'Kendi ayağına kurÅŸun sıkmak'. ABD BaÅŸkanı Barack Obama'nın yarın Mısır'da yapacağı konuÅŸmayı en iyi tanımlayan tabir bu. ABD'li lider, Kahire'den İslam dünyasına 'büyük sesleniÅŸi' gerçekleÅŸtirecek. Ancak Mısır öyle bir ülke ki Obama burayı seçtiÄŸi için kendi ile ters düÅŸmüÅŸ olacak.
Neden mi?
***
Bugün El Kaide'nin böylesine bir öcü olarak sahnede olmasının ve dünyanın '11 Eylül öncesi ve sonrası' olarak ikiye ayrılmasının baÅŸ sorumlusu Mısır da ondan!
***
Ülkeyi 1981'den beri Hüsnü Mübarek yönetiyor. Daha doÄŸrusu 'dikte ediyor'. Üstelik bu durum Mısır'ın alışık olmadığı bir durum deÄŸil. Mübarek'ten önce, baÅŸta Enver Sedat vardı. O da 'esip gürleyen' bir liderdi. Kısacası bu ülke 'firavunlar'a alışık.
***
Sedat öldürüldü. Tetikçi, Halid el İslambuli adlı bir İslamcı idi ama onun öldürülmesini planlayan grup içinde Eyman el Zevahiri de vardı. Yani El Kaide'nin beyni. Zevahiri birkaç yıl hapiste yattı ve ardından serbest kaldı. O ve takımı daha sonra Usame Bin Ladin'e katıldılar. Gerisi malum... El Kaide böylece bugünkü El Kaide oldu.
***
O dönem Zevahiri ve adamlarının grubu bir karar almıştı: Mısır örneÄŸine bakarak Arap dünyasındaki diktatörlüklere lanet ediyorlar ve bu diktatörlüklerin bitirilmesi için arkasındaki gücün (yani ABD'nin) yok edilmesi gerektiÄŸini düÅŸünüyorlardı. Ve o dönemden beri bir 11 Eylül planlıyorlardı.
***
Onları tetikleyen, Mısır'ın ABD destekli diktatör rejimiydi. O rejim İslamcı radikal gruplarda 'ezilmiÅŸlik' hissi yaratıyor ve onları provoke ediyordu.
***
Kısacası 11 Eylül'e sürükleyen psikolojinin altında Sedat ve Mübarek'in inkar edilemez etkisi var. Åžimdi ABD BaÅŸkanı Obama,11 Eylül'ün etkilerini silmek ve yeni bir sayfa açmak için Müslümanlar'a yeniden barış çubuÄŸu uzatmak istiyor. Ancak bunu 11 Eylül'ün kaynağı olan bir yerden yapıyor. Bu, olacak iÅŸ mi?
***
Üstelik Mübarek yönetimi Bush politikaları ile öyle iç içe geçmiÅŸ bir imaja sahip ki yeni Amerikan yönetimi ile bu imajı yeniden yaratması imkansız.
***
Obama bu konuÅŸmayı Mısır'dan yaparak uÄŸruna savaÅŸtığı idealler ile ters düÅŸmüÅŸ olacak. Bu nedenle önümüzdeki dönemde inandırıcılık sorunu yaÅŸayacak. Oysa 'büyük konuÅŸma' Endonezya'dan yapılsa hayallere yaklaşılmış olurdu...
S.O.S! Cem Yılmaz'ın ismi var cismi yok
PAZARTESİ akÅŸamı Habertürk televizyonunda AyÅŸe Özgün'ün sunduÄŸu 'Hayatın İçinden' adlı program vardı. Zaplarken tesadüfen gördüm. Programın altında 'Cem Yılmaz Habertürk'te' yazıyordu. O yazıyı görünce Yılmaz'ı izlemek için durdum.
***
Bu arada Özgün'ün solunda YaÅŸar Nuri Öztürk oturuyor. Ekranda Özgün ve Öztürk görünüyor.
***
5 dakika geçti. 10 dakika geçti. Cem Yılmaz ortalarda yok. Bu arada Öztürk hiç durmadan konuÅŸuyor. Yüce Allah'tan giriyor, Atatürk'ten çıkıyor. Özgün arada bir kelime etmek istiyor ama ne mümkün!
***
'Herhalde Cem Yılmaz daha sonra çıkacak' deyip baÅŸka kanala atladım. Aradan yarım saat geçti. Habertürk'e yeniden döndüm. Baktım hala 'YaÅŸar Nuri Öztürk monoloÄŸu' devam ediyor. Ancak bu kez kameraman açıyı geniÅŸletmiÅŸ. MeÄŸer AyÅŸe Özgün'ün sağında da Cem Yılmaz oturuyormuÅŸ!
***
DüÅŸünsenize ünlü komedyeni programa getirmiÅŸler, alttan sürekli anonsluyorlar ama onun ismi var, cismi yok.
***
SaygıdeÄŸer Habertürk yöneticileri: Acilen YaÅŸar Nuri Öztürk'e, tercihen televizyonun pek seyredilmediÄŸi bir saatte, tek başına program yaptırın. Bu program saatler sürsün. Aksi takdirde bu konuÅŸma enerjisi tükenmez!
Bir de bizleri kuru kuru Cem Yılmaz ismi ile kandırmaya çalışmayın! Sıkıcı programları bu yolla cazip hale getirme taktiÄŸi yürümüyor!
Liberaller yanılıyor: CHP Atatürkçü olduğu için değil; yeterince olmadığı için eriyor