Allah aÅŸkına kim inanır bu safsatalara, demeyin. İnanmışlar. Hem de koskoca Genelkurmay BaÅŸkanlığı'nın üst düzey mensupları. En azından dinlemeye deÄŸer bulmuÅŸlar.
Dinlemişler ve korkmuşlar. Ya da zaten hep korkarak yetişmişler de bu komplo teorileri ile korkularını pekiştirmişler.
***
Konu, Ergenekon davası sanığı ve Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü (ismi dışında dini hiçbir yanı olmayan kurum) Sevgi Erenerol'un 2006'da Genelkurmay'a verdiÄŸi konferansın içeriÄŸi. Üst rütbeli GK mensuplarına sunulan konferansta Erenerol birbirinden uçuk iddialar ortaya atmış. 'BM Yahudiler'in iÅŸidir', ya da 'Vicdani retçiliÄŸi Yehova ÅŸahitleri aşılıyor' ya da 'İstanbul'un Avrupa Kültür BaÅŸkenti olmasının altında AB'nin İstanbul'u ekümenik baÅŸkent yapma gayreti var' bu iddialardan bazıları. Tüm bu saçmalıkları 'Türkiye'de misyonerlik faaliyetleri' baÅŸlığı altında anlatmış Erenerol.
***
Üzerinden geçen dört yıla raÄŸmen o konferansı dinleyen kimse de ortaya çıkıp 'bizim zamanımıza yazık deÄŸil mi?' diye sormamış. Bu iÅŸte bir acayiplik yok mu?
***
Bu ülkeye en çok gereken ÅŸey 'korku terapisi'. Askere de, koyu İslamcı'ya da, laikçi-ulusalcıya da içine doÄŸduÄŸumuz paranoya kültüründen sıyrılmak için adamakıllı bir terapi ÅŸart. Askere 'iç ve diÅŸ mihrak' öcüsünü unutturacak, koyu İslamcı'ya 'dinsizleÅŸtirme faaliyetleri' masalını yıkacak, ulusalcı-laikçiye 'vatan elden gidiyor' karabasanını yok ettirecek bir terapi.
***
Ama bu, kimsenin iÅŸine gelmiyor tabii. Çünkü otorite saÄŸlamlaÅŸtırmanın en kestirme yolu korku salıp, kendine 'bir ÅŸeylerle savaşıyor' havası vermek.
***
Bu yüzden herkes kendi öcüsüyle çarpışıp duruyor.
Varlığını armağan edenler
'Türk'üm, doÄŸruyum, çalışkanım...' diye baÅŸlayıp 'Varlığım, Türk varlığına armaÄŸan olsun...' diye biten bir ant ile her Allah'ın gününe baÅŸlamak nasıl kuÅŸaklar ortaya çıkarır dersiniz?
***
Birkaç gündür Milli EÄŸitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun ön ayak olması ile 'Andımız'ın deÄŸiÅŸtirilebileceÄŸi tartışması baÅŸladı. Tabii bu tartışmayı hemen 'TürklüÄŸü yok etmeye çalışmak' zeminine çekmeye çalışanlar var. 'TürklüÄŸü yok etmek' de yukarıda bahsetmeye çalıştığım öcülerden biri.
***
'Türk varlığı' nedir? Ona insan kendi varlığını nasıl armaÄŸan eder? EÄŸer kendi ile ilgili birinci tanımlama 'Türk' olmak ise (bakınız, Andımız birinci satır) o zaman Türk varlığı ile kasıt bizzat biz miyiz? Öyleyse kendi varlığımızı yine kendimize mi armaÄŸan edeceÄŸiz?
Ve biz kendimizi her ÅŸeyden önce milliyetimizle mi tanımlamalıyız?
***
Çubukçu'nun önerisi en azından bu soruların cevabını düÅŸünmek için bir vesile. Yeri geldiÄŸinde tek tipleÅŸtirmek için kullanılan, yeri geldiÄŸinde onun dışında kalan kümeyi canavarlaÅŸtıran bize özgü milliyetçilik anlayışını revize etmenin vakti çoktan gelmedi mi?
Fehmi Koru'ya öneriler
Fehmİ Koru bizim Gülay Altan'a bir mülakat vermiÅŸ. FotoÄŸrafta da önüne bir Joop ÅŸiÅŸesi koymuÅŸ. Mesaj doÄŸrudan Oray EÄŸin'e. Malum EÄŸin, Koru'ya 'kolonya kokulu' diyor. Koru da buna 'kolonya deÄŸil Joop kokuluyum' diye cevap vermiÅŸ oluyor o fotoÄŸrafla.
Ancak... Kolonyaya anti-tez olarak Joop iyi bir seçim mi acaba?
***
Joop Homme'un sloganı 'çiçek kokulu bir vücut ve oryantal bir karakter'. Koru kolonya kokusuna itiraz ediyorsa, oryantal bir erkeÄŸi simgeleyen parfüme de itiraz etmeli. Onun yerine çok daha iyi kokular var. Bir dahaki sefere Roberto Cavalli ya da Armani Code ile poz vermesini öneririm.
Liberaller yanılıyor: CHP Atatürkçü olduğu için değil; yeterince olmadığı için eriyor