'İyilik kalır...' diyor Sevgili Kemal Sayar... Zaman zaman bunaldığımda; ruhuma ÅŸifa aradığımda onun gönül çeÅŸmesine uzanırım. Kelimeleri damla damla ruhumu paklar.
Bir yazısından birkaç satırı paylaÅŸmak istiyorum. Bu boÄŸucu günlerde ruhumuzu daraltıp geleceklerimizi karartan hormonlu gündeme ve anlamsızlaÅŸtırılan hayatlarımıza dair birkaç ÅŸifalı satır...
İnsan neden ölümsüzlüÄŸün peÅŸindedir?
Neden daha uzun, hatta elimizde olsa sonsuza dek yaÅŸamak isteriz? Yeryüzü eÄŸlencelerinden geri kalmak istemediÄŸimiz için mi? Dinlerin ve pek çok kültürün bize ebediyetten ve ölümsüzlükten bahsetmesi ilk elde insan ruhuyla ilgili bir hakikati ifÅŸa eder: İnsan ruhu öyle bir ÅŸeyi arzular, öyle bir hale ermeye çabalar ki onu dünya hayatında elde edemez. Ruhumuzun menzili, kavrayışımızın ötesindedir. Ruh devamlılıktan fazlasını arzular, bizi aÅŸan, ötemizde bir yere varmak ister. Ruhun en derin özlemi olan gerçek mutluluk, insanın elde ettiÄŸi güçte deÄŸildir. Ruh ebediyeti arzular. Bu dünyada olmayanı. İnsan iÅŸte hep bu gerilim hattında yaÅŸar: Ruhun aÅŸkınlığa duyduÄŸu özlemle bedenin pek sınırlı güçleri arasındaki gerilim hattında.
Aslında insanın peÅŸinde olduÄŸu ÅŸey ölümsüzlük deÄŸildir. O bütünlüÄŸün, hikmet ve iyiliÄŸin peÅŸindedir. Bu özlem, bu susuzluk, çürüyen bedenlerin içinde geçirdiÄŸimiz dünya hayatında giderilemez. İnsan dünya hayatında tamamlanamayan bir varlıktır. O halde ruhun özlemi bu dünya hayatını uzatmakla karşılanamaz, 'aynısından biraz daha fazla' daha almak en derin arzularımızı tatmin etmez. Sadece süreklilik duygusu insana mutluluk getirmeyecektir. Bedenin ölümsüzlüÄŸü peÅŸinde koÅŸmak suretiyle ruhun en derin özlemlerine körleÅŸebilir ve bu hayatı iyi yaÅŸama fırsatını da kaçırabiliriz. Fanilik ve ölümlülüÄŸü kabul etmekle insan, 'yaÅŸama ödevi'ni de hatırlamış olur, iyi yaÅŸamak gerekir, iyiliÄŸin peÅŸinde koÅŸmak gerekir, ruhlarımızın iyiliÄŸi için ihtimam göstermek gerekir.
Ancak ölümlü olmamızladır ki soyluluÄŸa kulaç atarız.(...)
Yüce Tanrı, kitabında 'Her ÅŸey belirlenmiÅŸ bir vakte kadar akar' buyuruyor. Ölüm hayatın meyvesidir, hepimiz hayatımız boyunca hazırladığımız bir ölümü tadarız.
Hayatlarımıza bir bakın, medyaya, çevrenize... Daha güzel, daha güçlü, daha zengin ve daha saygın olmak için harcanan hayatlar.
DoÄŸru nereye gömüldü? 'Gerçek budur' diyen aslında bize neyi dayatır?
Katil devletleri, kirli sistemleri, dünyayı ve insanlığı iÄŸfal eden küresel ÅŸirketleri konuÅŸmayalım. 'İnsan hakları', 'demokrasi, 'çaÄŸdaÅŸlık', 'medeniyet' zihinlerimizi teslim alan birer silah olsun... Yarınsız, sevgisiz ve anlamsız kölece bir hayatı tüketip gidelim.
Kudretli sorular çok basit sorulardır.
Ben kimim? Neden bunu yapıyorum? Aslında neyin peşindeyim?
Çok basit deÄŸil mi? Hadi dürüstçe yanıtlasanıza...
Not:Yazısının tamamı için www.kemalsayar.com