AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-08-10

kategori2

Enerjinin efendisi

Rus lider Putin'in önceki gün Ankara'da imzaladığı anlaşmaların arka planını deşifre etmemiz gerekiyor. Çünkü bu anlaşmalar, önümüzdeki dönem Türkiye'nin uluslararası alandaki konumunu belirleyecek. Anlaşmaların artı ve eksilerine bakmak için konuyu salt Türkiye-Rusya ekseninden çıkartmak gerek. İşin içinde her şeyden önce ABD de var. Nasıl mı?
***
Türkiye geçtiğimiz ay Nabucco projesine imza atmıştı. Bu proje Kafkas gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçişini sağlayan bir proje. Şimdi Putin ile imzalanan Güney Akım projesi ise Rus gazını Avrupa'ya taşıyor. Nabucco'nun önemli bir amacı Rusya'nın tekelini kırmaktı. Bu nedenle Güney Akım aslında Nabucco'ya alternatif bir proje.
***
Peki ama Türkiye'nin birbirine alternatif iki ayrı anlaşmaya imza atması çelişkili bir durum değil mi? İlk bakışta öyle görünüyor ama Türkiye iyi bir denge politikası yürütürse iki taraftan da kazanabilir. Kazanmak için ABD'nin şu anki pozisyonunu doğru okuması lazım.
***
Washington'un pozisyonu ne derseniz... İşte bunun net bir cevabı yok. Çünkü ABD'de kafalar karışık. Bir yandan Obama 'Rusya ile ilişkileri yeniden başlatmak, temiz bir sayfa açmak istiyorum' diyor. Diğer yandan ise yardımcısı Joe Biden'ı Gürcistan ve Ukrayna'ya gönderiyor. (Biden'in ziyareti iki ülkenin NATO üyeliğine destek için. Oysa Rusya buna kesinlikle karşı)
***
Üstelik Putin'e meydan okumaktan da çekinmiyor Obama. Hatırlayacaksınız, geçtiğimiz ay yaptığı Moskova ziyaretinde muhatabının Putin değil, Devlet Başkanı Medvedev olduğunu söylemişti. Oysa Rusya'da asıl ve tek gücün Putin olduğunu kargalar bile bilir...
***
Bu tabloya baktığımızda görüyoruz ki, ABD Rusya konusunda net bir politika belirleyebilmiş değil. Hatta bu nedenle de panik içinde. Bu panikle geçtiğimiz hafta eski Türkiye Büyükelçisi Mark Paris'i sessiz sedasız Türkiye'ye gönderdi. (Parris şu sıra ABD Dışişleri Bakanlığı'nın boru hatları koordinatörlüğünde görevli.) ABD'li elçi Ankara'da Dışişleri ve Enerji Bakanlığı ile görüştü. Bir nevi ağız aradı yani. Ama somut bir kazanımla dönmedi Washington'a.
***
Kısacası ortada güçlenmek isteyen bir Rusya ve kafası karışık bir ABD var. Bu nedenle Türkiye çok avantajlı. Hem Rus gazının taşınmasına hem Kafkas gazının Avrupa'ya ulaştırılmasına dahil olabilir. Birbiriyle çelişkili gibi görünen politikaları bile kendi lehine çevirip, dört bir yandan kazanabilir.

2 saatlik 'ciddi-porn'
ÖNCEKİ akşam merakla ekranın başına geçtim. Fatih Altaylı, ismi Berlusconi ile seks skandalına karışan eskort kız Patrizia D'Addario'yi Teke Tek programında ağırlıyordu.
***
Program başladı. Kadın güzel. Mesele belli. Ama bu mesele Teke Tek'in formatına uyan bir mesele değil. Beyaz Show'da olabilir ama Teke Tek'te? Altaylı konuyu ciddi bir havaya büründürmeye çalışıyor, soruları uzatıp, içine siyasi kelimeler katıp soruyor. Kadın pek bir şey anlamıyor, alakasız cevaplar veriyor...
***
Sonuçta konu 'seks skandalı'. Bunu ne kadar detaylı ve uzun konuşabilirsiniz ki? Ama Altaylı tam 2 saat boyunca konuştu. Aynı cümleler döndürülüp, dolaştırılıp defalarca kuruldu. Zannettik ki çok yüklü bir para ödenmiş. Ve karşılığı alınmaya çalışılıyor. Öyle de değilmiş. Habertürk yalnızca 4000 Euro vermiş D'Addario'ya.
***
ABD'de birbirinden ünlü Hollywood konuklarını ağırlayan David Letterman bile 20 dakikadan fazla tutmuyor aynı kişiyi ekranda. Bizde neden programlar sakız gibi uzuyor?