Geçenlerde bir öÄŸlen yemeÄŸinde Figen Batur müjdeledi, 'Murathan Mungan'ın yeni kitabı çıktı' diye, 'Bu sefer düzyazı.'
O gün kalabalık sofrada söylemedim ama aklımdan 'Herhalde artık dergi soruÅŸturmalarına verdiÄŸi yanıtları kitaplaÅŸtırmıştır' diye geçirdim. Zira sıfırdan bir düzyazı kitabı yazmayacağını iyi biliyorum, yayımlanmış bütün düzyazılar da zaten daha kitaplaÅŸmıştı. Kısaca, elde malzeme yoktu.
Sonra birden ampul yandı! 2002 yılına dönüverdim...
'Eskidendi çok eskiden' ÅŸarkısında ÅŸairin 'Hani herkes arkadaÅŸ, hani oyunlar sürerken' diye tarif ettiÄŸi o yıl.
Milliyet yeni atılım çerçevesinde bir Kültür-Sanat eki çıkarmaya baÅŸlamış, ÅŸöhretinin doruÄŸundaki Murathan Mungan'la da her hafta bir sayfa hazırlaması konusunda anlaşılmıştı.
Ortaya çıkan yazıların ne Murathan Mungan mitos'unu böyle yerle bir edeceÄŸini, ne de ÅŸairin kariyerinde kara bir leke olarak kalacağını kimse kestiremezdi tabii ki. Gazete yazılarının böyle bir tarafı var, insanı vezir de eder ama...
Murathan Mungan'ın payına bu yazılar utanılası, saklanılası, arÅŸivin tozlu raflarında bırakılası anı parçacıkları olmalıydı... Zaten yayımlandıktan kısa süre sonra Cihangir çevrelerinde fısır fısır dalgası bile geçilmeye baÅŸlanmıştı.
Gerçi hakkını yemeyeyim, Murathan Mungan'ın bizzat kendisi de o dönem bu yazıların bir türlü oturmadığını, olmadığını söylüyordu arkadaÅŸlarına.
Devam etmesinin tek sebebi vardı: Milliyet iyi para veriyordu. Ama paranın karşılığını alamamanın pişmanlığı vardı patronajda.
Kaldı ki Milliyet'te o dönem ne denense tutmuyordu, kısa süre sonra bu ek de kapandı, Murathan'ın yazıları da bitti zaten.
Unutuldu gitti, diye düÅŸünüyordum ki 'Hayat Atölyesi' ÅŸimdi kitap olarak geri döndü.
Peki neden bu kadar 'utanç verici' yazılardı Murathan Mungan'ınkiler? Çok basit bir açıklaması var: Bu satırlar Murathan Mungan'a yakışmıyordu. Yıllar içinde tırnaklarıyla kazıyarak geldiÄŸi, büyük bedeller ödeyerek oluÅŸturduÄŸu 'ÅŸairin gizemi'ni yerle bir edecek kadar sıradan, yüzeysel ve de hadi bugün artık itiraf edeyim ki fazlasıyla 'sonradan görme'ydi.
Örnekler daha iyi açıklar:
n Gece boyu nereye gittiysem bu tiÅŸört konuÅŸuldu. Sırtında ve tek kolunda yer alan siyah zemin üzerine fosforlu rakamlarla yazılmış çeÅŸitli saatlerin ne anlama geldiÄŸi soruldu. Barcelona yapımı Custo marka bu tiÅŸörtlerden yaz boyu sırtımda çok göreceksiniz, demekle yetindim.
n Antalya'ya gitmeden önce Gucci'den aldığım mayom, büyük geldiÄŸi için verdiÄŸim paraya acımakla, verdiÄŸim kiloya sevinmek arasında yaÅŸadığım deniz kenarı ikilemini, 'medium' büyük geliyorsa elbette sevinmek gerekir, diye bir karara baÄŸladım.
n Changa'nın yemeklerinden memnun kaldım. Özellikle kabak çiçeÄŸine sarılmış eritme peynir çok lezzetliydi. Benim gibi vejetaryenler için hoÅŸ yemekleri var; tatlılara yetiÅŸemedim, çünkü o sırada arka masaların birinde kardeÅŸiyle oturan AyÅŸe Arman'ın yanına geçmiÅŸ laflıyordum.
n Ben bir haftadır hastaydım ve ilk kez sokaÄŸa çıkıyordum. İlkin berberim SavaÅŸ'a tıraÅŸa gittim. Sonra, Dulcinea'da Yıldırım'la buluÅŸtuk. Jülide Kural, masaların birinde gene bir gazeteciyle röportaj yapıyordu. Ne zaman karşılaÅŸsak, biriyle röportajda oluyor. Bir keresinde, Cihangir'imizin gözde mekanı Kahvedan'da arkamdaki masada tam onunla yapılan bir röportaj bitmiÅŸti ki, benim masadaki baÅŸladı.
İşin ilginç tarafı, 'Hayat Atölyesi' kitabını alanlar bu yazıları, bu üslubu, cımbızla ayıklanacak bu cümleleri ve benzerlerini göremeyecekler. Murathan Mungan, kitaba alırken özenle bu kısımlardan arındırmış kitabı. Küsülen arkadaÅŸlar, kavga edilen ve artık konuÅŸulmayan editörlerden de bahsedilmiyor tabii ki.
Peki bu geçmiÅŸi silmek, bu yazıları unutmak, sırf kitaba alındı diye ÅŸairin kendi kendini yeniden icat etmesi anlamına mı geliyor? Yoksa kendi kendisini kandırması mı?
Utanç verici ya da deÄŸil, Murathan Mungan bu yazıları yazdı. Tarihi yok edemeyiz. Çok da haklı bir gerekçesi vardı, para kazanıyordu. Bugüne kadar yazdığı her satırın altına imzasını atmış olmakla övünen bir kalem için bir dürüstlük beyannamesidir bu. Ama kalkıp da gerekçesinin bu olduÄŸunu dillendirmeden bu yazılara ulvi anlamlar yüklemek, edebi payeler vermek niye?
Kendisi de biliyor bu yazıların ne kadar kötü olduÄŸunu, zaten o yüzden ciddi bir filtrelemeden geçirdim. Bu oyun niye?
Üstelik hepimiz çok iyi biliyoruz ki 'Hayat Atölyesi'nde Iris Murdoch, Morcheeba ya da Paul Auster'dan bahsetmek aslında yazılmak istenenenlerin, yani Gucci mayonun bir aracısıydı. O sene en büyük hayali olan astsolistlik taklidi yapıyordu.
O yazıları yok saymakla, o yazıları allayıp bullayıp saf ve bakir okurun önüne birer edebiyat parçaları gibi sunma giriÅŸimini dürüstlükle baÄŸdaÅŸtıramıyorum.
Ama ÅŸair zaten hep kendisini temize çekiyor.
Bütün öykülerinde, ÅŸiirlerinde, denemelerinde, makalelerinde sürekli herkesten daha iyi, bilgili, kültürlü bir Murathan Mungan portresi çizmiyor mu bize? Hemen hemen 'kusursuz' bir portre bu.
Åžimdi de kariyerindeki en büyük 'kusuru' yok etmeye çalışıyor. Beyhude bir çaba bu.
'Hayat Atölyesi' kitabını arÅŸivimde sırf o Gucci mayo türünden yazılar derli toplu bulunsun diye aldım, kitabın yarattığı hayal kırıklığı beni gazete kupürlerini daha iyi saklamaya itti.
Tek cümlelik yanıt
Kültür Bakanı ErtuÄŸrul Günay'ın 'Zeki Müren Türkiye'nin en büyük erkek sanatçısı, Bülent Ersoy ise en büyük kadın sanatçısı seçilmiÅŸti, böyle absürd dönemlerden geçtik' sözüne karşılık 'ErtuÄŸrul Günay'ın Kültür Bakanlığı yaptığı absürd bir dönemden geçtik' cümlesi çok uygun deÄŸil mi?
Liberaller yanılıyor: CHP Atatürkçü olduğu için değil; yeterince olmadığı için eriyor