Serdar Akinan

kategori2

Erdoğan-Başbuğ mutabakatı

Genelkurmay BaÅŸkanı dün çok önemli olduÄŸunu düÅŸündüÄŸüm birçok meselede, 'açılım' sayılabilecek ifadeler kullandı.
Ancak sanırım Atatürk'ün ÅŸu sözlerini adeta bir arkeolog gibi tarayıp gündeme çıkarması çok önemliydi:

-'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir.' 
- 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kimdir?' cevap, Türkiye halkıdır. 
- GörüldüÄŸü gibi buradaki halk ifadesi, sınırları çizilen bir coÄŸrafyada - ki burası Türkiye'dir - yaÅŸayan halkın bütününü, yani hiçbir din” ve etnik ayrım yapılmaksızın, Türkiye halkını iÅŸaret etmektedir.
- Aynı ülkü etrafında toplanmış ve Türkiye sınırları içinde yaÅŸayan Türkiye halkının, siyasal ve sosyolojik bir olgu etrafında kendi rızası ile birleÅŸmesiyle bir milletin oluÅŸacağı ve bu millete ise Türk milleti denileceÄŸi, Atatürk'ün 'Türk milleti' tanımında açıkça yer almaktadır.
- Atatürk'ün veciz söyleminde, Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar yaÅŸatılması ülkü birliÄŸini temsil etmekte olup, bu görev Türk milletine verilmiÅŸtir.
- Bu tanımda da görüleceÄŸi gibi, 'Türk milleti' tanımlamasındaki 'Türk' sözcüÄŸü bir sıfat olarak deÄŸil, deÄŸiÅŸik unsurların hepsine verilen ortak bir isim olarak kullanılmıştır.
Yukarıdaki cümleler ve anlamı muhtemelen bugün manÅŸetlerde olacak.
Ancak konuÅŸmanın genel yapısına; ruhuna ve zamanlamasına bakıldığında ÅŸunu görmek gerek...
Türkiye kendine yeni bir rota çiziyor. Bu yeni deÄŸil... Bu konuÅŸmanın ruhunda saklı olan ÅŸey ÅŸu:
Bu rota gerçekte -sadece- AKP tarafından deÄŸil TSK tarafından da benimseniyor ve 'katkı'larla ÅŸekillendiriliyor.
Küresel krizin dünya siyasetini ÅŸekillendirecek seyrini ortak bir akılla okuma yapılarak Türkiye'ye pozisyon aldırıldığını söylemek yanlış olmayacaktır.
'Kurucu güç' olarak, bu süreçte, anayasal konumlarını tarihsel ve sosyolojik bir perspektifle sunan BaÅŸbuÄŸ tehdidi açıkça belli çevrelerden gördüÄŸünü de belirtti.
Ancak bu 'tehdit' le mücadeleyi hukuki zeminde yapacaklarını söyledi.
Sivil-Asker iliÅŸkisi ekseninde baÅŸlayan tespitlerde TSK'nın anayasal konumunun altı özenle çizildi.
'Biz de konuÅŸacağız... KonuÅŸmalıyız... Genelkurmay BaÅŸkanı tüm silahlı kuvvetler adına konuÅŸur... Bu demokrasiye aykırı deÄŸildir' vurgusu önemliydi.
BaÅŸbuÄŸ, 'Günümüzdeki sorunların yalnız ve tek başına askeri güçle çözülemeyeceÄŸini bilmemiz lazım' sözündeki 'tek başına' kelimelerini özenle ayırması dikkatlerden kaçmadı.
Uzunca zamandan beri gördüÄŸüm fotoÄŸraf dün o salonda çok daha netleÅŸti.
Başbakan Erdoğan'la asker arasında uyum ve mutabakat var.
Kürt meselesinde alınacak pozisyon, bölgede açığa çıkan belli güç alanlarında pozisyon alma iradesi ve içerideki 'tehdit' algısı bence ortak.
Bu mutabakatın cemaate ve 'destekçileri' olarak adlandırdığı yapıya karşı tavrı ve mücadele için hukuki zemini iÅŸaret etmesi önemliydi.
Genelkurmay BaÅŸkanı'nın konuÅŸmasının başında, 'Güncel konulara ve bu konuÅŸmada deÄŸinemeyeceÄŸim diÄŸer konulara iliÅŸkin görüÅŸlerimi önümüzdeki hafta yapmayı planladığım basın toplantısında sizlerle paylaÅŸmayı düÅŸünüyorum' demesi dikkatimi çekti.
Haftaya yapacağı basın toplantısının çok daha fazla ses getireceÄŸini düÅŸünüyorum.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3