AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-08-10

kategori2

Onca yılı niçin kaybettiğimizi bilmek önümüzü aydınlatacaktır

Uçağa bindiğim sırada elim ayağım titriyordu...
22 yaşımdaydım ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı özel mülakat vermeye ikna etmiştim.
Koltuğa oturdum... Hostes bir Sabah gazetesi getirdi ve o şaşırtıcı manşeti, o an gördüm:
'PKK ateşkes ilan etti.'
Her gazetecinin hayatında olağanüstü anlar vardır. 22 yaşında Cumhurbaşkanı'ndan özel röportaj kopartabilmek zaten yeteri kadar olağanüstüydü.
Ama o röportajın yapılacağı gün, PKK'nın ilk kez ateşkes ilan etmek zorunda kalması, olağanüstülüğü katmerlemişti.
Terör örgütünün askeri olarak sıkıştırıldığı ve hem Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımızın hem de Kuzey Irak'taki Kürtlerin Türkiye'ye bağlılıklarının siyasi iradenin açılımları sonucu ülkenin gücüne dönüşebileceği bir 'moment'teydi Türkiye...
Sevgili Cumhurbaşkanımız bir planı yazıyor, devletin tüm kurumları ve sivil aydınlar Turgut Özal'ı besliyordu...
Bir ay kadar sonra, onu kaybettik...
Ardından gelen birkaç siyasi kırılma noktasından sonra, Türkiye'nin atmosferi değişti.
Türkiye'yi bir moral, bir bayram, bir güven havası içinde ayağa kaldırmayı düşünen herkesin ve özellikle de Türkiye Cumhuriyeti Devlet Aklı'nın...
'Neler oldu da, bu dönemde, Türkiye'nin her bir vatandaşına yansıyan umut ve güven ortamı çözüldü' sorusuna cevap bulması gerekiyor.
...
1993 tarihli o röportajda yer yer bugün bulunduğumuz noktanın bile ilerisinde kavramsal açılımlar yapmıştı:
'Kimdir Türk? Türkmen mi, Terekeme mi, Laz mı, Abhaz mı, Kürt mü, yoksa bunların hepsinin adı mı' diye soruyordu bana Turgut Bey...
Bugün bu düşünceyi, 'Bir ırkın değil, bir ulusun adıdır Türk' diye özetleyebiliyoruz.
'Kürt sorununda çözüm; vatan, millet, Sakarya retoriğiyle olmaz' diyordu o gün Turgut Bey...
Bugün, işin ekonomik ve kültürel boyutlarını tartışıyoruz...
Daha Orhan Pamuk adı 'genç romancı' idi...
'Nobel mükafatından heyecan duyuyorsan, o millete mensupsun' diyordu o gün...
Bugün, Nobel mükafatından heyecan duymayı, tartışmalı bir konu olmaktan çıkartmaya çalışıyoruz...
...
Bu röportaj yapıldığı zaman yıl 1993 idi.
Aradan geçen onca yılı niçin kaybettiğimizin cevabını bulmak zorundayız.
O yıllarda sevgili Cumhurbaşkanı'mızın yanında bulunanlar, bu yılları niçin kaybettiğimiz konusundaki kanaatlerini halka anlatmakla mükelleftir...
Türkiye'nin artık kaybedecek       zamanı yok.