EÄŸer ben bir Alevi olsaydım Sabah yazarı Emre Aköz'ü okuduÄŸumda alınırdım; bunun Aleviler'i küçük düÅŸürücü ve suçlayıcı bir yazı olduÄŸunu düÅŸünür ve tepkimi gösterirdim. Tıpkı Güner Ümit protestolarında olduÄŸu gibi Sabah gazetesinin önüne gider ve pankart açar, slogan atardım. O adam oradan atılana kadar da sesimi kesmez, tepkimi sürdürürdüm.
Alevi deÄŸilim. Ama Emre Aköz'e bu tepkiyi göstermek için de sadece Alevi olunması gerektiÄŸine inanmıyorum. Asgari bir insanlık ve etik bilinci bu faÅŸist adama tepki göstermeyi gerektirir.
Evet faÅŸist. Su katılmamış ve açık bir faÅŸist o. Bunu kendi ifadelerinden çıkartıyoruz.
Hadi bakalım, o çok övündüÄŸü Batı ülkelerinde böyle bir yazı yazmaya kalksın, 'HSYK'da Alevi ağırlığı var' diye insanları ikiye bölen, ırkçı, suçlayan bir ifade kullanmaya kalksın.
Bu adamın faÅŸizmi sadece Aleviler'e yönelik de deÄŸil. Çarpık, hastalıklı bir mantığın yansıması. Bugün Aleviler'i hedefine alan, yarın baÅŸka ırkları ve halkları da bu faÅŸist mantığın ekseninde deÄŸerlendirir.
Amerikan yargısında siyahların istatistiÄŸini tutmaya çalışsın bakalım...
Almanya'da 'Yargıyı Yahudiler ele geçirdi' desin...
O adama kendisini ifade etme hakkı verirler mi, bunun hesabını sormazlar mı?
Batı toplumları, geçmiÅŸte faÅŸizmin en kara yüzüyle yüzleÅŸip bundan kendilerine acı dersler çıkarmışlardır. Türkiye'nin de geçmiÅŸinde Aleviler'e yönelik provokasyonlar sonucu birçok yurttaşımız hayatını kaybetmiÅŸ, Cumhuriyet tarihimizde kapkara lekeler oluÅŸmuÅŸtur.
Bu adam diyor ki 'Aleviler deÄŸil miydi Cumhuriyet mitinglerine destek veren.' Ey cahil, bu anlayış deÄŸil midir Çorum'u, MaraÅŸ'ı tetikleyen. O zaman da 'Aleviler, komünistlere destek veriyor' provokasyonu yapılıyordu.
Senin yaptığının farkı var mı ey faşist?
Batı, faÅŸizme karşı önlemlerini çok keskin ve net bir ÅŸekilde almış, çekilen acıların yansımaları eÄŸitim sisteminden basın düzenine kadar kendini belli etmiÅŸtir. Etik, politik doÄŸruculuk bu ÅŸekilde kabul görmüÅŸtür.
Peki ya bizde? Görüyoruz iÅŸte Türkiye'nin en büyük gazetelerinin birinde bir kendini bilmez açık açık faÅŸizm yapabiliyor, Naziler'den farksız bir ÅŸekilde köÅŸesinden insanları fiÅŸlemeye çalışıyor.
Bu adamı bir parazit gibi görüp, yeteri kadar etkili olmadığını varsayıp muhatap almamak asla doÄŸru deÄŸil. Ne kadar küçük olursa olsun faÅŸizm önce bir kıvılcımla baÅŸlar, sonra da yayılır ve birden insanların evlerinin önüne çarpı atıldığı bir sabaha uyanırız.
O yüzden en ağır ÅŸekilde bu adamlara yanıtı vermek gerekiyor... Mümkün olan her türlü tepki kanalından sesimizi ifade etmemiz ÅŸart...
Bu bizim insanlık görevimiz ve ÅŸahsi etikimizin gereÄŸi artık.
İşin acı tarafı ne biliyor musunuz? Türkiye öyle bir hale geldi ki, bu adam gibiler yazar muamelesi görüyor, birileri onları ağırlıyor, el üstünde tutuyor ve düÅŸüncelerine kıymet veriyor. En azından hala kendisini ifade etmesine olanak tanınıyor.
Åžimdi ben de bu adamı ÅŸikayet ediyorum... Hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.
Bu suç duyurusunun adresi kimse o üzerine alsın...
Kamuoyu mu, savcılar mı yoksa Ahmet Çalık mı muhatabım bilmiyorum...
Kim üzerine alınırsa artık... FaÅŸizm en ufak yaÅŸam belirtisi gösterdiÄŸi her yerde üzerine basılıp ezilmelidir...
Bu çaÄŸrım hepinize... Sesinizi çıkarın ve gündelik faÅŸizme boyun eÄŸmeyin... Yoksa ne Alevi çalıştayı inandırıcı olur, ne Kürt çalıştayı.
Yalan merkezinin üyeleri
GeçtiÄŸimiz günlerde yandaÅŸ medya Ergenekon davası kapsamında ifade vermeye giden eski Genelkurmay BaÅŸkanı Hilmi Özkök'ün dost sohbetini yazdı. İddialara göre Özkök orada savcılara 'Türkiye tarihinde kimsenin cesaret edemediÄŸi bir soruÅŸturma baÅŸlattınız' demiÅŸ, savcılar da 'Siz de bugün burada tarih yazacaksınız' diye karşılık vermiÅŸ.
Hilmi Özkök'ün hiçbir askeri teammüle uymayan konuÅŸmaları bir süredir dikkatimi çekiyor. Bir komutanın böyle konuÅŸmaması gerektiÄŸini düÅŸünenlerden biriydim.
Nitekim, Özkök Radikal yazarı Murat Yetkin'e kendisinin böyle bir konuÅŸmasının olmadığını söyledi.
Demek ki birileri yalan yazdı. Kafadan uydurdu, bu sözleri Özkök'ün aÄŸzından çıkmış gibi gösterdi.
Belli ki bunu bir muhabir kendi kendine masa başında oturup uydurmadı; hiçbir muhabir bu iÅŸi kendi başına yapamaz zaten. Bu muhabirin yetki alanını aÅŸar.
O zaman ortada baÅŸka bir 'belge-bilgi merkezi' var demektir. Birileri yalan haber hazırlıyor ve servis ediyor. Üstelik ilgi alanları Hilmi Özkök gibi komutanları bile kapsıyor.
Ne ilginç deÄŸil mi?
FotoÄŸraf servisi baÅŸladı, ardından ses kayıtları, görüntüler derken ÅŸimdi direkt yalan haberler... Bir ÅŸebeke bu iÅŸle uÄŸraşıyor ama kim olduÄŸunu bilmiyoruz.
Ortaya çıkacak mı, merak ediyorum.
Liberaller yanılıyor: CHP Atatürkçü olduğu için değil; yeterince olmadığı için eriyor