AKŞAM GAZETESİ | Dr. Murat Kınıkoğlu | 2009-08-10

kategori2

Biyopsi sonucunu beklemek insanları hasta ediyor

Vücudumuzda tespit edilen ve ne olduğu tam olarak anlaşılmayan şüpheli lezyondan bir doku parçası alıp mikroskop altında inceleme işlemine biyopsi diyoruz. Örneğin, tiroit bezinizin (guatr) içinde görüntüsü hoşumuza gitmeyen bir nodül varsa, memede sert bir düğüm varsa veya cildinizdeki “ben”de durduk yere renk değişikliği olduysa kanser türü bir gelişme olup olmadığını anlamak için biyopsi yaparız. 
Doktorlar için “Şüpheli bir lezyon var, en iyisi bir biyopsi alıp bakalım” demek çok kolaydır. Bir de hastaya sorun bakalım kolay mı? Memesinden parça alınan kadınlar, akciğerinden, karaciğerinden, tiroit bezinden biyopsi alınanlar sonucu alana kadar “ya kanser çıkarsa?” “benden sonra çocuklarıma kim bakacak?” ,”ameliyat parasını nasıl denkleştireceğim?” diyerek uykusuz geceler geçirirler.  
Şüpheli lezyonlara kesin tanı koymak için biyopsi gerektiğini bilmemize rağmen zaman zaman aklıma “ülkemizde biyopsi işlemi biraz fazla mı yapılıyor?” sorusu takılıyor. Tabii elimizde güvenilir istatistikler olmadığı için kendi biyopsi oranlarımızı diğer ülkelerin oranları ile karşılaştıramıyoruz. “Gereksiz biyopsi” oranının yüksek olmasının nedenlerinden birisi doktorların “neme lazım, ben bir şey atlamayayım sonra başım belaya girer” korkusudur. Amerika’da yılda 1.2 milyon meme biyopsisi yapılıyor ve bu biyopsilerin sadece %20’sinde yani biyopsi yapılan her beş kadından sadece birinde kanser çıkıyormuş. Her yıl 960 bin kişiye boş yere sıkıntı çektiriyoruz diyerek kendilerini eleştiriyor, “gereksiz biyopsi” oranını daha aşağı çekmek için ne yapabileceklerini araştırıyorlar. 
 
Radiology dergisinin Mart 2009 sayısında yayınlanan bir çalışmada, biyopsi sonucu beklemenin hastalarda gerginliğe neden olarak bağışıklık sistemlerini bozduğu ve başka hastalıklara kapı açtığı gösterildi. Stres hormonu adını da verdiğimiz, böbrek üstü bezi tarafından salgılanan kortizol hormonu kan basıncı, kan şeker seviyesi ve bağışıklık üzerinde etkilidir. Meme kanseri nedeniyle biyopsi yapılan kadınlarda biyopsi yapılan gün ve sonucun öğrenildiği 6. günde tükürük kortizol seviyesine bakılıyor. Biyopsi alının kadınlara olumlu veya olumsuz kesin bir sonuç verilmesi kortizol seviyesinde düşmeye neden olurken, sonucun belirsiz olduğu, kesin teşhis için daha ileri tetkikler gerektiği söylenen vakalarda kortizol seviyesi yükseliyor. 
Tüm insanlar (çocuklar bile) ölümden korkar ve bu korkusuyla bir şekilde baş etmeye çalışır. Biyopsi teklifinin bizi rahatsız etmesinin nedeni, hepimizde mevcut olan “hastalık” -biraz daha derine gidelim- “ölüm” korkusunu açığa çıkarmasıdır. (Sırf biyopsi önerildiği için depresyona giren hastalar biliyorum.) 
Biyopsi önerilen hastalara birkaç önerim var;
n Herhangi bir tanıyla biyopsi önerildiğinde imkânınız varsa ikinci bir görüş daha alın.  
 
 Her iki doktor da biyopsiden yanaysa “haftaya yaptırayım” veya “tatilden dönüşte yaptırırım” diyerek ertelemeyin. Görünürde paniklemeseniz bile bir an önce sonuca ulaşmanız hem rahatsızlığınıza erken teşhis konması hem de sinir sisteminiz için daha iyi olur. 
 
Bu arada genç meslektaşlarıma da bir mesajım var; biyopsi istediğimiz hastayı rahatlatmak bizim elimizdedir. Hastalar ağzımızdan çıkan kelimeler kadar yüzümüzün ifadesinden ve hareketlerimizden de bazı anlamlar çıkarırlar. Genellikle olayı en kötü tarafından görmeye meyilli oldukları için biyopsiye ikna ettiğimiz hastayı rahatlatmamız çok önemlidir. İncelemeyi yapan patoloji laboratuvarlarına da büyük görev düşüyor. Doktor olarak görevimiz, (ettiğimiz yemin gereği) her hastaya kendi yakınımız gibi davranmak, teşhis ve tedavide imkânlarımız ölçüsünde en hızlı bir şekilde sonuca ulaşmak olmalıdır.