için albümlerini almıyor. Pop müziÄŸimizde alarm zilleri çok acı ÅŸekilde çalıyor... Duymak istemeyenler bilmelidirler ki, 'gazete ilanıyla' ÅŸarkı satmaz. Åžarkının reklamını yine ÅŸarkı yapar.
- Peki, bugün Türkiye'de beÄŸendiÄŸiniz ÅŸarkıcılar, zevkle dinlediÄŸiniz yorumcular yok mu?
Tabii ki var... Bir Ajda Pekkan, Nilüfer, Nükhet Duru, Funda Arar ve Sezen Aksu kolay yetiÅŸmiyor... Candan Erçetin'in ve Zuhal Olcay'ın çalışmalarına hayranım. Leman Sam ve güzel kızları Åževval ile Åžehnaz, Niran Ünsal, bizim zamanımızdan Rana ve Selçuk Alagöz kardeÅŸler... Zülfü Livaneli müzikte tam bir fenomen... Besteleriyle Timur Selçuk ve Kayahan... Tarkan bir dünya ÅŸöhreti. Kenan DoÄŸulu, Mustafa Sandal da öyle. Serdar Ortaç bir hadise. Ve daha birçok... Çok iyi ÅŸarkı söylüyorlar. Åžarkı söylemek marifettir. Hayatta en iyi bildiÄŸim ÅŸey, budur. Sözün özü, Türkiye'de yanlış ÅŸarkılar söyleyen güzel sesli usta yorumcular var.
Chanson'ların dünyasında öyle güzel ÅŸarkılar vardı ki!
- Türk popunun ilk kayıtları sayılan ÅŸarkılar hangileriydi?
İlk giriÅŸim rahmetli Fecri EbcioÄŸlu'ndan geldi. MüziÄŸimizin önemli isimlerinden İlham Gencer bir çıkış yaptı. SeslendirdiÄŸi 'Bak Bir Varmış Bir YokmuÅŸ' ÅŸarkısı çok sevildi. Bir-iki yıl sonra, dönemin genç yorumcusu Adamo'ya, EbcioÄŸlu 'Tombe La Neige - Her Yerde Kar Var'ı yazdı ve gönülleri büyüledi. O günlerde, dostum Peppino di Capri ile bir güzel ÅŸarkıda buluÅŸtuk. Bizde çok sevilen bir ÅŸarkısını, benim yazdığım sözcüklerle Türkçe okudu; 'Melankoli Ne Güzelsin'. Bu ÅŸarkının listelere girdiÄŸi günlerde, müzik kaderimde ünlü İtalyan ÅŸarkıcısı Mina vardı. Dönemin hit ÅŸarkılarından üç ezgisinde birlikte çalıştık. 'Un Anno D'Amore' (Dön Bana), 'Soli' (Neden) ve 'Io Sono Quel Che Sono' (Mevsim Bahar). 45'lik plaklara okudu. Nereden nereye... Yıllardan sonra, bu ÅŸarkılardan 'Un Anno D'Amore'yi yönetmen Ferzan Özpetek, geçenlerde İtalya'da çıkan 'The Özpetek's Files' adlı albümde kullanmış. İşte o eski günlerde, İtalyan ÅŸarkıcılarla yapmış olduÄŸum müzikal çalışmaları, bu çalışmalar ekseninde Türk pop müziÄŸinin ilk kayıtları sayılan ürünlerine emek vermiÅŸ olmak, benim için en büyük mutluluk vesilesi.
- Yedi iklim deyince, baÅŸka hangi ülkelerin sanatçılarıyla çalıştınız?
İtalyanlar kadar Fransız müziÄŸinin de, benim hayatımda önemli bir yeri var. Türk müzikseverleri, Fransız müziÄŸinin seçkin sanatçılarını, ilk defa benim programlarımda dinledi, beÄŸendi. Moulidji, Tino Rossi, Jacqueline François, Edith Piaf, Dalida, Rika Zarai, Jacques Brell, Gilbert Becaud, Charles Aznavour, Yves Montand... Chanson'ların dünyasında öyle güzel ÅŸarkılar vardı ki, bir dönem Türk popunun yıldız yorumcularından olan Özdemir ErdoÄŸan'la, bunlardan bazılarını Türkçe yapmıştık.
En güzel ödül ÅŸarkıların hatırlanması
Yaptığı çalışmalarla Fransa ve İtalya'dan sanat niÅŸanı gibi pek çok prestijli ödül alan Sezen Cumhur Önal, 'Bence müzikte en büyük ödül, yaptığınız ÅŸarkının, ortaya koyduÄŸunuz eserin, belleklere kazınması' diyor.
ELİF AKTUĞ-elif.aktug@aksam.com.tr