Nagehan Alçı nagehan@nagehanalci.com

kategori2

Åžiddetin uzun tarihi

'Mavi dövmeleri
Ve bitmek bilmez yasların çürük izleriyle
Durup ateşe bakıyorlar.
Rüzgar estiÄŸinde hepsi ürperiyor
GöÄŸüsleri deÄŸiyor topraÄŸa

......'

***
Bejan Matur'un yukarıdaki dizeleri Mardin'in Bilge Köyü'ndeki kadınları gördüÄŸümde hissettiklerimi anlatıyor. Sırf o köydeki kadınlar deÄŸil bana böyle hissettiren. Üç gün boyunca Diyarbakır'da, Nusaybin'de ve Mardin'de karşılaÅŸtığım hikayelerin tümü aynı aslında. Åžiddet ve vahÅŸetin normalleÅŸtiÄŸi, yaÅŸam ve ölümün birbirine karıştığı hikayeler...
Bilge Köyü'nde farklı olan yalnızca oradaki kadınların tükeniÅŸlerini fark etmeleri.

***
Birkaç gündür Mardin'de yaÅŸananların DoÄŸu'ya ve töreye mal edilmesi üzerine bir tartışma dönüyor. Dün bizim gazetede MehveÅŸ Evin'in itirazları vardı örneÄŸin. Oradakileri 'uzaylılaÅŸtırdığımızı' söylüyor, ÅŸiddetin töre ya da belli bir coÄŸrafyadan bağımsız olarak var olduÄŸunu ileri sürüyordu.

***
Evet, ÅŸiddet ya da vahÅŸet DoÄŸu ve GüneydoÄŸu coÄŸrafyaları ile sınırlı deÄŸil. Bunu böyle göstermek oraları karikatürleÅŸtirmek olur. Ama orası ile sınırlı olmasa da DoÄŸu'da birçok faktörün birleÅŸmesinden ortaya çıkan ÅŸiddet yoÄŸun olarak var. Bu, hem aÅŸiret kültüründen hem sahiplik iliÅŸkisinden hem de bölgenin yıllardır yaÅŸadığı sıkıntılardan kaynaklanıyor.

***
DoÄŸu'daki ÅŸiddeti göstermek, ÅŸiddetin Batı'da olmadığı anlamına gelmiyor. Bence yaÅŸlıdan gence, güçlüden zayıfa, erkekten kadına doÄŸru ÅŸekillenen ÅŸiddet ile mücadele etmek için onu her anlamda didik didik etmeliyiz. Buna Mardin'deki katliam vesile olduÄŸu için oradan baÅŸladık. Åžimdi sıra 'at-avrat-silah' olarak özetlenen sahiplik iliÅŸkisinden yola çıkarak bu toprakların insanlarının 'güç' kavramı ile kurduÄŸu hastalıklı iliÅŸkiyi Batman'dan İstanbul'a kadar her yerde masaya yatırmada.

***
Bunu yaparken elbette töreden de, DoÄŸu'nun koÅŸullarından da, kadınların üzerinden yürütülen nüfuz kavgalarından da bahsedeceÄŸiz. Ama bunları ÅŸiddetin gerekçesi olarak göstermekten çıkararak..

Röntgenleme fantezisi
GeçtiÄŸimiz hafta Habertürk Gazetesi, Deniz Seki ve Hüsnü Åženlendirici'nin telefon konuÅŸma detaylarını yayınladı. O konuÅŸmalarda ikili sık sık uyuÅŸturucudan bahsediyorlardı. Bu görüÅŸmeler medyaya 'Seki'yi yakan konuÅŸmalar' olarak yansıdı.

***
Seki'nin uyuÅŸturucu kullanmak ve satmak gerekçesi ile cezaevinde olduÄŸunu biliyoruz. Hüsnü Åženledirici ile bir iliÅŸki yaÅŸadığını da biliyoruz. Ama ikilinin medyatik olması ve taraflardan birinin cezaevinde bulunması bize bir çiftin arasında geçen mahrem sohbetleri röntgenleme hakkını  veriyor mu?

***
Habertürk, konuÅŸmaları yayınlayarak özel hayatı ihlal etmiÅŸ olmuyor mu? O konuÅŸmalarda yeni olan Åženlendirici'nin Seki'nin burnunu kırdığı. Bir çift arasında geçen tüm konuÅŸmaları yayınlamak yerine bu ayrıntı haber olarak verilemez mi?

***
Bu ülkede 'mahrem' kavramının yeniden tanımlanması gerekiyor sanırım. Aksi takdirde hepimiz  yatak odalarımıza kadar uzatılan dürbünlerin  kurbanı olacağız. Röntgenleme fantezilerinin önünü alamayacağız.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3