AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2009-08-10

kategori2

Bülent Hoca bizi diskoya götür!

Tabii bu işin şakası. Bu yaştan sonra diskoya gidecek halimiz yok. Sevgili hocam Bülent Korkmaz, aslında bizi Kumkapı'ya şöyle bir alaturka müzik eşliğinde balık-rakı'ya götürüp anlatmaya başlasa belki daha iyi olur...
İçi boşalmış bir takımın nasıl bir ruhla oynadığını, nasıl bir onurla mücadele ettiğini tek tek açıklasa...
Yama tutmayan her gün bir söküğü kapatmaya çalışan Bülent hoca, bu kadar problemlerin yaşandığı bir takımın nasıl ayakta kaldığını tek tek sıralasa..
Tabi bütün bunların hepsi bir latife. Dün gece ortada bir gerçek vardı. Futbolun A'dan Z'ye bütün inceliklerini gösteren Galatasaray'dı. Bülent hocanın Galatasaray'ını izlerken abartmayayım başım döndü. Düşünün takımın %60'ı sakat. Çoğu problemli (Hasan Şaş, Lincoln, Ümit Karan) İki haftadır teknik direktör aranıyor. O geldi-bu gitti şeklinde yorumlar yapılıyor. Takım neredeyse dağılmak üzere. Hiç kimse bu maçta Galatasaray'a şans tanımıyor. Ama o Galatasaray çıktı, Beşiktaş'a futbol dersi verdi...
Arda, öyle ataklar yaptı ki, İbrahim Üzülmez, futbolu bırakma noktasına geldi. Barış ve Ayhan öyle mücadele etti ki abartılan Ernst, şaşkına döndü. Her şey iyi gitti, Beşiktaş top görmekte zorlandı. Topu alabilmek için neredeyse yalvaracaktı. Taa ki, çeyrek pozisyonda meşin yuvarlağın Mehmet Topal'ın ayağına çarpıp, ağlara gitmesine kadar. Ama bu golde Galatasaray'ın performansını düşürmedi. Çünkü Beşiktaş sindi, kabuğuna çekildi. Pozisyon üretmekte zorlandı.
İkinci yarıda durum aynıydı. Milan Baros, Kewell, Sabri, Arda mutlak gol pozisyonlarında beceriksizdiler. Özetle şunu söylemek gerek; futbol adına bütün güzelliği ortaya koyan Galatasaray, maçı kaybeden yine Galatasaray oldu. Futbolun adaleti yok derler ya. Dün gece yine İnönü'de yoktu...
Bu saatten sonra Bülent hoca ile diskoya da gitsek, Kumkapı'ya da gitsek, sabahlara kadar da konuşsak maçı kazananın Beşiktaş olduğu gerçeğini değiştiremeyiz..