AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-08-10
Sanatçı kardeşlerimiz son günlerde büyük bir meydan okumaya girişti. 'Türkiye laiktir, laik kalacak' sloganını atarak, memleketin hem Başbakanı, hem Cumhurbaşkanı, hem muhalefet partileri liderleri, hem de Genelkurmay Başkanı ile aynı anda, aynı fikirde mutabık kalarak, muhalefet ettikleri izlenimini yaratmaya çalışıyorlar.
Hiç kolay iş değil.
Her ne kadar muhalefeti oyunlarıyla, resimleriyle, şiirleriyle, romanlarıyla yapamasalar da; bu izlenimci girişimi kutlamak, alkışlamak geliyor insanın içinden...
Koltuklarımız falan kabarıyor.
Gerçi 'Nazım Hikmet, Ruhi Su, Necip Fazıl keriz miydi, bir 'laiktir, laik kalacak' sloganı atıp beş dakikada muhalif olmayı seçmediler de canlarına okundu' diye soranlar çıkıyor, çıkmasına ama...
Onlar, klasik sanat kriterlerine bağlı olduğu için, sanatçılarımızın bugün ulaştığı yüksek aşamayı göremiyor...
Bu yeni akımın; ortada yapıt olmadan, sadece halkın yüzde 99.9'unun mutabık olduğu bir sloganın seslendirilmesiyle varolabildiğini...
Ve sloganı atabilen herkesi sanatçı kıldığını bir türlü idrak edemiyorlar.
Bu Türk sanatında bir sıçrama anıdır.
Tıpkı Türk kübisti Picasso'nun yaptığı gibi bir şeydir...
Ben Picasso'yu da aşarım, diyen Türk ressamı Dali'nin Sürrealizme damgasını vurmasına denk bir girişimdir.
Laik oyun yazarımız Brecht'inki gibi büyük bir katkıdır.
Milli gururumuz Edgar Alen Poe, hatta E.E. Cummings seviyesinde bir parıltıdır.
Sürgünü göze almış James Joyce'u da unutmayalım. O da bir Türk yazarıydı; ne zannettiniz?
Her ne kadar bazı eleştirmenler bu izlenimci arkadaşların, Nazım Hikmet ile Orhan Pamuk'un sanatlarının zekatı bile olamayacağı söylese de...
Nazım'ın ve Pamuk'un laiklikleri ve Türklükleri tartışma konusu olabileceğinden, muhalif Türk edebiyatına ve dünya medeniyetine milli ressamımız Dali, Laik tiyatrocumuz Brecht ve gururumuz Poe kadar katkıda bulunduklarını, biz kendi ağzımızla söyleyemeyiz.
Dünya söylesin.
Bizim sanatta eriştiğimiz nokta, sanatçının 'laiktir, laik kalacak' sloganını atıp atmadığı ile sınanabilecek kadar minimal bir zirvedir.
...
Sen de ey okur...
Delirdiğimi düşünüyorsun ama heyhat! Yanılıyorsun.
Ben ve mahalle kahvesindeki dostum Affan Dayı, 'Türkiye laiktir, laik kalacak' fikrine elbette her Türk vatandaşı kadar bağlıyız.
Denedik, slogan şeklinde de atabiliyoruz.
Dolayısıyla, şimdi tiyatrocu mu oluyoruz, ressam mı; içinden çıkamadık, işte onu tartışıyoruz.
Bir, 'Keşanlı Ali Destanı'ndan daha üstün oyun sahnelemeye gerek duymayan...
Avni Lifij'i aşamadan, sadece slogan atarak sanatçı olabilecek seviyeye erişmiş Türk sanatçıları bizim de elimizden tutacak...
Hak ettiğimiz değeri verecek; bu topluma da, bu devlete de verdireceklerdir, elbette.
Bana Şehir Tiyatroları'ndan olmasa da bir belde belediyesinden maaş bağlanması kafidir.
Affan Dayı'ya kefil olamam....
O, 'Devlet Sanatçılığı'na kadar yolum var' diyor.