AKŞAM GAZETESİ | Dr. Murat Kınıkoğlu | 2009-08-10
Avrupa'da kalp hastalığının en sık görüldüğü ülke Türkiye... Dünyada 'en çok fındık üreten' Türkiye, aynı zamanda 'en az fındık tüketen' ülke
Geçen hafta beş bakanın katıldığı bir toplantıda hükümetin yeni fındık stratejisi açıklandı: 236 bin hektar ruhsatsız alanda üretim yapan 86 bin üreticiye bahçelerini sökmeleri için dekar başına 600 TL destek verilecekmiş. İlk bakışta oy kaygısından uzak cesur bir adımmış gibi görünse de alınan kararın doğruluğu konusunda endişelerim var.
Destekleme alımları yaparak stratejik bazı ürünleri sübvanse etmek yalnız bizim değil ABD başta olmak üzere pek çok Batılı ülkenin yaptığı bir uygulama. Türkiye, yıllık 625 bin ton fındık üretimiyle açık ara dünya lideridir. (Dünyada üretilen dört fındığın üçü bizim ağaçlarımızda yetişiyor.) Bir üründe lider üretici olmak, dünyadaki satış fiyatının belirlenmesinde büyük bir avantajdır. Hele bu ürün 'fındık' gibi son derece faydalı, başta çikolata olmak üzere pek çok sanayi ürününde kullanılan eşsiz bir gıda maddesi ise 'tekel' olmanın avantajı daha büyüktür. Anlaşılıyor ki şu veya bu nedenle 'en büyük üretici' olmamıza rağmen fiyat belirlenmesinde etkili olamıyoruz. Yetişmiş ağaçlarımızı sökmemiz halinde önümüzdeki 5-10 yıl içinde dünya lideri olma özelliğimizi ekim alanlarını artırmaya çalışan ABD'ye kaptırabiliriz.
Sadece seks gücünü artırmaz
İSTER fındık ister karaçam olsun 'ağaç sökme' önerisi hele bunun için bir de teşvik verilmesi tüylerimin diken diken olmasına neden oluyor. Türkiye'nin yangınlarda kaybettiği orman miktarı yılda ortalama 10 bin dekar. Sökülmesi planlan fındık alanı 236 bin hektar!. 20 yılda yangınlardan kaybettiğimiz kadar büyük bir orman alanını kendi ellerimizle söküp yerine 'ayçiçeği' veya 'mısır' dikmenin nasıl bir mantığı olabilir? Yeşil alan kaybını bir yana bırakın fındık ağaçlarının sökülmesi erezyonun ve sel baskınlarının artması anlamına gelmez mi?
Tüketimi artırmak amacı ile yapılan gayriciddi 'aganigi maganigi' kampanyaları kısa dönemde faydalı olsa da uzun vadede fındığın sadece 'seks gücünü artıran' bir besin maddesi gibi algılanmasına neden oldu. Halbuki fındık; badem, fıstık ve ceviz dahil olmak üzere tüm kabuklu kuruyemişler içinde kalp damar hastalıkları açısından 'en faydalı' olanıdır.
Acı gerçeği hepimizin bilmesinde fayda var: Avrupa'da kalp hastalığının en sık görüldüğü ülke Türkiye, dünyada 'EN ÇOK FINDIK ÜRETEN' ülke Türkiye, buna karşılık adam başı yılda yarım kilo ile 'EN AZ FINDIK TÜKETEN' ülke gene Türkiye'dir. Fındık sökümü için üreticiye vereceğiniz parayı fındığın ne kadar kıymetli (bazı yönleriyle eşsiz) bir besin maddesi olduğunu halka anlatacak kampanyalara ayırmamız daha doğru olmaz mı?
GÜNDE BİR AVUÇ
FINDIK, ceviz, badem, fıstık gibi sert kabuklu yemişler bozulmadan uzun süre saklanabilme özelliği yüzünden insanoğlunun çok tükettiği önemli bir besini grubu olmuştur. Sakın hepsini aynı kefeye koymayın: Pek çok özelliğiyle bu gruptaki besinlerin tartışmasız kralıdır.
Fındığın tekli doymamış yağ asidi muhtevası ceviz, badem ve fıstıktan daha zengindir. Bu özellik kalp hastalıklarından korunma açısından çok önemlidir. Fındıkta tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri toplam yağdan gelen enerjinin yüzde 91'ni oluşturmaktadır. 100 gramında 640 kalori vardır. Protein açısından zengin olup bitkisel kaynaklı diğer besinlerle kıyaslandığında protein kalitesi çok yüksektir. Bitkisel kaynaklı besinler içinde en fazla demir içereni fındıktır. 'Yarım avuç' yediğinizde günlük E vitamini gereksinmenizin tamamını almış olursunuz.
Damarlar içinde tıkanmaya neden olan plakların bir 'enflamasyon' yani bir nevi mikropsuz iltihabi reaksiyon olduğunu biliyoruz. Bazı gıdaların vücuttaki enflamasyonu alevlendirici bazı gıdaların ise enflamasyonu söndürücü (antienflamatuar) rolü vardır. Aşağıdaki tablo fındığın bu özelliğini anlatmakta.