AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2009-08-10

kategori2

Ağaydı, maraba oldu

Mehmet Topuz, Kayseri'nin kralı, ağası, paşasıydı. El üstünde tutulurdu.. Yöneticiler, kırılmasın, üzülmesin diye bir dediğini iki etmezlerdi.. Takımı çalıştıran hocalar, oyun kurgusunu onun üzerine yaparlardı..
Sorunu olanlar, Topuz'a gidip yardım isterlerdi.
Çünkü ağaydı, kraldı, paşaydı..
Maçlarda bile dokunulmazlığı vardı..
Sağda, solda, ortada istediği yerde oynardı.. Takımı o yönetirdi..
Ama Fenerbahçe'ye gelince...
Küçük şehrin ağası, büyük şehrin marabası oldu..
İşte sorun da burada..
Fenerbahçe Cumhuriyeti'nde ağalık, paşalık, krallık yok.
Tıpkı; Şener Şen'in, Züğürt Ağa filmindeki gibi, çalışıp ekmeğini taştan çıkaracaksın..
Mehmet Topuz'u dikkatle izliyorum..
Büyük takıma gelmenin heyecanı dışında, takıma girip bir an önce sahaya çıkıp kendini gösterme hırsı en üst düzeyde.. İdmanlarda varını, yoğunu ortaya da koyuyor..
Belki Kayseri'de çalışmadığının çok daha fazlasını Fenerbahçe'de çalışıyor.
Arkadaşları, hocası ile de sorunu yok..
Sıkıntı, ağalıktan marabaya geçişte..
Transferde büyük paralar alıp, sahaya çıkıp kendini gösterememekte..
Çok ince bir yol üzerinde.. Sabırlı olup, daha iyi nasıl oluruma kafa yorduğu an, maraba da olsa ağa muamelesi görür..
Çünkü ağalık, paşalık, krallık verilmez, alınır..
Fenerbahçe'nin Topuz'a ihtiyacı var.. Gökhan Gönül'ün önünde takımın futbolunu bir vites daha büyütür..
Solda Santos, sağda Topuz ile kanatlar makine gibi işler.
Topuz'un da Fenerbahçe'ye ihtiyacı var. Kadıköy onun için milli takıma ve Avrupa'ya giden bir yol olabilir..
Daum da, Topuz'u 'bir yıldız futbolcuya yakışan şekilde, en iyi zamanında, tribünlerin ayağa kalkacak döneminde' oynatmak istiyor..
Kurtlara, kuzulara yem yapmamak için sabırla yoğrulup, pişmesini, patlama noktasına ulaşmasını bekliyor..

Pazarlık 20 milyon eurodan başlar
Güiza, Almanya kampına geldiği gece, Daum ona şöyle demişti;
'Sen Avrupa'nın değil, dünyanın da sayılı golcülerindensin.. Bu sene Fenerbahçe'nin Şampiyonluğu'nda senin de katkın olmasını istiyorum..'
Var mısın!
Güiza'nın kafasında endişeler olmasına rağmen bu sözler hoşuna gitmişti.
Samandıra'da bir kez daha konuştular.. Her idmanda, ilgi, oyun anlayışı Güiza'nın hoşuna gitti, yüreğini kıpır kıpır etti..
Honved maçından sonra Daum'un 'Şimdi bana inandın mı, 20 gol atacaksın' sözüne hak verdi..
Ama Daum, Güiza konusunda çıtayı daha da yukarı çıkardı..
'20 gol demiştim, ama 30'dan aşağı atmazsın..'
Yalnız Daum mu!
12-15 milyon euroyu beğenmeyen yöneticiler de, bu futbolcuyu satmaya hiç niyetleri olmasa da, 'Olası kapılarını çalacak kulüpler için bonservis bedeli pazarlığın taksimetrenin 20 milyon eurodan başlayacağını' da söylüyorlar..

Bir ilke daha imza attılar
Fenerbahçe bir ilke daha imza attı. Kongre'den sonra yönetim, 16 bin kulüp üyesine mektup yazarak 'Projeler üretmek, sorunları çözmek için uzmanlık alanları ile ilgili görüşlerini istedi.. 2 bine yakın kişi başvurdu.
15 günde bir başkan, yöneticiler, şirketlerin genel müdürleri ve sorumlular bir masanın başında oturuyor. Karşılarında da 150-200 kişilik o konunun uzmanları..
Fenerbahçe'nin daha büyümesi, çağdaş olması için eksikler, yenilikler tartışılıyor.. Notlar alınıyor.. Komisyonlar kuruluyor..
Projelerin üretildiği toplantıda üyeler en çok başkanın tavrına şaşırıyorlar.. Ve diyorlar ki, 'Biz seni yanlış tanımışız.. Daha doğrusu medya bize yanlış tanıtmış.. Kavgacı diyorlar, dört saat bizi dinliyorsun. Bazılarımız saçma da konuşsa, doğruları anlatıyorsunuz.' Benim hoşuma gitti, sizinle paylaşayım dedim..

En iyi transfer Kocaman
FenerbahÇe bu sene taraftarını mutlu eden transferler yaptı.. Alınan futbolcularla takım güçlendirildi..
Bunlar yarışma adına güzel hamleler..
Ama gelecek adına ise en iyi transfer Sportif Direktör Aykut Kocaman'dır..
Duruşu, söylemleri, ilişkileri ve futbol bilgisi ile Fenerbahçe'ye kalite farkı getirdi..
Daum ondan övgülerle bahsediyor..Futbolcular bir dediğini iki etmiyor.. Bir ilki yapmak isteyen yönetim ise 'Yolun açık olsun' diyerek her türlü desteği veriyor..
Taraftar ise hayran..
Bu gidişle Aykut Kocaman, yalnız Fenerbahçe'de değil, Türk futbolunda da çok şeyi değiştirecek gibi.

Daum, Fenerbahçe'yi aile yaptı
Bir antrenör, bir takımı bu kadar değiştirir mi!
Koşmayan, canı istediği vakit oynuyor dediğimiz Alex, adam kovalıyor, pres yapıyor.
Oynuyor, oynatıyor..
Şansal Büyüka'nın dediği gibi; Fenerbahçe'nin en iyi transferi.. Güiza yerinde duramıyor..
Küskün Kazım, milli takımdaki havayı yakalamak üzere.
Vederson, Selçuk, Deniz ilk onbirde oynamayacaklarını bilmelerine rağmen küsmüyorlar, formayı kapmak için canla başla çalışıyorlar..
Nedir değişen!
Yalnız saygı mı, sevgi mi!
Yoksa yapılan işten keyif almak mı!
Çalışan da, çalıştıran da, seyreden de mutlu..
Kulübede oturan çekirdek yemiyor.. Oyuna girmek, kendisini göstermek için hocasının gözünün içine bakıyor.. Oyundan çıkan küsmüyor, formasını yere atmıyor. Kimseye hakaret etmiyor.
Giren de, çıkan da huzurlu..
Sorunlar yok mu, var.
Olacak da..
Daum, Fenerbahçe'yi aile yaptı.. Futbolcular da huzur bulunca, sanatlarını göstermeye başladılar..