AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-08-10
Cumhurbaşkanı anayasamızın 104. maddesine göre devletin birliğini temsil eder. Türkiye Cumhuriyeti'ni ve milletin birliğini temsil eder. Bitmez...
Anayasanın uygulanmasını ve devletin kurumlarının uyum içinde çalışmasını gözetir. Yani? Cumhurbaşkanlığı, devletin en yüce makamı. Bu makam Cumhurbaşkanı'nın şahsında temsil olunur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 'Kayıp trilyon' davasında Abdullah Gül hakkında 'hırsızlık' gibi 'sahtekarlık' gibi yüz kızartıcı suçlamalardan ötürü kovuşturma yapılamayacağına hükmetmişti.
Geçtiğimiz gün, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararı iptal etti. İptal kararına dair gerekçede ise 'Şüpheli Abdullah Gül' ifadesini kullandı. Demokrasilerde hukuk karşısında herkes eşittir. Nasıl ki darbeci olduğu iddiası ile emekli kuvvet komutanları, rektörler evlerinden sabaha karşı alınıp nezarete atılıyor ve bu halkımızı demokrasimize dair umutlandırıyorsa, bu karar da bizi umutlandırmalı. Ancak, umudumuz kırıldı. Umudumuzu da bizzat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül kırdı... Bir Cumhurbaşkanı yargılanabilir mi, yargılanamaz mı? Ona hukuk karar verecek. Sincan'da bir hakimin aldığı bu karar, muhtemelen, Yargıtay'a taşınacak... Son söz Yargıtay'ın olacak... Ancak burada çok sembolik bir gelişme oldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şahsını ilgilendiren bir mahkeme kararıyla ilgili, çıkıp şahsen bir açıklama yapmak yerine, Cumhurbaşkanlığı'ndan yazılı bir açıklama yaptırttı. Hukukun içinde olan bu kararda çok önemli nüanslar var... Mahkeme, Abdullah Gül'ün, Cumhurbaşkanlığı görevinden önce işledigi iddia olunan bir suçla ilgili, hukuki durumuna gönderme yaparak, 'şüpheli' ifadesini kullanıyor. Yani, Mahkeme, Abdullah Gül'ün o tarihte bir suç işlemiş olabileceğini, bu sebeple şimdi Cumhurbaşkanı olmasını, dikkate almıyor. Böylesi bir anlayış nerede olur? Demokrasilerde... Bir padişahı, bir tiranı, bir diktatörü, 'senin geçmişte hırsızlık yaptığın iddia olunuyor, millet adına seni hukukun karşısına çıkartıp yargılayacağız' diyebilir misiniz? Diyemezsiniz... Türkiye'de dendi... Bağımsız yargı, görevini yaptı... Ancak film tam da burada koptu... Abdullah Gül, 'Beni ancak vatana ihanetten yargılayabilirsiniz' dedi... Kanımız dondu... Bill Clinton aklıma geldi... Monica Lewinsky davası... Dünyanın en güçlü adamı, o kameralara ifade verdi... Yalan söylediği için çıkıp halkından özür diledi... O halk da onu bağışladı... Abdullah Gül, tarihi bir hata yaptı. Milletin karşısına 'Abdullah Gül' olarak şahsen çıkıp 'Ben sahtekarlık, hırsızlık yapmadım' demek yerine, Cumhurbaşkanlığı makamından açıklama yaptırarak 'Bana dokunamazsınız' dedi... Cumhurbaşkanlığı makamı kamunun gözünde 'bir şüpheli'yi ağırlamaktadır.