AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-08-10

kategori2

Almanya seçimleri

27 Eylül 2009 Pazar günü Almanya’da Federal Parlamento seçimleri yapılacak. Nasıl Alman ekonomisinin sağlığı, ekonomimizin kısa vadeli bir perspektifte toparlanması için son derece önemli ise, Almanya seçimleri de uzun vadede ülkemizi hem siyasi, hem sosyal hem de ekonomik açıdan son derece etkileyecek bir faktör. 
Bu nedenle seçime yedi hafta kala, ülkemizde yaşayanları en fazla ilgilendiren Avrupa Birliği ülkelerinden biri olan Almanya’nın siyasal durumunu bilmekte fayda var diye düşünüyoruz. 2.700.000 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yaşadığı, ayrıca 690.000 Türk asıllı Alman vatandaşının oy hakkına sahip olduğu Almanya her  yönü ile  ülkemizi derinden ilgilendirmekte.
Bilindiği gibi 2005 seçimlerinden beri Almanya CDU/CSU (Hristiyan Demokrat Partisi) ve SPD (Sosyal Demokrat Parti) tarafından oluşturulan koalisyon tarafından yönetilmektedir. 
Almanya Başbakanı Angela Merkel Türkiye’nin AB üyesi olmasına itiraz etmekte ve “İmtiyazlı Ortaklık” tezini savunmaktadır. Gerek koalisyonun diğer ortağı SPD gerekse parlamentoda muhalefet görevi gören Yeşiller (Die Grüne) ve Sol (Linke) parti de Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemektedir. 
Seçimlerden önce yapılan son kamuoyu araştırmalarının sonuçlarına göz atmadan önce 2005 seçim sonuçlarını hatırlayalım.
2 Ekim 2005 tarihinde yapılan Federal Parlamento seçimleri sonucunda dört yıldır iktidarda olan SPD - Yeşiller koalisyonu seçimleri kaybetti. CDU/CSU % 35,2 oy ile 226 milletvekilliği kazandı. Buna karşılık SPD % 34,2 oy yüzdesi ile 222 milletvekilliğinde kaldı. SPD 2002 seçimlerine göre % 4,2 oy kaybederek 29 milletvekili daha az kazanmış oldu. CDU/CSU birliği de 22 milletvekili kaybetti. Seçimlerde en kazançlı çıkan 2002 seçimlerine göre 52 milletvekili fazla çıkaran Sol Parti oldu. Doğu Almanya’da iktidar partisi olan SED (Sosyalist Birlik Partisi) ve sonra da Birleşmiş Almanya’da PDS (Demokratik Sosyalist Parti) adını alan Marksistler, 2007 yılında Sol Parti (Die Linke) adı altında yeni bir parti ile Almanya’nın politik hayatına girmişlerdi. 
Federal Alman Parlamentosu 614 milletvekilinden oluşmaktadır. Diğer konularda olduğu gibi siyasal yapılaşmada da, Batı ve Doğu eyaletleri farklılıklar göstermektedir. 2005 seçimlerinde Sol Parti Batı eyaletlerinde % 4,9 oy alırken, Doğu eyaletlerinde %25,3 oy almıştır. Almanya’nın bütününde aldığı oy oranı % 8,7 olmuştur. Bu sonuç ile Almanya’nın dördüncü partisi durumundadır.
Almanya’da 690.000 Türk asıllı Alman vatandaşının seçimlerde oy hakkı olduğunu belirtmiştik. Türk asıllı seçmenlerin % 55,5’i SPD’yi, % 23,3’ü Yeşiller’i, % 9,4’ü Sol Parti’yi seçmekte, CDU/CSU seçmenleri % 10,1 ile sınırlı kalmakta, FDP ise ancak % 0,9 oranında oy almakta. Mevcut Federal Parlamento’da beş Türk kökenli milletvekili bulunmakta: Sol Parti’den Prof. Dr. Hakkı Keskin, Sevim Dağdelen ve Hüseyin Kenan Aydın, Sosyal Demokratlardan Lale Akgün ve Yeşiller’den de Ekin Deligöz. 
27 Eylül seçimlerinde kaç Türk asıllı milletvekilinin parlamentoda yer alacağı merak konusu. SPD, Yeşiller ve Sol Parti listelerinde çok sayıda Türk asıllı aday yer almakta. Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir de ilk defa Stuttgart-Süd seçim bölgesinden eyalet listesinden değil, doğrudan adaylığını koymuş bulunuyor. 
7 Ağustos 2009 tarihinde ARD tarafından açıklanan kamuoyu yoklamasına göre, bugün seçim olsa CDU/CSU % 35, FDP (Liberal Demokrat Parti) % 16 oy alarak, Almanya’da çok bilinen klasik koalisyonu olası kılmaktadır. Muhalefet rolü ise % 23 ile SPD’ye düşmektedir. Bu oran SPD için % 11 düşüş göstermektedir. Seçime kadarki yedi hafta içerisinde bu aranın kapanabileceğine kimse ihtimal vermemektedir. Dördüncü parti olarak     % 13 ile Yeşiller ve beşinci parti olarak da % 10 ile Sol Parti görülmektedir. Böylece her iki parti de 2005 seçimlerine göre oylarını sırasıyla % 5 ve %1,3 oranında artırmış görünmektedirler. Dikkat çekici olan Sol Parti’nin Batı eyaletlerindeki % 6 oyuna karşı Doğu eyaletlerinde % 23 oy alabilecek olmasıdır. 
Almanya’daki seçimin sonuçları Türkiye ve Almanya’daki Türkler açısından son derece  önemli. Bu nedenle gelişmeleri yakından izlemeye devam edeceğiz.