AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-08-10

kategori2

Şalom gazetesinde kaçırdığım fırsat

Gazetecilerin bazen açıkladığı çeşitli amaçları vardır. Kimi memleketi kurtarmak amacındadır. Cumhuriyeti korumak da, cumhuriyeti değiştirmek de belirli makul sınırlar içinde kalındığında meşru amaçlar arasındadır. Bazıları makul olanı sıkça aşsalar da bu tür davranışlar günümüz Türkiye'sinde maalesef normal olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
'Babıali ideolojisini yıkacağım, haberin onurunu koruyacağım' türünden büyük iddiaları olanlar da vardır.
Benim baştan beri amacım sadece mümkün olduğunca rahatsız edici olmaktı. Mizah yazılarımı da bu rahatsız etme misyonuna uygun olarak ayarladım. Penis üzerine düşünmenin ölümü düşünmek gibi insanları rahatsız ettiğini bildiğimden bu global rahatsızlığın üzerine mahsus gittim. Tepkiler geldikçe mutlu oldum.
Bunun beni ne kadar mutlu ettiğini anlayamayanlar, bana 'Penis yazarı' dediler. Akıllarınca hakaret edip alaya alıyorlardı. Kendilerinin bir oyunun uvertürü olduklarını göremediler (ve evet benim yazdığım sit-com'da da farkında olmadan rol aldılar).
Böyle geçti zaman... Benim için geçen zamandan kalan tek hatıra ne kavgalar ne polemiklerdir. Sadece ben bazen bazı insanların suratına kondurmayı başardığım gülümsemeyi hatırlıyorum.
Ve rahatsız edici olmayı sürdüreceğim. Üstelik çevreye verdiğim rahatsızlıktan üzüntü de duymuyorum. Yazmaya yörelik bu tavrım açısından kendimi, Borat karakterini yarattıktan sonra şimdi de Brüno ile karşımızda bulunan aktör Sacha Cohen Baron ile özdeşleştiriyorum. O da insanları ne yaparım da maksimum şekilde rahatsız ederim diye düşünüp planlar yapıyor ve uyguluyor.
New York'ta sinemada gelecek programlar bölümünde Brüno'nun fragmanı başlayınca 'Aman Tanrım bu da ne' diye yerimden fırlamıştım. Eşcinsel kültürüne alışık bir insan olduğum halde Brüno'yu beyazperdede ilk kez gördüğümde neler olduğunu kavrayıncaya kadar hafiften paniklemiştim, ya bu adam gerçekten varsa diye. Sonra karakteri kavradım, karakterin keyfini sürmeye başladım. Brüno muhteşem ve hayli abartılı bir eşcinsel Avusturyalı modacıyı oynuyor. 'Normal toplumlarda' 'Normal' insanların rahatsız olabileceği ne varsa onu mahsus yapıyor. Hem de gözümüze sokarak yapıyor bunu...
Bu rolünü kendisine o kadar içselleştirmiş ki; filmi tanıtmak için çıktığı tüm şovlarda kendisiyle yapılan tüm söyleşilerde aynen filmdeki karakter gibi davranıyor. Öyle ki; siz artık gerçeğin nerede bitip rolün nerede başladığını bilemez hale geliyorsunuz. Örneğin; kendisiyle yapılan söyleşide gazeteci 'Angelina Jolie evlat edinerek kendisine çok güzel bir aile kurdu. Peki siz evlat edinecek olsanız hangi ülkeden almayı tercih edersiniz' diye soruveriyor.
Brüno bu sorunun üstüne tam anlamıyla dalıyor ve 'Gelecek mevsim Güney Amerika çocuklarının çok popüler olacağını duydum. Özellikle Brezilya'nın fakir mahallelerindeki bebeklerin gelecek mevsim çok çok çok popüler olacağını söylüyorlar. Burada sadece şu sorun var; yeni çocuk aldıktan sonra eski çocuğunuzu ne yapacaksınız, bu meçhul. Sıkıldığınız küçük köpeklere yaptığınızı onlara yapamazsınız ki... Değil mi yeni köpek geldiğinde eski köpeği fermuarlı bir Louis Vuitton çantasına ağır taşlarla birlikte doldurup bunu Tuna Nehri'ne atabilirsiniz belki ama bebekler söz konusu olunca bu biraz problem olabilir gibi geliyor bana' diyor.
Bu cevap bana eskiden yazdığım bir yazıyı hatırlattı. Yazıda okuyucuya 'Apartman dairelerinden havlayan köpekleri atmak yerine ağlayan bebekleri atsanız daha iyi olur' demiştim. Bir takım anal retentif insanlar bebeklerimizi sokağa atmak istiyor diye bana dava bile açmışlardı!. Ne yapacaksınız, bunun tedavisi yok, tahammül edeceksiniz bazen yoğun aptallığa.

Şalom'da neler olabilirdi?
Yıllar içinde Yahudi cemaatinden ciddi bir okuyucu kitlemin olduğunu biliyorum. Çoğu eğitimli birikimli bu insanlar benim bazen hayli rahatsız edici olabilen tuhaf mizah anlayışıma alışmışlardır.
En son olarak benden Şalom gazetesine bir yazı yazmamı istediklerinde memnuniyetle kabul ettim ve tamamen gayrıciddi bir şeyler yazmak amacıyla işe giriştim. Brüno'yu anlattım orada da. Ama o günlerde Brüno'nun konuşmalarının hepsinden haberdar değildim. Bilseydim o yazıda Brüno'nun özellikle şimdi vereceğim lafını da mutlaka eklerdim yazıya.
Şöyle diyor Brüno:  'Ben son 100 yıl içindeki sadece aykırı davrandığı için çok eleştirilen ikinci Avusturyalı'yım.'
Şalom gazetesindeki bir mizah gazetesine yakışan bir cümleydi bu ama ne yazık ki fırsatı kaçırdım. Çok üzgünüm.

Telefon numaram tamamen değişti
Eski numaramı kapattırdım. Bana eski cep telefonumdan ulaşmanız artık tamamen imkansız. Bunu bilin de mesaj attığınızı sanıp cevap filan beklemeyin.

Tatile çıkıyorum
Sadece denize bakıp hayal kuracağım, okurum ama yazmam. 17'sinden itibaren görüşürüz inşallah...