AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-08-10
Bugüne kadar bu sütunda çoklukla ABD verilerini yakından analiz etmek ile yetindik. ABD 2009 ikinci çeyreğinde sadece yüzde 1 daraldı ve 2009 üçüncü çeyreğinde küçük bir pozitif büyüme yaşayacağı düşünülüyor, yani yola girdi. ABD ile ilgili resmi gelecek tahminleri de FED tarafından 14 Ağustos günü yayınlanacak. Bu nedenle biz de mikroskobu biraz ABD dışına çeviriyoruz. Türkiye büyük çapta AB ve özellikle Almanya'ya endeksli bir ekonomi. Bu nedenle bugünden itibaren Almanya ve euro bölgesi verilerini daha yakından izleyip detaylı bir şekilde sizlere aktaracağız. Ancak önce biraz tarih hatırlayalım. Bugünkü Almanya'yı anlamak tarih hatırlamadan mümkün değil. Bugün bir tarih perspektifi vereceğiz, yarın da ekonominin genel verilerini özetleyeceğiz.
Mayıs 1945 tarihinde Almanya kayıtsız şartsız teslim oldu ve Avrupa kıtasında İkinci Dünya Savaşı sona erdi. Almanya Sovyet Rusya, ABD, İngiltere ve Fransa arasında dört işgal bölgesine ayrıldı. Başkent Berlin de dört bölgeye ayrıldı. ABD, İngiltere ve Fransa işgal bölgeleri (Trizone) 23 Mayıs 1949 tarihinde kabul edilen yeni bir Anayasa ile Federal Almanya Cumhuriyeti (BRD) adı altında birleşti. Sovyet Rusya işgalindeki Doğu Almanya'da da 7 Ekim 1949 tarihinde kabul edilen Anayasa ile Demokratik Alman Cumhuriyeti (DDR) kuruldu. Dört müttefik gücün işgalinde kalan Berlin şehri çevresinde 13 Ağustos 1961 tarihinde yapılan 'Duvar' ile Berlin'in batı bölgeleri DDR'den tümüyle tecrit edildi. 9 Kasım 1989 tarihinde DDR halkının barışçı zorlamasıyla duvar yıkıldı ve Batı-Doğu bölgeleri arasında geçişler serbest hale geldi. 3 Ekim 1990 tarihinde de iki Alman devleti birleşerek bugünkü Almanya ortaya çıktı.
Yeni Almanya'nın Doğu eyaletleri ile Batı eyaletleri arasındaki ekonomik farklılığın kaldırılması için Batı Almanya, başta altyapı yatırımları olmak üzere Doğu eyaletlerine devamlı ekonomik yardım yaptı. Bu yardımın tutarı bugüne kadar 1,6 trilyon euro tutarında. Ayrıca 2005 yılında kabul edilen ve 2019 yılına kadar sürecek Dayanışma Anlaşması gereği Federal Devlet Doğu Eyaletleri'ne 156,5 milyar euro yatırımda bulunacak. Günümüzde Federal Hükümet'in Doğu Eyaletleri için yaptığı sosyal harcamalar yılda 90 milyar euro tutarında. Başbakan Merkel'in geçtiğimiz yıl ekim ayında Dresden'de CDU Parti kongresinde söylediğine göre birleşmenin 40. yılı olan 2030 yılında Doğu ve Batı eyaletlerinde yaşayanlar eşit geçim koşullarına sahip olacaklar.
20 yıla yakın süredir yapılan tüm bu harcamalara rağmen Doğu Eyaletleri'ndeki yoksulluk devam etmekte. Federal İstatistik Kurumu'nun 2007 verilerine göre Doğu eyaletlerinde, yoksulluk sınırının altında yaşayanlar % 19,5 oranındayken, Batı Eyaletleri'nde bu oran % 12,9. En kötü durumda olan Mecklenburg - Vorpommern Eyaleti'nde yoksulluk oranı % 24,3; buna karşılık bu oran Batı Eyaletleri'nden Baden Württemberg'de % 10,0, Bavyera'da % 11,0.
Bu ekonomik uçurum ilginç bir şekilde profesyonel asker olarak Alman ordusunda görev alanlara bakılarak da görülebilir. Bugün Alman ordusundaki subayların % 35'i, astsubayların ise % 28'i Doğu Eyaletleri'nden gelmekte. (82,1 milyon olan Almanya nüfusunun % 80'i Batı Eyaletleri'nde, % 20'si Doğu Eyaletleri'nde yaşamakta). Bu orantısızlık doğuda iş imkanlarının kısıtlı olmasından ileri gelmekte. 'Volkssolidaritaet' tarafından yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre, Doğu Eyaletleri'nde yaşayanlardan % 38'i kendilerinin birleşme dolayısıyla kazançlı, % 23'ü ise zararda olduğu düşüncesinde; % 30 ise bazı konularda kazançlı, birtakım konularda da zararda olduklarını söylüyorlar. Doğu Eyaletleri'nde yaşayanlardan yalnızca % 39'u ekonomik durumlarının 'iyi' olduğunu söylemekteler. Bu oran 1999 yılında % 47 idi. Doğudakiler beklentilerinin tüketim, mesken, seyahat ve özgürlük bakımından karşılandığı düşüncesinde. Buna karşılık, sağlık, gelir artışı, sosyal güvenlik, hakkaniyet ve yaşam koşullarının batıda yaşayanlara eşitlenmesi konularında olumsuz düşünceye sahipler.
Emnid Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre de Doğu Eyaletleri'nde yaşayanlar % 49 oranında DDR'in iyi taraflarının olumsuzluklarından fazla olduğu fikrindeler.
Farlılıklara gelince: Batıda yaşayanlar
% 42 oranında farklılıkların ağır bastığını söylerken, doğulularda bu oran % 63. Birleşmeden hemen sonra 1992 yılında bu oranlar batıda % 52, doğuda % 70 idi. Özgürlükler konusunda ilginç bir sonuç din konusunda görülmekte; verilen cevapların % 30'u din hürriyetinin kısıtlanmasına, cami yapımının yasaklanmasına taraftar. Tüm Alman vatandaşlarının üçte biri bankaların, yarısı ise enerji ve suyun devletleştirilmesini istemekte.
Özetle, birleşmeden sonra Almanya 'hafifçe yaralı' kaldı, tam birleşme olamadı! Global kriz de 'hafif yaraları', 'ağır yaralar' haline getiriyor galiba!
Yarın ekonomi verilerine yakından bakmaya başlayacağız.