Serdar Akinan

kategori2

Ayasofya daima

Ayasofya'da yıllardır alçıdan bir örtüyle kaplı olan altı kanatlı melek tasviri geçtiÄŸimiz günlerde törenle açıldı. Kültür Bakanımız ErtuÄŸrul Günay bu 'tarihi' anda orada, Ayasofya Müzesi'nde kameralara beyanat veriyordu...
Arkeolojik açıdan son derece kıymetli bu adımı 'heyecan verici' ve 'tarihi' olarak nitelerken aslında hükümetlerinin bir baÅŸka ÅŸekilde neye de baÅŸarı ile imza attığını itiraf etmesini beklerdim.
Evet, melek tasviri üzerindeki örtüyü kaldırmak bilimsel olarak bir baÅŸarıdır. Ve fakat bu tasvirin açılmasının çok daha sembolik ve derin bir anlamı var.
Ayasofya 'emperyal' bir anıttır. Büyük Roma ikiye bölündüÄŸünde 1.Jüstinyanus bu anıtı rüyasında gördüÄŸünü anlatır ve MS 532'de inÅŸaatı baÅŸlar. Bu anıtsal katedral emperyal bir kudreti temsil eder.
1453 yılında İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han kendini Kayser i Rum yani Sezar (Roma İmparatoru) ilan eder ancak Ayasofya'nın adını değiştirmez. Burada muazzam bir sembolik anlam vardır.
Fatih Sultan Mehmet Han, Ayasofya'nın adını deÄŸiÅŸtirmeden cami yaparak 'Ben bir cihan imparatoruyum ve bunun timsali yapıyı da İslam'a açıyorum' der...
Aradan yüzyıllar geçer ve bir gün Osmanlı çöker. İşgal güçleri İstanbul'dadır... BeyoÄŸlu'nda iÅŸgal güçlerinin bayrakları dalgalanmaktadır. Ayasofya'nın minarelerinin üzerine çan, kubbesine haç hazırlandığı iÅŸitilir. İttihat ve Terakki Cemiyeti gizli bir karar alır, 'Ayasofya Camii'ne karşı herhangi bir tecavüz silahla karşılanacaktır. Üstün kuvvetlerle hücum karşısında mukavemet kırılacak olursa minarelerine çan ve kubbesine haç takmalarına fırsat vermeden Ayasofya Camii dinamitle berhava edilecektir...'
Bu karar teÅŸkilatın istihbarat kanadı, 'Karakol Örgütü'nün Reisi Kara Vasıf'a bildirilir ve Kara Vasıf baÅŸlarında Yenibahçeli Åžükrü Bey olmak üzere bir grup İttihat ve Terakki mensubuna görev verir.
Bu ekip emperyal sembolümüzün tekrar kilise haline dönüÅŸtürülmesi tehlikesine karşı yapıyı temellerine kadar uçuracak miktarda dinamiti yerleÅŸtirir. İttihat ve Terakki’nin bu hazırlığı duyulur ve iÅŸgal güçleri geri adım atar. Devletin hükümranlık sembolü korunur. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 24 Kasım 1934 tarihinde Bakanlar Kurulu bir karar alır ve Ayasofya'yı müzeye çevirir. Bu politik adımda da sembolik bir anlam vardır. Türkiye Cumhuriyeti 2. Dünya Savaşı'na hazırlanan egemenlere İslamcı ve emperyal bir ihtirası olmadığı mesajını verir.
Aradan yıllar geçer... 70'li yıllarda Ayasofya'nın önünde muazzam mitingler yapılır. 'Zincirler kırılsın Ayasofya ibadete açılsın' sloganları altında konuÅŸan isimleri takdim eden genç bir hatip vardır kürsüde... Recep Tayyip ErdoÄŸan...
Aradan gene yıllar geçer... Bu kez Recep Tayyip ErdoÄŸan BaÅŸbakan'dır...
Ayasofya'da altı kanatlı melek tasvirinin yüzündeki alçı tülü kaldırmak bu iktidara nasip olur... Diyeceksiniz ki ne var bunda?
Müslümanlık'ta tasvir olan cami var mı? Yok.
Ayasofya müze/cami idi... Ayasofya müze/kilise oldu... Önemi var mı? Eh, biraz... Bu adımı herhangi bir baÅŸka iktidar atmaya kalksa ne olurdu? İlk cuma namazı çıkışında on binler hatta yüz binler Sultanahmet'te gösteri yapardı... Åžimdilerde aktivist Müslüman kardeÅŸlerimiz akçeli iÅŸlerle meÅŸgul olduÄŸundan buraları pek görmüyorlar. Onlara lafım yok... Artık ÅŸaşırmıyorum.
Ama bu son derece sembolik mesajdan laikçilerin alması gereken bir ders var.  Türkiye, AKP eliyle ÅŸeriata falan gitmez... GideceÄŸi yere gitti. Egemenlere bir kez daha selamını çaktı... Bilmem anladınız mı?

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3