AKÅžAM | SIYASET | 09 AÄžUSTOS 2009, PAZAR
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Jeffrey, Türkiye'nin Rusya BaÅŸbakanı Vladimir Putin ile Güney Akım Projesi'ni imzalamasına sitem etti: Biz, Türkiye ve ortakları için Nabucco projesi doÄŸrultusunda ilerlemenin doÄŸru karar olduÄŸuna inanıyoruz
Utku ÇAKIRÖZER/ANKARA-utku.cakirozer@aksam.com.tr
Rusya BaÅŸbakanı Vladimir Putin'in Ankara ziyareti sırasında, Nabucco projesine alternatif olarak deÄŸerlendirilen Güney Akım projesiyle ilgili atılan imzalar, Avrupa'nın yanı sıra ABD yönetimini de kaygılandırdı. ABD Büyükelçisi James Jeffrey, Moskova yönetiminin doÄŸalgazı stratejik bir koz
olarak kullanabileceÄŸi uyarısını yaparak, Türkiye'nin Rusya'yı by-pass eden
DoÄŸu-Batı koridoru projelerine sadık kalmasını bekledikleri mesajı verdi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi Jeffrey, AKÅžAM Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer'e verdiÄŸi özel röportajda Rusya BaÅŸbakanı Putin'in Ankara ziyaretini de deÄŸerlendirdi.
ARAP AMBARGOSU ÖRNEĞİ
Rusya'nın doÄŸalgazı sadece ticari bir ürün olarak deÄŸil aynı zamanda stratejik bir koz olarak da deÄŸerlendirme olasılığına dikkat çeken Jeffrey ÅŸunları söyledi:
'Burada da Avrupa'da da doÄŸalgaza büyük ihtiyaç var. Önemli bir tedarikçi olarak, gazını en avantajlı koÅŸullarda satmak Rusya'nın hakkı. Amerikan petrol firmaları da on yıllarca uluslararası piyasalarda, çıkarları açısından en iyi ticareti yapmak için uÄŸraÅŸmışlardır. Kaygımız ÅŸudur: Rus gaz sektörü devletin elinde olduÄŸu ve Rusya çok güçlü bir bölgesel güç olduÄŸu için, stratejik çıkarlarla ticari çıkarlar karışabilir. Bu nedenle bölgede gaz tedarikçisi ülkelerin ve hatların çeÅŸitlenmesinden yanayız. Tedarikçiler ne kadar çeÅŸitlenir, ne kadar farklı hatlar kurulabilir ve doÄŸalgaz stratejik bir ürün olmaktan çıkıp, ticari bir ürün haline dönerse hepimiz mutlu oluruz.'
İsrail'le Yom Kippur Savaşı'nın ardından Arapların uyguladığı petrol ambargosu ile benzerlik kuran Jeffrey, 'Yom Kippur savaşı sonrasında petrol 'stratejik bir silah' haline dönüÅŸtü. Ne Türk ekonomisi ne de ABD ekonomisi açısından çok mutlu günler deÄŸildi o yıllar. Bunu çözdük ve petrol fiyatları yükselse bile bunu absorbe edebilecek bir sistem yerleÅŸtirdik. Ticari bir temele oturdu. Kimse artık petrol gücü ile bir ülkenin diÄŸerleri üzerinde haksız siyasi avantaj kuracağını düÅŸünmüyor' dedi.
TAAHHÜDÜ ALKIÅžLADIK
Benzer bir sistemin koÅŸullarının Avrasya doÄŸalgaz piyasalarında da oluÅŸmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Jeffrey, 'Bu nedenle Türkiye'nin Nabucco'ya güçlü taahhüdünü alkışladık. Bu taahhüdün aynen korunacağına inanıyoruz. Nabucco bir gerçektir. Buna katılacak baÅŸka gaz tedarikçileri de olacaktır. Biz Türkiye ve ortakları için Nabucco projesi doÄŸrultusunda ilerlemenin doÄŸru karar olduÄŸuna inanıyoruz' diye konuÅŸtu.
ABD DışiÅŸleri Bakanlığı'ndaki kariyeri boyunca dört kez Türkiye'de görev yapan Jeffrey, 'Burası ABD yönetiminde kabul edebileceÄŸim tek görevdi. EÅŸim Gudrun'un benimle rahatlıkla olabileceÄŸi tek yer.
Türkçe konuÅŸuyor, burada yaÅŸayabilir. BaÅŸka yerler de vardı Pakistan, Irak ve Afganistan gibi. Ama onun durumu böyle olmazdı. Ayrıca Türkiye'yi çok iyi biliyorum. Konuların çeÅŸitliliÄŸi, toplum ve siyasi süreçlerdeki canlılık, burayı entelektüel olarak cazip kılıyor. Harika bir görev' dedi.
CLINTON'IN 'TOP 7'Sİ'
ABD DışiÅŸleri Bakanı Hillary Clinton'ın, 15 Temmuz'da, ABD'nin tanınmış düÅŸünce kuruluÅŸlarından Dış İliÅŸkiler Konseyi'nde yaptığı konuÅŸmada Türkiye'yi küresel sorunların çözümü için birlikte hareket edecekleri 7 ülke arasına soktuÄŸunu belirten Jeffrey, 'Bu karar, BaÅŸkan Obama'nın Türkiye ve Mısır'daki konuÅŸmaları, BaÅŸkan ve DışiÅŸleri Bakanı Clinton'ın göreve geldikleri günden beri Türkiye politikalarını tamamlayan bir karardır. Türkiye'nin de aralarında olduÄŸu 7 ülke ile iÅŸbirliÄŸimiz bizim için çok önemli' dedi. Türkiye'nin konumunun uluslararası sorunların çözümünde önemli rol oynayacağı sinyalini veren Jeffrey, 'Türkiye Güvenlik Konseyi üyesi olarak İran'ın nükleer silah yetenekleri ile ilgili yapılan ve sonbaharda daha da yoÄŸunlaÅŸacak tartışmanın da bir parçası' dedi.
ABD BaÅŸkanı Obama'nın İran'la diyalog önerisini yaparken, en büyük kaygısının bu ülkenin nükleer silah yeteneÄŸi olduÄŸunu anımsatan Jeffrey, 'EÄŸer İran bu konuda farklı alternatifleri tartışmaya istekli deÄŸilse bir sonraki adımın ne olacağını söylemek zor. Ama ÅŸurası açık ki bu diyalog önerisi sonsuza kadar süremez' dedi. Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'nin İran kararlarını destekleyen tutumuna karşın, Türkiye'de bazı kesimlerin 'nükleer silah sahibi bir İran görmek istediklerini' ifade eden Jeffrey, 'Bazı Türkler bunu istemiyor ama İran'ın bunun arayışında olup olmadığını sorguluyor. Bu konuda bizde hiç ÅŸüphe yok. Bu yöndeki bilgileri de oldukça sık Ankara'ya temin ediyoruz' dedi.
'EYE-TO-EYE'
Türkiye ile ABD'nin Kafkaslar, Afganistan ve Irak konusunda çok yakın iÅŸbirliÄŸi içinde olduÄŸunu vurgulayan Jeffrey, DışiÅŸleri Bakanı Ahmet DavutoÄŸlu ve bakanlık bürokrasisinin yürüttüÄŸü OrtadoÄŸu giriÅŸimleri için de 'Bütün konular olmasa bile -örneÄŸin Hamas konusunu farklı deÄŸerlendiriyoruz-, giriÅŸimlerin büyük çoÄŸunluÄŸunda Ankara ile eye-to-eye (tam uyum içinde) bakıyoruz. Türkiye'nin enerjisi, çabaları ve istekliliÄŸi birçok OrtadoÄŸu sorunun çözümü yönündeki çabalarımızı tamamlayıcı niteliktedir' dedi.
KONUTTA TÜRK MOTİFLERİ
Büyükelçilik Konutu'nu da AKÅžAM'a açan Jeffrey, bir önceki büyükelçiden kalan resim koleksiyonunu Amerikan sanatçılarının Türk motiflerinden esinlenerek yaptıkları tablolarla deÄŸiÅŸtirmiÅŸ. Çankaya KöÅŸkü'nün karşısındaki Büyükelçilik Konutu'nun duvarlarını Minnesotalı ressam James Canaway'in 'Kapadokya' ile Floridalı ressam Margaret Ross Talbert'in Türk seramik sanatındaki mavi rengi kullanarak yaptığı deniz ve balık çizimleri süslüyor.
SÖMÜRGE KORKUSU
TÜRK halkının anketlere yansıyan ABD karşıtlığına iliÅŸkin soruları da yanıtlayan Jeffrey, 'Hayal kırıklığına uÄŸramıyoruz. Ciddiye alıyoruz. İnsanlar dürüst davranıyor. Bu sanırım, Osmanlı'dan bu yana dış güçlere duyulan ve tarihe dayalı ÅŸüphelerle baÄŸlantılı. ABD'nin, 15. yüzyıldaki Avusturya-Macaristan İmparatorluÄŸu ya da 19. yüzyıl İngiltere'si gibi davranarak Türk topraklarını ele geçirme, Türkiye'yi oyunlarına alet etme niyetinde olduÄŸunu düÅŸünüyorlar. İliÅŸkilerde 2003 ile 2007 arasında bazı sarsıntılar da yaÅŸandı. Bunlardan dönüÅŸ de kolay olmuyor. Önyargıları deÄŸiÅŸtirmek için yoÄŸun eÄŸitim programı sürdürüyoruz' diye konuÅŸtu.
OBAMA İLE DÜZELECEK
2000'lerin başında ABD'ye ilginin yüzde 40-50 olduÄŸuna dikkat çeken Jeffrey, 'Bu seviyelere çıkabiliriz' dedi. ABD BaÅŸkanı Obama'nın Türkler için en popüler liderlerden biri olduÄŸunu kaydeden Jeffrey, 'Ratinglerini uzun süre koruyacağına, Amerika hakkındaki genel görüÅŸleri de olumlu biçimde etkileyeceÄŸine inanıyorum' dedi.
BATI'YA YÖNELİŞ DEVAM EDİYOR
SON 30 yıl içinde dört kez görev yaptığı Türkiye'de gördüÄŸü en önemli özelliÄŸin 'Batı'ya yöneliÅŸ' olduÄŸunu belirten Büyükelçi, 'Turgut Özal'la baÅŸlayan Batı'ya entegrasyon süreci ondan sonra gelen tüm siyaset adamları ve son olarak Adalet ve Kalkınma Partisi liderliÄŸi bu sürece baÄŸlı kaldı' dedi.
SAKARYA'DA 'KURTULUŞ' GEZİSİ
TÜRKİYE'nin her bölgesini ayrı ayrı sevdiÄŸini kaydeden Jeffrey, en çok KurtuluÅŸ Savaşı'nın geçtiÄŸi yerleri gezmeyi sevmiÅŸ ve son altı ayda Sakarya ve civarındaki savaşın geçtiÄŸi bölgeleri iki kez ziyaret etmiÅŸ. Jeffrey, 'Atatürk'ü 20. yüzyılın en etkileyici isimlerinden biri olarak görüyorum. Sadece iyi bir asker deÄŸil, aynı zamanda çok iyi bir siyasi lider ve uluslararası bir diplomat' dedi. Jeffrey, görev yaptığı iki ÅŸehir Adana ve Ankara'ya ise çocuklarını yetiÅŸtirdiÄŸi ÅŸehirler oldukları için 'duygusal bağı' olduÄŸunu söylüyor.